ANKARA (AA) - Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 4688 sayılı yasanın, mevcut haliyle kamu görevlileri sendikacılığına ilişkin yükü taşıyabilecek boyutta olmadığını belirterek, 'Uluslararası hukuku dikkate alarak yeniden gözden geçirilmesi ve reforme edilmesi şarttır.' dedi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un katılımıyla, Memur-Sen ile Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi işbirliğinde, Kızılcahamam'da bir otelde '4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu-Yargı Kararları ve Hukuki Tartışmalar' sempozyumu düzenlendi.
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, konuşmasında, memurların toplu sözleşmeleriyle ilgili çok ciddi yargı kararları olduğunu ifade ederek, bu kararların nitelikli bir şekilde tartışılması için sempozyumu yaptıklarını söyledi.
4688 sayılı kanunun 2001'de yürürlüğe girdiğini anımsatan Yalçın, yasanın 2010'da toplu sözleşme hakkını da içerecek şekilde revize edildiğini anlattı.
Yalçın, yasanın yürürlüğe girdiği dönemde, 3-5 toplu sözleşme sonrası tıkanacağına ilişkin tespitte bulunduklarını hatırlatarak, bugün o tespitin ne kadar doğru olduğunu gördüklerini dile getirdi.
Bugüne kadar 8 toplu sözleşme yaptıklarını ve bunların 4'ünün uzlaşma, 4'ünün ise uzlaşmazlıkla sonuçlandığını aktaran Yalçın, 'Geldiğimiz nokta itibarıyla şunu çok net olarak söylüyoruz ki 4688 sayılı yasa, mevcut haliyle kamu görevlileri sendikacılığına ilişkin yükü taşıyabilecek boyutta değil. Uluslararası hukuku dikkate alarak yeniden gözden geçirilmesi ve reforme edilmesi şarttır.' dedi.
- 'Yetkin bir toplu sözleşme sistemimiz yok'
Konfederasyon olarak yasanın eksik ve sorunlu taraflarına ilişkin raporlar hazırladıklarını, sempozyum, kongre, çalıştaylar düzenlediklerini belirten Yalçın, 7. Dönem Toplu Sözleşme'de, yasanın değiştirilmesiyle ilgili çalışma yürütüldüğünü ancak bunun tamamlanamadığını söyledi.
Yalçın, 8. Dönem Toplu Sözleşme'de yasayla ilgili aynı sıkıntıları yaşamaya devam ettiklerini ve bu sözleşmenin de 'kriz' ile bittiğini ifade ederek, son toplu sözleşmede bu yasanın çalışılmasına ilişkin madde bulunduğuna dikkati çekti.
Yasanın, sendikal zeminini zayıflatan, adil pazarlığı engelleyen sorunlu alanları olduğunu belirten Yalçın, şu ifadeleri kullandı:
'İşçiye tanınan grev hakkı mevcut haliyle memura tanınmadığı gibi grev hakkı, adil şartlarda toplu pazarlık için aslında şart. Kanundaki yasaklar nedeniyle örgütlenme özgürlüğü ILO standartlarının çok uzağında. Örgütlenme yasakları yaklaşık 1 milyon çalışanı örgütlenme hakkından mahrum bırakıyor. Yetkin bir toplu sözleşme sistemimiz yok. 1000'e yakın maddenin görüşüldüğü toplu sözleşmenin hakem dahil 30 günlük süresi hiçbir meseleyi hakkaniyetli bir şekilde tartışmaya, müzakere etmeye ve sonuçlandırmaya müsaade etmiyor. Doğru düzgün bir tutanak sistemi yok. 'Bakanlık tarafı tutuyor tutanağı' deniliyor. 5. Dönem Toplu Sözleşmede hakeme giderken 'Öyle bir tutanak yok. Uzlaşmazlık üzerinden herkes ne biliyorsa yazsın, götürsün, hakem karar versin' denilerek, tutanaksız bir şekilde hakem süreci yaşandı.'
- 'Toplu sözleşmenin özerkliği sürekli ihlal ediliyor'
Yalçın, 'Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun da tarafsız, bağımsız ve adil karar verme yetkinliğine sahip olmadığını' dile getirerek, alternatif uzlaştırma yolları, arabuluculuk sisteminin de sürecin içerisine alınmadığını bildirdi.
Toplu sözleşme kazanımlarının güvencesinin olmadığını kaydeden Yalçın, toplu sözleşme hükümlerinin idari kararla iptal edilebildiğini, çeşitli gerekçelerle uygulanmadığını ve farklı yorumlanarak kazanımlara 'halel' getirildiğini söyledi.
Yalçın, toplu sözleşmenin özerkliğinin sürekli ihlal edildiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
'Birçok kurum toplu sözleşme hükümlerini uygulayıp uygulamamak konusunda inisiyatif hakkına sahip olduğunu düşünüyor. Oysa Anayasa'nın 128. Maddesi'nde kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleme yetkisi toplu sözleşmenin taraflarına bırakıldığı halde, ister tarafların uzlaşması isterse hakem kurulu kararıyla olsun, toplu sözleşme hükümleri kesin olduğu halde, kanun olmamakla birlikte kanun gibi hüküm doğurduğu halde, Resmi Gazete'de yayımlandığı halde, tarafların birisi doğrudan doğruya yürütmenin yani hükümetin temsilcisi olduğu halde Sayıştay, Maliye Bakanlığı ve birçok kamu kurumu, toplu sözleşme hükümlerini inisiyatif alabilecekleri alan olarak görüyorlar ve bunu toplu sözleşmenin özerkliğini zedelediğini, anlamsızlaştırdığını bile bile yapabiliyorlar.'
Kanunların sosyolojiye uyumlu olması, değişen koşullara göre yenilenmesi gerektiğini belirten Yalçın, aksi takdirde yasanın ihtiyaca cevap veremez hale geleceğini ve bugün tam da bunun yaşandığını söyledi.
Yalçın, kanunla yaşanan sorunların ortada olduğuna işaret ederek, 'Onun için kanunun yerine sıfırdan bir kanun yapılması, Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır bir yasa için herkesin sorumluluk alması gerektiği bir zemindeyiz ve bu konuda bir reforma ihtiyaç var. Sıfırdan bir çalışma gerekiyor.' dedi.
- '4688 sayılı kanunun yeniden ele alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır'
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu ise geçen yıl ilkini gerçekleştirdikleri bu sempozyumun, akademik katkılar ve uygulamaya dönük tartışmalar bakımından son derece verimli bir zemine dönüştüğünü anlattı.
Sempozyumda, yargı kararları ışığında 4688 sayılı kanunun ortaya çıkardığı sorunların ele alınacağını belirten Köseoğlu, şöyle konuştu:
'Bugün gelinen noktada, açıkça ifade etmek gerekir ki 4688 sayılı kanunun bazı hükümleri hem yargı kararları hem de uygulama deneyimi ışığında yeniden ele alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle yakın zamanda yürütülen 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde, kanundan kaynaklanan yapısal sınırlamaların ve tıkanıklıkların daha görünür hale geldiği bir dönem yaşanmıştır. Toplu sözleşme masasının işleyişi, tarafların konumu, uyuşmazlıkların çözümünde başvurulan mekanizmalar ve grev hakkının yokluğu gibi başlıklar, artık ertelenmesi güç tartışmaları olarak karşımızda durmaktadır.'
Sempozyumun yalnızca mevcut durumu tespit eden değil, aynı zamanda yeni model ve çözümlerin de tartışılabildiği bir düşünce zemini oluşturmasını kıymetli bulduğunu bildiren Köseoğlu, uluslararası normlar, ülke uygulamaları ve yargı işletmeleriyle desteklenen bu tartışmaların, kanun değişikliği ihtiyacına yönelik sağlıklı bir perspektif sunacağına inandığını dile getirdi.
Konuşmaların ardından yargı mensupları, akademisyenler, sendikacılar ve hukukçuların katılımıyla milyonlarca kamu görevlisi ve emeklisinin sendikal hak ve özgürlükleri ile mali ve sosyal haklarını belirleyen toplu sözleşme sistematiğinin düzenlendiği, 'Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun ele alınacağı sempozyuma geçildi.




