Dünya Esnaf ve Sanatkârlar Derneği - Ahi Enstitüsü, Türkiye’de ilk kez esnaf ve sanatkâr odalarının 14 kadın başkanını “Ahiyiz Aileyiz Buluşması”nda bir araya getirdi.
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen proje kapsamında gerçekleştirilen "Ahiyiz, Aileyiz Buluşması", "Anadolu’nun Ahisiyiz, Türkiye’nin Ailesiyiz" projesi kapsamında Öz Finans İş Sendikası Konferans Salonu’nda yapıldı. Toplantının açış konuşmasını Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek yaptı.
Dünya Esnaf ve Sanatkârlar Derneği - Ahi Enstitüsü Başkanı Fehmi Çalmuk’un açış konuşmasında, “Devlet deyince, güven deyince, siyaset deyince, belki bizim abi deyince aklımıza gelen bir devlet büyüğümüz Cemil Çiçek'i aile gibi toplumun temel ana dinamiği konusunda bir toplantıda misafir etmenin gururunu yaşıyorum. Burada İçişleri Bakanlığı'ndan, Ticaret Bakanlığı'ndan, Aile Bakanlığı'ndan bakanlarımız olmasa bile yardımcılarınızın yanınızda tespih tanesi gibi dizilmesini çok arzu ettim. Onları davetiye yaptım. Bakanlarla da konuştum ama beni mazur görün gücüm bu kadarına yetti” diyerek Cemil Çiçek’i kürsüye davet etti.

‘Kurtuluşu sadece particilikte arıyoruz’
Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ahilik ve ailenin önemine dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Kurtuluşu, mutlu bir toplum olmayı, güçlü bir toplum olmayı sadece particilikte partiler üzerinden partiler vesilesiyle arıyoruz. Halbuki gelişmiş demokrasilerde nasıl insan ayağı varsa demokrasilerde de iki ayak var. Bir tanesi partilerdir. İkincisi de sivil toplum kuruluşlarıdır. Hatta zaman sivil toplum kuruluşları partilerden daha önde daha fazla sorumluluk taşıyan bir kesimi ifade eder. Bizde sivil toplumun sivilliği kendinden menkuldür. Ahilik, kardeşlik demektir. Ahi dedik mi başka bir şey çağrıştırabilir. Demek ki ahilik teşkilatı. E biz de 1000 yıldır bu coğrafyada birliğe, beraberliğe, kardeşliğe ihtiyacımız vardır diyoruz. O halde bu teşkilat zaten kardeşliği kurumsallaştırmış, müesseseleştirmiş bir sosyolojik vaka, tarihi bir vaka.”
‘Ahilik müessesini iyi özümsesek bu kadar kanun çıkarmaya gerek yok’
Çiçek konuşmasının devamında ahilik müessesinin iyi özümsenmesi, benimsenmesi gerektiğini belirterek, “Eğer ahilik müessesini iyi özümsesek, iyi benimsesek bu sivil toplum kuruluşlarımız, meslek örgütlerimiz, neticede devlet, devletin tüm kurumları öncelikli bir konu olarak benimsese ve bizler de özümsesek bu kadar kanun çıkarmaya gerek yok. Meclisin sabaha kadar çalışmasına da gerek yok. Türkiye'de şu an 9 bin 500'in üzerinde yürürlükte olan kanun var. Ama buna rağmen Türkiye'nin birçok sıkıntısı var. Batı ülkeleri 3 bin kanunla kamu düzenini sağlıyor. Mutlu bir toplumu inşa edebiliyor. Biz 9 bin küsur kanunla halen bir sürü sıkıntıyı yaşıyoruz. Şu kanunu çıkaralım, bu kanunu çıkaralım özünde ahiliğin temelini teşkil eden değerler olmadığı için, bunu kurumsallaştıramadığımız için toplumumuzda bozulan hususları kanunla düzeltmeye çalışıyoruz.
İkincisi yine üzerinde durmamız gereken bir husus var ki bu coğrafya bizim ebedi vatanımız. Allah bize kazandıranlardan razı olsun. Emeği geçenleri rahmetle, saygıyla anıyoruz. Eğer bu coğrafyada bugün Türk milleti var ise bunun en önemli ayağı ahilik teşkilatıdır. Moğol istilasına karşı direnen her şeyiyle ülkenin birliğini, beraberliğini, Türk milletinin varlığını ayakta tutan ahiler olmuşlardır” ifadelerini kullandı.

‘Ahilik demek neticede eşittir Müslümanlık demektir’
Ahiliğin bir felsefe, bir yaşayış tarzı olduğunu vurgulayan Cemil Çiçek, şu ifadeleri kullandı: “Netice itibariyle ahillik demek neticede eşittir Müslümanlık demektir. Adam gibi Müslüman olmak demektir. Eğer bunu yerli yerine oturtamazsak, istediğiniz kadar kanun çıkarın. Çünkü o kanunu uygulayacak olanlar eğer ahlaksız olursa istediğiniz kadar en mükemmel kanunu çıkarın. Mesela bugün Türkiye'de mahkemelerdeki ihtilafların çok önemli bir kısmı tüketici haklarının ihlali ile ilgili husustur. Peki tüketici mahkemelerine insanlar niye başvurur? Arabuluculuğa niye başvurur? Aldığı mal hilelidir. Aldığı mal çürüktür, yediği içtiğinde sıkıntı vardır. Eskiden bu düzeni sağlayan ahilik teşkilatıydı. Şimdi onun adı var. Kendisi olmadığı için biz başka türlü yollarla bunu düzeltmeye çalışıyoruz.
Toplantı sonunda Dünya Esnaf ve Sanatkârlar Derneği - Ahi Enstitüsü Başkanı Fehmi Çalmuk, Cemil Çiçek'e Ahilik Vefa Beratı takdim etti.
‘Aile yoksa devlet yok’
2025 yılı devlet olarak da aile yılı olarak kabul edildi. Hatta bunun bir yıl olması doğru olmaz. Bu 10 yıl olsun denildi. Bu türlü konular devlet olarak ilan ediyoruz. Toplumun dikkatini çekiyoruz. Önem verilsin istiyoruz. Herkes bu işin, bu kavramın, bu yılın önemini iyi anlasın diyoruz ama bir yıl geride kaldı. Aklınızda ne kaldı aile yılı ile ilgili? Dedin söyledim ya 100 binden fazla kuruluş var, meslek örgütü var, sendikalarımız var, vesairelerimiz var. Hepsinde Allah'a şükür imkanları da var. Yani ben bir şey yapacaktım, imkanım yoktu. O beynamaz özrüdür. Bey namaz özrü. Yani adamın namaz kılmaya niyeti yoksa elim ağrıyor, kolum ağrıyor vesaire. İşte ahilik-aile kavramlarının arasındaki sebep sonuç ilişkisini iyi kuramadığımız için karşımıza çıkan problemlerle daha huzursuz bir toplum olmaya çalışıyoruz.
‘Diziler aileyi de ahiliği de bertaraf ediyor’
Şiddet, uyuşturucu ve mafyayı özendiren diziler nedeniyle çocukların suça itildiğini, aile ve ahilik kavramlarının zarar gördüğüne dikkati çeken Çiçek, şu değerlendirmeyi yaptı, “Yayımlanan televizyon programları ve televizyon dizileri aileyi de ahiliği de bertaraf ediyor. Atom bombası atsanız topluma bu kadar zarar veremezsiniz. Çoluğunuzla, çocuğunuzla rahatça seyredeceğiniz kaç dizi var, TRT dizileri dışında. Bu tür yayınlarla şiddet, uyuşturucu, mafya özendiriliyor, suça itilen çocukların sayısı artıyor. Her gün dizilerde onlarca insan ölüyor, uyuşturucu özendiriliyor, nikahsız birliktelikler özendiriliyor. Nikahın yerini düzeyli birliktelik adı altında toplumu yozlaştıran, aileyi yozlaştıran, ahillik felsefesine dinamit koyan bir anlayışla toplum bozuluyor. Bu toplumun sadece altyapıyı yaparak, sadece milli geliri artırarak ayakta kalma şansı olmaz. Onun için bugün sizin attığınız adım inşallah ilgili yerlerde, ilgili kuruluşlar nezdinde de itibar görür, ilgi görür."
‘Bütün mesele ne yapacağınızı bilmektir’
Çiçek, asıl meselenin ne yapacağın bilmekten geçtiğini belirterek, “Bakanlığın ötesinde dedim ya bu işler, bu sosyal politikalar, kültürel politikalar büyük ölçüde sivil toplumun işidir. Meslek örgütleri de dahil buna. Onlar sadece mesleki faaliyetlerde değil. İşte bu değerlere karşı sorumluluğumuz var. Tarihe karşı sorumluluğumuz var. Milletimize karşı sorumluluğumuz var. İnancımıza karşı sorumluluğumuz var. Bu kadar olumsuz sonuçlar ortadayken sırtımızı dönebiliyorsak, gözümüzü kapatıyorsak istediğiniz kadar bakanlık kurun, istediğiniz kadar teşkilat kurun. Sadece devleti şişirmekten başka bir işe yaramaz. Onun için bakanlık olur mu? Olursa bir mahsuru yok. Ama ne yapacağı o çok önemli. Kanunlaştırarak işte demin söyledim kanun olmasına gerek yok. Ahilik teşkilatı kurulurken Selçuklu döneminde vesairede bu iş bir kanun meselesi değil ki. Kanunun ötesinde kanun bizim zihnimizde, beynimizde bu işin önemini kavramaktır.
‘Kol kırılır yen içinde kalır ama ahilikte papucu yukarıya atıveriyorlar’
İnsanlık bir aileden geliyor. Değil mi? Hazreti Adem, Hazreti Havva'dan geliyoruz. Biz buna inanıyor İnsanlık bir aileden geliyor. Aile en tabii kurum. Aile yoksa nesiller arasında kopukluk olur. Aileyi doğru dürüst bu manada yerli yerine oturtamazsak siz kendi torunlarınızla, çocuklarınızla anlaşamazsınız. Türkçeyi orada öğrenir. İnsani değerleri orada öğrenir. Ahlaki değerleri en evvel orada öğrenir. Ama aile bu manada görevini yapamıyorsa şu veya bu sebeple o zaman bu toplumun her alanında sayısız katlanarak giden problemlere sebebiyet verir. Onun için diyorum ki ahilik ve aile kavramını yan yana getirmekle en doğru işi yapmışsınız. Bu iki kavramın içini iyi doldurabilsek, bu iki kavramın ifade ettiği sorumluluğu iyi idrak edebilsek o zaman bu kadar kanun çıkarmaya gerek yok. Bu toplum daha huzurlu. Bu kadar mahkemelere de gerek yok. Bu kadar polise, jandarmaya da gerek yok. Kendi teşkil etti. Bakın şimdi ahilikle günümüz anlayış arasında ne fark var? Mesela biz de bir kol kırılır yen içinde kalır diye bir atasözü var. Bu kol kırılır, yen içinde kalır sözü sadece aile içi problemler için kabul edilen bir husustur. Gelininizle kavga etmişsiniz, kardeşler arasında kavga olmuş sanırsınız. Onu sokakta başka yerde konuşmak yerine onu aile içerisinde çözün. Çünkü olmadığı takdirde aile itibar kaybeder ve başka türlü sıkıntılar ortaya çıkar. Biz bunu tutmuşuz. Kol kırılır yeni içinde kalır. Neden? filanca meslek mensubu yemediği halt kalmıyor. Aman bizim meslektaşımız onu koruyalım. Buna siyaset de dahil. Halbuki ahilik teşkilatında yanlış yapan, hatalı mal satan vesaire pabucunu yukarıya atıveriyor. Hiç kol kırılır yeni içinde kalır demiyor. Dama atıyor. Herkes görsün. Bu adam hileli mal yapan, aldığı ücreti, yaptığı işi hakkıyla yapmayan adamdır deyip kendisi teşhir ediyor. Bakın şimdi aradaki farka bakın. Kol kırılır, yen içinde kalır. Onun için yani bu felsefeyi hakikaten başkaları yapıyor. Bunu kanun haline getirmiş, müessese haline getirmiş batı ülkeleri. Bizde de çok fazla kurum eksikliği yok da sorumluluk eksikliği var. Yeteri kadar sorumluluk taşımıyoruz.”
Toplantı sonunda Cemil Çiçek'e Dünya Esnaf ve Sanatkârlar Derneği - Ahi Enstitüsü Başkanı Fehmi Çalmuk tarafından Ahilik Vefa Beratı takdim edildi.
Toplantıya TESK Başkanı Bendevi Palandöken, Öz finans İş Sendikası Genel Başkanı Ahmet Eroğlu, Türkiye Ağaç İşleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Taklacı, Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin başkanı Hüseyin Kılıç, Eskişehir Tornacılar Oto Tamirciler Küçük Sanayiciler Esnaf Odası Başkanı Adnan Karamanlı katıldı.
Buluşmaya katılan kadın başkanlar; ailenin ve çocukların korunması, kadına yönelik şiddetin engellenmesinde esnaf ve sanatkârın rolünü tartışırken mesleki eğitimi de masaya yatırdı.
Buluşmaya kimler katıldı?
• Gaye Yardımcı: ATO Eski Genel Müdürü
• Ayşe Aydın: İstanbul Güzellik Uzmanları ve Güzellik Salonu İşletmeleri Esnaf Odası Başkanı
• Pınar Gören: Akhisar Lokantacılar, Köfteciler, Tatlıcılar Esnaf Odası Başkanı
• Emine İleri: Bayrampaşa Bakkallar, Mezeciler ve Tekel Bayileri Esnaf Odası Başkanı
• Meltem Dur: Fatsa Giyim Eşyaları Esnaf Odası Başkanı
• Hesna Korgan: Kuaför ve Güzellik Uzmanları Birlik Beraberlik Dayanışma ve Kalkınma Derneği Başkanı
• Ferihan Karasu: İstanbul Tekel ve Gazete Bayileri Odası Başkanı
• Nazmiye Dursunlar: Safranbolu Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı
• Nurhan Güdücübaş: Eskişehir Terziler Odası Başkanı
• Terlan Kaya: İstanbul Sahne, Perde, Film, Eğlence Yerleri Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı
• Gülay Şele: İstanbul Reklamcılar Esnaf Odası Başkanı
• Mehlika Gider: Kadın İşverenleri ve Sanayicileri Derneği (KASİDER) Başkanı
• Sema Ersoy: Eskişehir Saatçiler Esnaf Odası Başkanı
• Eda Yıldız Karadağ: Bayrampaşa Erkek ve Kadın Berberler Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı




