Fenerbahçe adeta bir yarı final maçına çıkıyordu. Kazanmaktan başka bir opsiyonları asla yoktu. 3 puan sarı lacivertlileri maç fazlasıyla lider yapacak, stres yükünü de fazlasıyla Galatasaray'ın üzerine yıkacaktı. Yani maçı galip bitirmek Fenerbahçe adına her yönüyle "win-win" - "kazan-kazan" demekti.
Rakip Rizespor'du ve son haftaların flaş takımıydı. Son iki maçında Gaziantep ve Samsunspor'u yenmişlerdi. Moralleri yerindeydi. Onca sarı kart riskine rağmen Tedesco rotasyona gitmemişti.
Fenerbahçe baskılı olmasına rağmen tempo da gol pozisyonu da yetersizdi. Tek önemli tehlike Kerem ile yaratılırken, Rizespor adına benzer bir gol pozisyonu da Ali Sowe ile geldi. Fenerbahçe kenarları çok etkili kullanamazken, Gendouzi'nin ortaları zayıf kaldı.
İkinci perde sürpriz bir golle başladı. İlk yarıda golle tanışamayan Sowe skorda dengeyi bozdu. Bu gole karşılık Levent ve Musaba oyuna dahil olsalarda, fazla etkili olamadılar. Bu iki değişiklikten sonra şampiyonluğa oynayan takım sanki sarı lacivertliler değil de beyazlılar gibiydi. Rizespor tiki taka futbolu oynamaya başlamış orta sahayı hakimiyetine almıştı.
FENERBAHÇE'NİN KENAR YÖNETİMİ YETERSİZ!
Yapılacak müdahale belliydi ve Tedesco'nun maçı çevirmek adına başka bir çaresi de kalmamıştı; Şerif çıkıp İsmail oyuna girecek ve Fenerbahçe hem orta sahayı hem de oyunu rakibinden geri almak adına İsmail - Kante - Gendouzi üçlüsüyle maça hükmedecekti. Hoca 10 dakika gecikse de, bu değişikliği yaptı.
Bu değişiklikten sonra önce penaltı ve ikinci gol geldi fakat rakip bir eksik kalmasına rağmen yine oyun ve pozisyon üstünlüğünü kotaramadı Fenerbahçe. Bu tarz maçlarda en azından iki farkı yakalamazsanız, her an beraberlik golü yeme riski ile karşı karşıya kalırsınız. Fenerbahçe, Kasımpaşa maçında yaşadıklarını bire bir aynısını yaşayınca, ayağına gelen altın fırsatı yine tepti. Sen sahanda Göztepe, Rizespor, Kasımpaşa'yı yenemiyorsan, deplasmanda ligin dibine demir atmış Karagümrük'e yeniliyorsan, şampiyonluğu hak etmiyorsun demektir.
Gecenin Notu: Fenerbahçe'nin finalleri yapamadığı aşikar. Final niteliğindeki her maçta puan kaybettiler. Sezonun ilk yarısında Alanya maçında olmayacak hatayı yapan İrfan Can Eğribayat'tan sonra Ederson'un Rizespor'a karşı yaptığı hata da affedilmeyecek cinstendi. Fakat Ederson'un hatasına kadar yine kronik hastalık nüksetti ve ilk devre çöpe atıldı. 2-1'den sonra üçüncü gol düşünülmedi ki rakip bir eksikti.
Bu arada şu soruyu da sormak gerekiyor; Musaba ile hocanın arasına karakedi mi girdi? Bire birde rakibi geçecek ve düzgün orta yapacak tek oyuncu Musaba iken ısrarla 11'de oynamaması anlaşılacak gibi değil. Montella, Oğuz Aydın'ı milli takıma çağırmasa, Oğuz defterden resmen silinmiş görünüyor. Tedesco ve ekibinin yetersiz olduğunu düşünüyorum. Bu kaçıncı kaçan şans şampiyonluk adına? Yazık!