0

CHP'nin son kurultayı delegeleri başta olmak üzere vatandaşa cesaret verdi mi bilinmez ama beni tedirgin eden hususlar var. İstanbul il başkanlığına getirilen sokak eylemlerinin kaptanının feminen tavrı, bir süredir Kemal Kılıçdaroğlu'na sirayet etmiş, 'Adalet Yürüyüşü'nden başlayarak ille de 'sokak' demektedir. Delegelerin 'Mustafa Kemal'in askerleriyiz' sloganlarına bile Kılıçdaroğlu aklında fikrinde olan sokaktan hareketle cevap veriyordu:

'Kim despot yönetim istiyorsa halkın direnme hakkı vardır ve direnme hakkı kutsaldır. Mustafa Kemal Atatürk, Bursa nutkunda 'Türk genci devrimlerin ve Cumhuriyetin bekçisidir' der. Bunların doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. 'Bunları küçük düşürecek en küçük kıpırtı duyduğunda bu ülkenin ordusu ve polisi vardır demeyecektir. Elinde ne varsa onunla koruyacaktır' diyor.'

'Mustafa Kemal'in askerleri' sloganları altında Ak Parti hükümetini, oy verenlerini işgal orduları gibi görüp 'Bu kurultay Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Dolmabahçe'den bakıp 'Geldikleri gibi gidecekler' dedikleri kurultaydır.' diyen Kılıçdaroğlu'nun Parti Meclisi'ne aldığı yine bir feminen Kadıgil'e ne demeli? İşi bir adım daha öte götürerek, Mustafa Kemal'in askerleri olmayı slogandan öte götüremeyen CHP delegelerini 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' sloganından tiksindiği kadar hiçbir sözden tiksinmediğini söylemesi CHP'nin geldiği noktadır.

Siyasiler ne zaman 'meydan, cadde, sokak' dese aklıma şairler gelir, şairler...Yüreğimi gönül kafesinde besleyen, ruhumu okşayan şairler…Mesela Özdemir Asaf'ın 'Altro' şiiri:

Şarkı söylüyormuşum

Sokaklarda,

Görmüşler.

Yere yere bakıyormuşum

Yürürken,

Duymuşlar.

Sonrasını uydurmuşlar.

Aynı CHP'yi tarif ediyor: 'Söylediğini görenler, yürüdüğünü duyanlar'ın olduğu CHP'yi…Necip Fazıl'ın vatan ve millet müdafaasında söyleyeceği vardır elbette.

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak…

Mustafa Kemal'in askerlerinden sonra Kuvayı Milliye'nin tanımını yapan Muharrem İnce'ye ne demeli ? İnce, "Kuvayı Milliye'nin ekmek alacak parası yoktu. Tarih cahili ÖSO Kuvayı Milliye'dir diyor" Suriye'nin vatan müdafaasında bir araya gelen milisleri, grupları Özgür Suriye Ordusu'nun oluşturmuşsa, onların mücadelesinin ilham kaynağı Kuvayı Milliye neden olmasın? Şöyle dese ve önerse; 'kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin can vererek, kan dökerek ele geçirdiği köylere, dağlara, mevzilere şerefle onurla diktiği Türk Bayrağının yanı sıra ÖSO'nun da bayrağını dikseniz' bir anlamı olurdu.

Bunlara yine Necip Fazıl'dan cevap vermeli: 'Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!'

Tuzu kuruların partisi…Mutlu azınlıkların partisi…Kemal Kılıçdaroğlu'nun ifadesiyle 'Bu kurultay Kuvayı Milliyeciler'in kurultayıdır. Firavun karşısında Musa olanların kurultayıdır. Zulmün karşında dilsiz şeytan olmayanların kurultayıdır.' Biri 'tuzu kurular, mutlu azınlıklar' diyor diğeri 'Kuvayı Milliye' diyor…

Ancak tehlikeli olduğu kadar Türkiye'nin yeniden sokak çatışmalarına, varoşların sokağa, meydanlara taşınarak tahkimat olarak kullanmasına zemin hazırlayacak bir süreç var. CHP kaşıyor, kaşıdıkça kanatıyor, kanadıkça tuz basıyor. CHP sokaktan, kavgadan, vuruşmadan beslenmek, 2019 seçimlerine Türkiye'yi 'fırtına, tufana' katmak istiyor. Tarihte bunun örnekleri var. İnönü'nün emriyle üniversiteleri karıştırıp öğrencileri çırçır fabrikasındaki pamuklar gibi darmadağın yapan 28 Nisan olaylarını pişirmek, 1980 öncesi birlikte yaşama kültürünü bozmak istiyor. Burada akıl hocaları Amerika başta olmak üzere emperyalistler olunca gözleri kimseyi görmüyor.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ortaya çıkan ve kendilerine Halk Özel Harekatı (HÖH) adını veren derneğin başkanı Fatih Kaya bir yılda 22 ilde 7000 üyeye ulaştıklarını söylemesi kamuoyunda tartışmaları beraberinde getirmişti. Bu dernek ile ilgili haberleri okuyunca 1969 yılında İstanbul Valisi Vefa Poyraz'ı ziyaret eden İstanbul Üniversitesi Asayiş Komitesi'ne mensup gençlerin haberini hatırladım. Vali Poyraz 'Heyecanınız asildir, millidir. Sizi hiç kimse organize etmemiştir. Bunun için duygulandım' derken gençlerin ifadeleri nasıl da bugün tartıştığımız, konuları hatırlatmaktadır: 'Davamız bir beka davasıdır.'

Halk Özel Harekat Derneği'ni kurulduğu il de dikkat çekicidir. İçişleri Bakanı Soylu'nun seçim bölgesi Trabzon'un Ortahisar ilçesi… Hrand Dink cinayetini işleyen 16 yaşındaki Ogün Samast'dan tutun da, 5 Şubat 2006 tarihinde, Santa Maria Katolik Kilisesi'nin rahibi Andrea Santoro'yu silahlı saldırı sonucu öldüren 16 yaşındaki Oğuzhan Akdin'in memleketinin Trabzon olması tesadüf değildir. Samast'ın eline Türk bayrağı verilip fotoğraf çektiren jandarma'nın gururu da elbette tesadüf değildir.15 Temmuz'da kimi kesimlerin bilinçli olduğu kadar algı yönetimi yaparak jandarmanın rolünü görmezlikten gelmesi, vatana ve millet bağlılığının üstünün örtülmesi de tesadüf değildir. Söz Jandarma'dan açılınca geçenlerde savunma muhabirleri 'Abi senin bir yazından dolayı Jandarma Genel Komutanlığı soruşturma açmış' deyince 'Bana gelen giden bir şey yok' dedim. Postayla gelen, üzerinde tarih ve imza bile bulunmayan ancak aralarından Jandarma Genel Komutanı'nda bulunduğu 15 Temmuz kahramanlarına madalya verilmesini önleyen yazıyla ilgili her zaman, her yerde konuşmaya hazırım.

Ne ise konumuza dönelim? CHP sokak derken Ak Parti 'çıkmaz sokak mı?' diyor sizce ? Sokak; Yenikapı Mitingi değildir. Sokak; zordur, tenhadır. Pusu kol gezer. Puştu boldur. Kimin kimi gazladığı, kimin kimi parsellediği anlaşılmaz. Sokak, çorba parasıdır. Sokak işsizliktir, kimliksizliktir, kimsesizliktir. Sokak jöleli saçların, rugan ayakkabıların, lüks otomobillerin, makyajlı yüzlerin, üzerine nargile dumanı üfürülmüş başörtülülerin marka çantalarla, topuklu ayakkabılar ile arzı endam ettiği yerler değildir.'Mahalleden merkeze geleceğiz' diyerek muhit değiştiren kesimlerin unuttuğu, yüzüne bile bakmadığı sokaklar, eski sokaklar değildir, tehlikelidir.

Çöplükleri patlatan SHP'nin yerle bir olmuş itibarının üzerine 'emin eller' diyerek iktidara gelen Recep Tayyip Erdoğan'ın ve arkadaşlarının 1994'de kol kanat gerdiği sokaklara girmeyi, oralarda tahkimat kurarak 2019'daki tarihi dönemeci kahpe pusulara kurban etmeyi amaçlayanlara karşı Erdoğan şöyle sesleniyordu:

'Sokaksa sokak diyerek kendi aklınca milleti ve devleti tehdit eden bu kişi böyle bir yanlışa sapması halinde asıl kendisinin sokağa çıkamaz hale geleceğini iyi bilmeli. Sokakta aranan adaletin adı intikamdır. Sonu da vandalıktır.'

AK Parti'nin yapacağı 'Kutsal ittifak' bunun için önemlidir. Bahçeli sokakları, eylemleri yasaklasa da ülkücü gençlik mevzilerini hiç bırakmadı. Üniversiteleri, sokakları terk etmedi. Alperenlere göz dikmiş, çökmek için fırsat kollayan FETÖ'ye karşı şehadete koyan Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümü boşuna değildir. Alperenler zıpkın gibi, mana ikliminde aldıkları ilhamla ruh köküne olan sadakati bir an olsun boşlamadılar. Ankara'nın Mamak semtinde iki kez binlerce İmam Hatipli gence konuşma yaptım. Sokaktaydılar…Ceplerinde harçlıkları yoktu. Soğuğa direnen kıyafetleri…Gözleri çakmak çakmak İmam Hatipler; konu vatan olunca, hele Cumhurbaşkanı'nın 'Tek millet, Tek bayrak, Tek vatan, Tek devlet' rabiasını duyunca yerlerinde duramadılar.

Bu nedenle sokak diyene 'çıkmaz sokak' demekle birlikte sokaklarda var olmak gerekir. 'Sokaksa sokak' demek gerekir. Gençlik kollarını, STK'lara sokakları hatırlatmak gerekir. Bakalım unutulmayan şarkının sözlerini duyar mı kulakları?:

Onu Benden siz aldınız,

Onu benden siz çaldınız,

Simdi yalnız bıraktınız,

İstanbul sokakları…