ANKARA (AA) - Filistin Akademik Düşünce Platformu, Filistin'de yaşanan soykırımı hatırlatmak, Filistin meselesini gündemde tutmak ve farklı şehirlerden ortak akademik bir ses yükseltmek amacıyla Türkiye'nin 7 bölgesindeki 9 üniversitede 'Yedi Bölge Tek Ses: Filistin Sözlüğü' programı düzenledi. 'Yedi Bölge Tek Ses: Filistin Sözlüğü' programının merkezinde, Filistin Akademik Düşünce Platformunun girişimleriyle hazırlanan ve Anadolu Ajansı (AA) tarafından yayımlanan 'Filistin Sözlüğü' yer aldı. Bu kapsamda Marmara, Ankara Hacı Bayram Veli, Siirt, Manisa Celal Bayar, Bayburt, Süleyman Demirel, Kütahya Dumlupınar, Bitlis Eren ve Hitit üniversitelerinde programlar kapsamında paneller düzenlendi, sergi açılışları yapıldı. Ortak açılış metninin okunduğu programlarla, Ekim 2023'te başlayan Aksa Tufanı ve sonrasında Filistin'de yaşananların yeniden hatırlanması, Filistin meselesinin akademik çerçevede ele alınması ve konunun gündemde tutulması hedeflendi.
- İstanbul Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından, Filistin Akademik Düşünce Platformu ve Anadolu Ajansı (AA) işbirliğiyle düzenlenen 'Yedi Bölge Tek Ses: Filistin Sözlüğü' programında, Filistin meselesi ve iletişimin daha adil bir gelecek oluşturmadaki rolü akademik perspektifle ele alındı. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Doç. Dr. Yalçın Lüleci Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen 'İletişim ve Geleceğimiz: Adil ve Etkili Bir İletişim Düzeni Kurmak' başlıklı programa, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. 'Yedi Bölge Tek Ses: Filistin Sözlüğü' programının açılış konuşmasını, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emin Babacan yaptı. Babacan, Ekim 2023'ten bu yana son üç yılda yaşananların, modern tarihte insanlığın tanık olduğu ağır bir travma ve soykırım olduğunu belirterek, yaşananların başlangıcını yalnızca 7 Ekim olarak değerlendirmenin doğru olmayacağını ifade etti. Ekim 2023 sonrasında özellikle Gazze'de, bilhassa son bir yılda İsrail'in gerçekleştirdiği eylemlerin yalnızca Gazze ile sınırlı olmadığını vurgulayan Babacan, bölgenin tamamında yaşananların anlaşılabilmesi için meselenin 100, hatta 150 yıllık tarihsel sürecine bakılması gerektiğini kaydetti. Babacan, 'Bugün olan biteni anlamak bu tarihi, sosyolojik, teolojik arka planını anlamayı gerektirir ama belki bugün burada bu kısacık zaman dilimi içerisinde bizi ilgilendiren tarafıyla iletişimciler olarak, hakikatin nasıl perdelendiği, aktarıldığı, çerçevelendirildiği ve gerçekten bir iletişim savaşının yaşandığı bu mesele üzerinden kimin hikayesinin nasıl, kim tarafından hangi kavramlarla, tanımlamalarla anlatıldığı bizim ve programımız açısından daha anlamlı.' ifadelerini kullandı. Soykırımın siyonizm, kapitalizm, emperyalizm ve kolonyalizmle olan ilişkisinin ortaya konulabilmesi ve meselenin iletişim çerçevesinde yeniden anlamlandırılabilmesi için kelime, kavram ve tanımların yeniden ele alınarak yapılandırılması gerektiğini vurgulayan Babacan, şunları söyledi: 'Biz de hem bireysel olarak hocalarımız, hem fakülte olarak, Filistin meselesinin belki de bu 100 yıllık hikayenin tamamını elbette ki okumak, yazmak ya da anlatmakta kifayetsiz kalabiliriz. Ama en azından panelimizin başlığında da ifade ettiğimiz adil ve etkili bir enformasyon dünyasının inşasının varlığı için çaba göstermeye devam ediyoruz. Sadece bu etkinliğimizde ya da sadece bu panelimizde değil, yaklaşık iki, iki buçuk yıllık dönemde fakültemizin de ana temalarından, başlıklarından birisi olarak gündemimizde tutmaya devam ediyoruz.'
- 'İnsanlığın ortak hikayesi bugün sadece Filistin ya da Gazze'de yaşayanlar değil'
Prof. Dr. Babacan, bu meselenin sadece Filistin ya da İslam dünyasının, yaşadıkları coğrafyanın meselesi olduğunu düşünmediğini dile getirdi. İnsanlığın ortak hikayesinin bugün sadece Filistin ya da Gazze'de yaşayanlar olmadığını vurgulayan Babacan, 'İnsanlığın geri kalanı olarak hepimize birçok şey düşüyor ki bu anlamda en önemli belki de altını çizmemiz gereken şey gerçekten insanlığın maruz kaldığı başka bir hayat tarzının bile mümkün olamayacağının düşündürülmesi meselesi aslında.' diye konuştu. Filistin Sözlüğü'ne değinen Babacan, şunları kaydetti: 'Kelimelerle, kavramlarla, tanımlarla ve oluşturulan o medyatik ekosistemle hepimize aslında, bütün insanlığa giydirilen bir elbise var. Bunun sökülüp, yırtılıp atılması için hepimizin gerçekten yeniden düşünmesi, kelimeler, kavramlar, tanımlar, dünyaya bakış, hayata bakış, olana bitene bakış konusunda yeniden bir düşünmeye ihtiyacımız var. Bu anlamda insanlık olarak hepimizin sorumlu olduğu, hepimizin sorumluluğu omuzlarında, gönlünde, kalbinde, kaleminde, kelamında her şeyinde hissetmesi gerektiği bir gerçeklikle karşı karşıyayız.' Babacan, şöyle devam etti: 'Burada sağ olsun Filistin Akademik Düşünce Platformu olarak ve onların öncülüğünde belki onlarca hocamızın, onlarca kalem erbabının emek vererek bir katkıda bulunduğu Filistin Sözlüğü, yine Anadolu Ajansımızın özellikle son üç yılda, Ekim 2023'ten bu yana hem ülkemizde hem coğrafyamızda hem dünyada hakikatin sesini duyurmaya çalışan bir ajans olarak, bir kurum olarak varlığı ve yine kelamıyla, kalemiyle, sözüyle, varlığıyla, bedeniyle, boykotuyla bir şekilde bu gerçekliğin ve bu hakikatin yanında yer alan herkesi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.' Programda, Filistin'deki soykırımı konu alan belgesel gösterildi. Daha sonra Prof. Dr. Hediyetullah Aydeniz'in moderatörlüğünde 'İletişim ve Geleceğimiz: Adil ve Etkili Bir İletişim Düzeni Kurmak' başlıklı panel düzenlendi. Panelde, Doç. Dr. Mehmet Latif Bakış, Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç, Doç. Dr. Mehmet Emrah Karadere ve Dr. Öğr. Üyesi Alaattin Aslan konuşma yaptı. Doç. Dr. Bakış paneldeki konuşmasında, 'Filistin nedir?' sorusunu sorarak, şunları dile getirdi: 'Filistin, Yahudiler için bir teolojik vaattir ya da bir teolojik gerekçelendirmedir. Müslüman coğrafyası için bir imtihandır. İnsanlık dünyası için bir vicdani varoluş veya farkındalık durumudur. Orta Doğu coğrafyası için ise bir bütünleşme veya yok olma, savrulma ifadesine kendisinde karşılık bulur. O zaman 'Filistin nedir?' meselesinde, Filistin'in nasıl bu hale geldiğine ilişkin eğer bir imtihan olarak kabul edersek ya da onlar için bir teolojik gerekçelendirme zemini olarak ifade edecek olursak, Filistin'in bugünkü mezalim durumuna nasıl düştü meselesini sorgulamak icap ediyor.' dedi. Oruç ise Filistin'de yaşanan soykırıma ilişkin, 'Modern çağın en büyük katliamı gözümüzün önünde yaşandı ve hala yaşanıyor. Bir ateşkes anlaşması imzalandı. Evet, sözde bir ateşkes var. Bize ne kazandırdı bu? Toplu ölümler olmuyor, münferit saldırılar oluyor ve kayıp sayıları yine üçlü beşli rakamlara düştü ama Gazze'de hiçbir şey düzelmedi.' diye konuştu. Bu kapsamda düzenlenen programlar ve etkinliklerle dikkati hala Gazze'de tutmanın gerektiğini vurgulayan Oruç, 'Bizim ağzımıza almaktan imtina ettiğimiz şeyler İsrail'de siyasetçiler tarafından, kanaat önderleri tarafından, hatta akademisyenler tarafından çok ulu orta söylenebiliyor ve toplum da bunları artık yadırgamıyor. Kabullenmiş durumda, normal. Çünkü 'öteki' olan Filistin. Filistin söz konusu olduğu zaman bunların hepsi mübah durumunda İsrail için.' ifadelerini kullandı. Karadere de Gazze konusunda zihinlerin fark ettirilmeden işgal edildiğini anlatarak, 'Ben zihnimin işgal edildiğini Ekim 2023'de anladım. O zamana kadar bağımsız, özgür düşünüyorum, istediğimi yazıyorum, istediğim bilgiyi üretiyorum, akademisyen olarak istediğim araştırmayı yapıyorum sanıyordum. Bu işgale bir mücadele arayışındaydım. İşte o noktada Filistin Akademik Düşünce Platformu ile tanışma fırsatım oldu. Sözlükte tek bir maddem var, 'Anti-emperyalist Psikiyatri'.' diye konuştu. Aslan ise Filistin Sözlüğü'nün çok kıymetli olduğunu ve arkasında ciddi bir emek bulunduğunu belirterek, sözlüğün ortaya çıkmasında emeği geçenlere teşekkür etti. - Ankara Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fulya Bayraktar, Itri Yerleşkesi Mavi Salon'daki panelin açılışında yaptığı konuşmada, programın yalnızca akademik bir çalışma olmadığını, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanına yönelik güçlü bir akademik iradenin göstergesi olduğunu söyledi. Bayraktar, 273 akademisyen yazarın katkısıyla hazırlanan 630 maddelik 'Filistin Sözlüğü'nün, Filistin'in mekanlarını, sembollerini, şahsiyetlerini ve yaşanan trajedileri akademik yöntemlerle ele alan önemli bir çalışma olduğunu, akademisyenlerin bilgi ve bilim yoluyla hakikatin ortaya konulması konusunda önemli bir sorumluluk taşıdığına dikkati çekti. Daha sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Çelem Esmer moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Yücel Başdemir, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Erdem, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kübranur Ünal ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Abdülkadir Pekel konuşmacı olarak yer aldı. Filistin meselesinin tarihsel, toplumsal, akademik ve insani boyutlarının ele alındığı panelde Filistin'e ilişkin kavramların doğru bilgi ve akademik bir perspektifle değerlendirilmesinin önemi üzerinde duruldu. Program, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdimi ile sona erdi.
- Siirt Siirt Üniversitesi (SİÜ) İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen programda, 'Filistin Sözlüğü' ile ilgili gösterim yapıldı. Programda konuşan SİÜ Rektörü Prof. Dr. Nihat Şındak, Filistin'de yaşanan soykırımın ve zulmün tarihsel bir gelişimi bulunduğunu söyledi. Filistin Sözlüğü'nün önemine dikkati çeken Şındak, 'Bizlere farklı algılar, anlamlar yükleyecek, kelimeler kurduracak olan Filistin Sözlüğü'nün çok anlamlı ve önemli olduğunu ifade etmek isterim. Anne karnında doğmamış, henüz dünyayı görmemiş, kurşunlanmış bir çocuk hangi kelimeyle ifade edilir, bilemiyoruz. İnşallah bu sözlük de hak ettiği anlamı bulur.' dedi. Türkiye'nin 7 bölgesinde bir araya gelmeyi önemli bulduklarını ifade eden Şındak, üniversitelerin böyle bir konuda birlikte hareket edebilmesinin kurumlar arasındaki işbirliğinin de güzel bir örneğini gösterdiğini vurguladı. Şındak, 'Filistin konusunda akademisyenleri ortak çalışmalar etrafında buluşturan Filistin Akademik Düşünce Platformuna, Filistin Sözlüğü'nü yayımlayan Anadolu Ajansına, bizimle aynı heyecanı paylaşan diğer üniversitelerimize ve bütün paydaş kurumlarımıza teşekkür ediyorum.' diye konuştu.
Filistin Sözlüğü Editör Yardımcısı ve SİÜ Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Serpil Pekdoğan Göztok da Filistin'de yaşanan acıların toplumsal hafızada canlı tutulması gerektiğine inandığını söyledi. Gazze'de kadınların ve annelerin yaşadıklarının en acı örneklerden biri olduğunu dile getiren Göztok, 'Filistinli kadınları yalnızca yaşanan zulmün mağdurları olarak anlatmak da büyük bir eksiklik olacaktır. Filistinli kadın aynı zamanda direnişin, direncin ve kültürel devamlılığın taşıyıcısıdır. Toprağına sahip çıkan, ailesini ayakta tutan, geleneklerini yaşatan, nakışlarıyla, yemekleriyle, sanatıyla ve kültürüyle Filistin tarihini nesilden nesile aktaran kadınlar aynı zamanda Mescid-i Aksa'yı, siyonist İsrail'in işgalci, baskıcı, sömürgeci ve şiddet hareketlerine karşı korumak için her daim nöbet tutan murabıtlarıdır.' şeklinde konuştu. Programda açılış konuşmalarının ardından Dr. Öğr. Üyesi Göztok'un moderatörlüğünü yaptığı panele geçildi. Panelde, SİÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülşen İstek 'Kudüs Krallığı: Yakılan Minber', Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Dr. Öğr. Üyesi Kayhan Bayram 'Gazze'de Abluka ve Gözaltında İbadet Kültürü', SİÜ Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Abdullah Baycar 'Filistin Direnişinde Sanatsal Yankılar' ve eğitimci İbrahim Ethem Göztok ise 'Kudüs Şiirleri: Mavi Marmara' başlıklı sunum yaptı. 'Filistin Sözlüğü Sergisi'nin ziyaret edilmesiyle devam eden program, Filistin temalı uçurtma etkinliğiyle sona erdi. - Manisa Manisa Celal Bayar Üniversitesi Süleyman Demirel Konferans Salonu'ndaki programda konuşan Küresel Sumud Filosu aktivisti yazar Ayşin Kantoğlu, Şifa Hastanesi'ne yönelik saldırıya değindi. Kantoğlu, '40 bebek vardı, hatırlıyor musunuz? Saatleri sayıyorduk ne kadar yakıt kaldı, ne kadar süre kuvözdeki o bebeklerin hayatı devam ettirilebilecek diye. Ne 40 bebek kaldı orada ne de ayakta hastane.' ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Haşmet Yazıcı da Gazze'de yaşananları 'sağlık soykırımı' olarak nitelendirdi. Yazıcı, İsrail'in Gazze'deki uygulamalarına ilişkin ise 'Üzerine basa basa söylememiz gerek, İsrail devletinden bahsetmiyoruz. Bu, organize bir suç terör örgütüdür.' dedi. Gazzeli araştırmacı ve eğitmen Abdulaziz Aldaiah ise babasının Mısır'daki Tanta Üniversitesi'nde doktorasını tamamladıktan sonra Gazze'ye dönerek nesiller yetiştirme görevini üstlendiğini, saldırılar nedeniyle yaklaşık 30 kilo verdiğini, ailesinin de açlık ve yoksullukla karşı karşıya kaldığını söyledi. Aldaiah, babasının şu anda enkazın yanındaki bir arsayı kiralayıp ağaçlar dikmeye başladığını ifade ederek, 'Babam bu topraklar bizim ve bu topraklardan hiç vazgeçmeyeceğiz mesajını kendi evlatlarına veriyor.' dedi. Programda, 'Filistin Sözlüğü' tanıtıldı. Konuşmaların ardından sözlükte yer alan maddeler arasından seçilerek hazırlanan 'Filistin Sözlüğü Sergisi' ziyaret edildi.
- Bayburt Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ndeki programda, 'Filistin Sözlüğü' adlı sergi açıldı. Bayburt Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Keskin, programın panel bölümünde, 'Filistin Epistemik Şiddet ve Kavramkırım Meselesi' başlıklı sunum yaptı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Doğukan Öztürk de işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'in gerçekleştirdiği toplu katliamlarla ilgili katılımcılara bilgi aktardı. Bayburt Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Şeyda Büşra Atalan ise 'Epistemik Direniş: Filistin Sözlüğü ve Filistin Akademik Düşünce Platformu' başlıklı sunum gerçekleştirdi. Organizasyonun sorumlusu da olan Atalan, 'Filistin Sözlüğü'nü Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mutlu Türkmen'e takdim etti. Atalan, bağlamından uzaklaştırılan kavramların sorgulanması, Filistin'in tarihsel, toplumsal ve kültürel gerçekliğini daha doğru yansıtan bir kavram dünyası oluşturulması amacıyla panelin organize edildiğini belirtti. Aksa Tufanı ve sonrasında Filistin'de yaşananların yeniden hatırlanması ve mücadeleye devam edilmesi gerektiğini katılımcılara hatırlatmak istediklerinin altını çizen Atalan, 'Akademik bir düşünce seferberliği başlatarak Filistin Akademik Düşünce Platformunu kurduğumuzdan ve sözlük projesini hayata geçirdiğimizden bahsettik. Panelist hocalarımız da sözlük maddeleriyle ilgili önemli konuşmalara imza attı.' dedi. Doğukan Öztürk de Filistin Sözlüğü'nün Filistin davasında kavramsal, akademik, teorik ve bilgi birikimi açısından ciddi bir adım olduğunu vurgulayarak, 'İnşallah bundan sonraki süreçte Filistin'e destek olmak için çıktığımız bu yolda, bilhassa akademik yöntemlerle yürüttüğümüz mücadelelerde Filistin Sözlüğü çok daha büyük imkan ve destek sağlayacaktır.' diye konuştu.
- Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammet Yurtseven, Filistin Sözlüğü'nün akademik dünyada İsrail'in siyonist baskılarla kurmuş olduğu hakimiyeti bir anlamda yerle bir etmenin ilk çalışması olduğunu söyledi. Yurtseven, Filistin Akademik Düşünce Platformunun yapmak istediği çalışmalardan birinin de bu sözlüğü bütün dünyaya yaymak olduğunu vurgulayarak, bir heyetin İngilizce tercüme çalışmalarına başlayacağını ifade etti. Panelde, Süleyman Demirel Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Furkan Taha 'Günümüzde Filistin için Yapabileceklerimiz: Boykotun İslamiliği ve Etkileri', March to Gaza ve Sumud Eylemleri Türkiye Delegasyon Üyesi Dr. Muhammed Raşit Sancar 'Küresel Gazze Eylemleri ve Yaşananlar', Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mehmet Koç 'Gazze Aynasında Bir Hadis' konulu söyleşi gerçekleştirdi.
- Kütahya Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, 'Yedi bölge, tek ses' ifadesini son derece anlamlı bulduğunu belirterek, etkinliğin insanlığın ortak vicdanında derin izler bırakan Filistin meselesini anlamak ve unutturmamak amacıyla düzenlendiğini söyledi. Anadolu'nun yedi bölgesinin farklı kültürel zenginliklere sahip olmasına karşın adalet ve insanlık hususunda ortak bir vicdan taşıdığını anlatan Kızıltoprak, şöyle konuştu: 'Üniversiteler olarak bizim sorumluluğumuz yalnızca bilim üretmek, ders vermek ve diploma sunmak değildir, üniversite aynı zamanda insanlığın ortak meseleleri karşısında düşüncenin, vicdanın ve hakikatin sesi olmalıdır çünkü bilgi, vicdandan ayrıldığında insanlığa hizmet etme vasfını kaybeder. Bilimin ve eğitimin nihai gayesi insanı yüceltmek, insan onurunu korumak ve daha adil bir dünyanın kurulmasına katkı sağlamaktır.' Kızıltoprak, gençlere Filistin'i tarihi, kültürü ve şehirleriyle araştırma çağrısında bulunarak, 'Filistin Sözlüğü' çalışmasının kavramların ve hafızanın korunması bakımından kıymetli olduğunu belirterek, Anadolu Ajansına ve sözlüğün hazırlanmasına katkı sağlayanlara teşekkür etti. Süleyman Kızıltoprak, Türkiye'nin her zaman mazlumların yanında yer aldığını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da uluslararası platformlarda ifade ettiği gibi kalıcı çözümün uluslararası hukuk ile Filistin halkının meşru haklarının korunmasından geçtiğini vurguladı. Akademik dünyanın mensupları olarak barışın, hakkaniyetin ve insan onurunun yanında durmaya devam edeceklerini dile getiren Kızıltoprak, şöyle devam etti: 'Temennimiz Filistin'de akan kanın durması, sivillerin korunması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve bölgede adil, kalıcı bir barışın tesis edilmesidir. Çocukların savaşın sesleriyle değil, okullarındaki ders zilleriyle uyandığı, annelerin evlatlarını kaybetme korkusu taşımadığı, insanların kendi topraklarında güven ve huzur içerisinde yaşayabildiği bir gelecek istiyoruz. Yedi bölgemizden yükselen sesin insanlığın ortak vicdanına ulaşmasını diliyorum.' Moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Sibel Tutar'ın gerçekleştirdiği panelde konuşan DPÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrettin Özler de Filistin Akademik Düşünce Platformunun Aksa Tufanı Bildirisi'ni okudu. Sözlüğün hazırlanmasında Anadolu Ajansının çok büyük katkı sağladığını belirten Özler, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Üç yıl önce birkaç arkadaş, Gazze'de süren şiddete dair akademik ne tür çalışmalar yapabiliriz diye toplandık ve Filistin Akademik Düşünce Platformunu oluşturduk. Bu platform 3 yıldır her hafta perşembe günleri dijital sömürüye de bir boykot olarak bir arayüz üzerinden toplantılar yapıyor. Sumud Filosu'na katılanlar, Filistin'deki aktivistler, orada hizmet veren Türk doktorlar ve akademisyenler, sanatçılar, yazarlar, edebiyatçılar, aklınıza gelecek arkeologlar, herkesin, her kesimden, her ideolojiden insanları bir araya getirip müthiş bir bilgi paylaşım ağı kurdu.' Panelde DPÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Samed Kurban, 'Filistin'de İnsanlık Suçu Olarak İşkence', DPÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Güreçci, 'Uluslararası Hukuk Bağlamında Gazze Meselesi', Doktorant Rakip Yalçın ise 'Ayrılıklar Çağında Birleştirici Bir Dava: Filistin' başlıklı konuşmalar yaptı.
- Bitlis Bitlis Eren Üniversitesi'nde (BEÜ) düzenlenen 'Yedi Bölge Tek Ses: Filistin Sözlüğü' panelinde 'Filistin Sözlüğü' tanıtıldı. Burada konuşan BEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayhan Yılmaz, Filistin Sözlüğü'nün çok kapsamlı ve önemli bir akademik çalışma olduğunu söyledi. Ülkelerin varlıklarını devam ettirmek üzere yeni dünya düzenine göre kendilerini konumlandırdıklarını belirten Yılmaz, 'Kuralsız bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Şunu iddia edebilirim insanlık tarihin hiçbir döneminde insanlar bu kadar kötü yaşamıyordu. Bunu ciddi bir iddia olarak öne sürüyorum. İnsanlar çok kötü yaşıyorlar. Bu etkinliğin Filistin meselesinin tarihteki yerini alması noktasında Müslümanlarda bilinç oluşturması adına hayırlara vesile olmasını diliyorum.' dedi. BEÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tahirhan Aydın ise programın Türkiye'nin yedi bölgesinde yapıldığını ifade etti. 'Yedi Bölge Tek Ses' programı kapsamında vicdanın ve insanlığın ortak sesi olmak üzere bir araya geldiklerini vurgulayan Aydın, 'Üniversitemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilen bu anlamlı etkinliğin zulme karşı duruşumuzu tazelemesine ve bilincimizi diri tutmasına vesile olmasını temenni ediyoruz. İnsanlık tarihinin en acımasız ve sistematik zulümlerinden birine bu topraklarda şahit oluyoruz. Çocukların, kadınların, masum insanların hedef alındığı bu insanlık dramı yalnızca coğrafi bir mesele değil tüm insanlığın vicdan sınavının adıdır.' diye konuştu. Aydın'ın moderatörlüğündeki panelde, BEÜ'den Doç. Dr. Ahmet İşler, Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Sabır Şaybak, Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Uğurlu, araştırma görevlileri Özgür Yılmaz ve Mustafa Akdeniz sunumlarını yaptı. BEÜ'nün akademik ve idari personeli, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve öğrencilerin katıldığı program, Filistin Sözlüğü'nün hazırlanmasına katkı sunanlara teşekkür belgesi takdim edilmesiyle sona erdi.
- Çorum Çorum'da da 'Yedi Bölge Tek Ses: Filistin Sözlüğü' programı gerçekleştirildi. Hitit Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünce İlahiyat Fakültesi Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu'nda düzenlenen program kapsamında 'Filistin Sözlüğü' sergisi açıldı. Programda İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Macid Yılmaz'ın moderatörlüğünde konferans düzenlendi. 'Filistin Sözlüğü'nün editörlerinden Prof. Dr. Metin Uçar, konferansta yaptığı 'Filistin Sözlüğü: Siyonist İşgalin Dilsel Araçlarını Anlamak ve Epistemik Mücadele' konulu sunumunda, Filistin'de yaşananları anlamanın önünde algı ile olgu arasındaki farktan kaynaklanan engeller bulunduğunu söyledi. İsrail'in soykırım yaptığı Filistin halkını kontrol etmek için ördüğü duvarın 'güvenlik duvarı', Filistin halkının evlerini yıkıp yerine kendisine ev yapan İsraillilerin 'yerleşimci' olarak ifade edildiğini anlatan Uçar, şunları kaydetti: 'Filistin Sözlüğü üzerine çalışırken aslında bu gerçeklikten hareket ettik. 'Yaşananla kavramların örtüşmediğini, dolayısıyla bu kavramların yapı bozumuna uğratılması, gerekirse yeni kavramların ortaya çıkarılması ya da mevcut kavramların doğru biçimde kullanılması gerekir' varsayımından hareket ettik ve çalışmamızı bunun üzerine yoğunlaştırdık. Ne dedik? Dışarıdan gelen insanlara 'gaspçı' ya da 'istilacı' dedik. Yerleşimci değil bunlar, gaspçılar. Duvar 'istila duvarı' olabilir, 'utanç duvarı' olabilir ya da 'apartheid duvarı' olabilir ama 'güvenlik duvarı' kesinlikle olamaz.' Toplantıda İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zafer Erginli 'Aksa Tufanı Sonrası Garaudy'yi Yeniden Okumak', Pınar Ayşe Gidiş 'Teknopolitika ve Filistin: Küresel Dayanışmanın Dijital Yüzü', Türkçe öğretmeni Özlem Kantar İrap da 'Filistin'de Eğitim Hakkı: İşgal, Kesintiler ve İnsan Hakkı İhlali' konularında sunum yaptı. Sunumların ardından Uçar, Filistin Sözlüğü'nü Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halil İbrahim Şimşek'e hediye etti.




