0
![]() |
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A 'ÇİN'E KKTC'NDE ÜS VERİN' ÇAĞRISI YAPAN DR. AYDIN: 'TEDBİR ALINMAZ İSE VİCDANSIZLAR İLE CÜZDANSIZLAR SAVAŞIR' DEDİ.
Dr. Hikmet Aydın... Siyaset Bilimci; TBMM yolsuzluğunu ilk kez kamuoyuna duyuran, Refahyol hükümetinin 'D-8 ve havuz sistemi' yüzünden yıkıldığını ilk kez söyleyen bir ilim adamı. Geçen Kasım ayının 7'inci günü yayınlanan röportajımız[1] büyük ilgi gördü. Aradan geçen zaman için yeniden Dr. Hikmet Aydın'ın kapasını çaldım. Kudüs sorunu, Soçi zirvesi, AB ordusu, Lozan andlaşması dolayısıyla adalar sorunu, FETÖ, Man belgeleri ve Türkiye ekonomisi gibi başlıklarda sorular yönelttim. Aydın'ın özellikle Kudüs sorununda İslam ülkelerinin çıkışından sonra topun tekrar ABD ve İsrail tarafından santraya konulacağını Türkiye'nin yeni dış politika sürprizleriyle karşılaşmak için kontr-taktik ile Çin ilişkilerinde beklenmeyen bir hamle yapmasını önermesi altı çizilecek bölümlerden biriydi. Aydın Türkiye ekonomisi için 'Tarzımızı değiştirmeliyiz. Siyasi azgelişmişliği terk etmeliyiz. Aksi takdirde vicdansızlar ile cüzdansızların savaşını hiç bir kuvvet engelleyemez, şayet geç kalınırsa…. Ve bu çok ama çok kanlı olur.' Uyarısında bulundu.
SORU: Sayın Aydın, Kudüs gerginliği sizce ne anlama geliyor?
-İsrail'in kuruluşu milyonlarca insanın ölümüne tekabül eder. Yani 2. Dünya savaşı! Yani petrol çağına yani bu çağın bir kışkırtıcı polise ihtiyaç duyması ve bunun planlanması, finanse edilmesi, Dr. H. Schacht'ın (Hitler'in finanstan sorumlu bakanı) tek başına becereceği iş değildi. Aslında Lenin'inin de Hitlerin de işvereni aynı güçtür. Yani dikkati dağılmayan Efendiler! gerçek budur.
Trump çok zor durumdayken, dipsiz fıçının başbakanı Netanyahu da çok zor durumdayken bir diğer zor durumdaki Tayyip Bey'e istemedikleri tarzda pas attılar. Fakat top tekrar santraya gelecek. Hazırlıklı olunmalı.
Aslında Tayyip Bey 'NATO'nun Libya'da ne işi var' dediğinde muhteşem bir dönme hareketi ile karşı karşıya geleceğimiz o an anlaşılmalıydı. Ki, zamanın ruhu bizi tam o noktaya getirdi. Bununla beraber Kudüs hamlemizin ödülü kısa süreli içilen şerbetten başka bir şey değil gibi. Çünkü Kıbrıs merkezli sıkıntılarımız başlayabilir. Şuraya geliyorum: Kürt Devleti kurma aşamasından geri çekilip, ki Akdeniz'e kapı açmak gibi zır deliliğin zamanlama hatası olduğunu da aptalca düşünseler bile, BİZ MUTLAKA ve MUTLAKA ÇİN HALK CUMHURİYETİ'Nİ DOĞU AKDENİZ HAVZASINA DAVET ETMELİYİZ.

İÇ DESTEKLİ DIŞ PARA ÇEKME OPERASYONU YAPILABİLİR
SORU: Türkiye'de hiç kimsenin aklının ucundan bile geçmeyen bu fikri ortaya attığınıza göre, bir şeyler hissetmiş olmalısınız. Yanılıyor muyum?
-KKTC 'nin üzerine abanarak üzerimize gelmek gibi başka bir aptallık yapacaklar ise şayet, ben şuan yumurtlanmamış yumurtalar hakkında konuşuyor olsam da, ki, işimiz üstelik bu yumurtaları boyamaktır. O halde, ÇİN'in KKTC'nin Karpaz bölgesinde başlangıç itibariyle en azından bir akaryakıt istasyonu açmasına pekala izin verebiliriz. Yani bir üs vermekten bahsediyorum. Bu noktada Rusya'ya dair de niyet okumasını (PYD gibi konularda) yapacak zamanı kazanmış oluruz. Diğer taraftan Akdeniz'de Çin varlığının getirisi de olacaktır. Yani olur da 2001 Şubat'ında olduğu gibi iç destekli dış para çekme operasyonuna tekrar AÇIKTAN maruz kalır isek, destek alacağımız bir partnerimiz olur.

UMARIM TAYYİP BEY BUNU DANIŞMANLARINA DANIŞMAZ.
SORU: Neden ki?
-Bir danışman yanıltmamak üzere yanılmayan, bir soruna en az 2 alternatifli çözüm teklifi sunan, ihale vs. peşinde koşmayan, Allah dostu, Vatan dostu ve Mazlum dostu olabilmelidir. Gerektiğinde Tayyip Bey ile işten atılma pahasına tartışabilmelidir. Danışman kendinden emin olmalıdır.
Soru: Bu çerçevede belediye başkanlarının istifa ettirilmesine de bir yorumunuz var mı?
-Var, ne yazık ki…Şimdi acı şeyler söylemek istemem. Fakat dışarıda Tayyip Bey için havuc değil, sopa hazırlanmış durumda. Bu sopayı içerden tutacaklar da hazırlanmış olmalı. Tayyip Bey AKP'de YÜK olarak gösterilip, bu yükten kurtulmanın yolları aranacaktı. Bunun için de FON hazır olmalıydı. O FON Bursa, İstanbul Ankara semalarında zaten hazırdı, diye düşünmek gerek. Balıkesir ve Nevşehir Petalya idi….Tayyip Bey derhal bu tür olası işçilikleri akamete uğratmalıydı. Aksi takdirde daha büyük bir sorunla uğraşacaktı. KENDİ PARTİSİNİ KENDİSİ BÖLECEKTİ. Yani AKP'de o devasa fon yardımıyla üst katta deprem yaratılarak, alt katta bölünme sağlanacaktı.
SORU: sonuçta…
-Bu zavallı foncu yaratıklar kısa zekalı oldukları ve ruhlarını sattıkları için istemeden de olsa Akdeniz'e kapı aralayacak nefesi emperyalizme başaltın tepside sunacaklardı. Sen sormadan gelelim Zarrab işçiliğine…
-Gelelim tabi ki…
-Yıpratılmanın çeşitli yolları var tabii. Salaklıklar ve tamahkarlıklar sayesinde legal olan iş, kara para illegalitesine döndü. Bu AKP'de ne kadar dönme var bilemiyorum. Yani Marx; 'abtrünnig' der. Sosyal Demokrasiye dönenlere, sapanlara karşı. Bence bu noktada bizzat kendi kurduğu AKP'si Tayyip Bey'e YÜK olma halini almış durumda. Başkanlık rejimi ile bundan kısmen de olsa kurtuluyor kendisi. Fakat Ankara'da dolar tefecisi bir mahluk nasıl üst düzey siyasetçi olabiliyor ve şu sıralarda da tedavülden kalkmak zorunda kalıyor- her türlü takdire şayan bir özellik olsa gerek.
Fakat İran İslam Cumhuriyeti'nin ne kadar zeki ve güçlü bir devlet olduğu Zarrab'ın partnerine yaptığı muameleden bellidir. Uyarıyorum, eğer gerçekten İran'ın iddia edildiği gibi 8,5 milyar Doları Türkiye'de kaybolduysa, ve bu meblağ İran'a geri dönmez ise…Kaddafi'ye yakalandığında yapılan fiziki ayıbın sahiplerinin başlarına ne geldiyse, aynısı er yada geç 8.5 milyar doların simsarlarının da başına geleceği tahmin edilmelidir.
SORU: Bu FETÖ konusunda ne diyeceksiniz ?
-Asıl soru şu: Emperyalizm ve ABD, NATO üzerinden TSK'yı tam denetleme imkan ve kabiliyetine sahipken, neden kılcal damar operasyonuna ihtiyaç duydu? Dahası AKP'nin iktidar şartı FETÖ ile işbirliği miydi de ne istediler de verildi? Bence bu soruya cevap aramayalım veri konjonktürde! Yani Kılıçdaroğlu'na Man belgeleri verilmiş olsa bile, ben şahsen ölümüm pahasına bu konjonktürde bu belgeleri kullanmazdım. Fakat özel ulak ile muhatabına gönderirdim, altında özel bir not ile…Hem Kasımpaşalı (Camialtılı) hem Veliefendili olarak Çıksalın Kulübü müdavimi bir kardeşimiz İstanbul'da 2 ticari taksisinden ayda en fazla 10-15 bin geliri olacak ve bu işlere karışacak… Yok böyle bir şey….
Siyaset pahalı bir zenaat. Tamam ama, alçalmanın ne alemi var k? Korkarım bunlar birilerinin karşısına er yada geç çıkarılacak… Devleti ele geçirmek diye bir şey yoktur. Eğer buna inanan varsa, Mussolini'nin son 2 saatine dönüp dönüp baksınlar. Defalarca ve her gün baksınlar…Tayyip Bey'e bir tavsiyem daha var, veya hatırlatmam var diyelim: Ben ABD'den vs. asla korkmazdım. Tek Çekincem, gizlice 10 müsteşarımın 2. özel toplantıya hazırlık yapmaları olurdu…
RUSYA'NIN KORKUSU TÜRKİYE'NİN BÖLÜNMESİ
SORU: Dış politikadaki diğer gelişmeler için ne söyleyeceksiniz ?
Türkiye'nin tek dış politikası olmalıdır. Rusya, İran Irak ve Suriye ile iyi ilişkiler içinde olmak ve ANTLAŞMA yapmak. Bölge merkezli dış politika. Yani Ecevit hükümeti bu yüzden yıkılıp AKP hükümetine yol açılmıştı. Aynı sebepten de AKP lideri değiştirilmek istenmekte, AKP iktidarı değil…
Rusya da bölüneceğini bilmekte, eğer İran ve Türkiye BÖLÜNÜRSE. Bu durumda Rusya ve İran devlet yapılarıyla aleni konuşulmalı ve netice alınmalıdır. Ana hedef, çok halklı çok etniseli ve çok inançlı Rusya'dır. Hedef bellidir ve atomar gücü olan da ta kendisidir… Rusya aynı ittifakla kendini korumanın yöntemine davet edilmelidir.
Çin'e KKTC' de üs verilmelidir. NOKTA! Henry FORD ile Hitler'in buluşmasına dikkat çekmek isterim. Araştırılsın! Hitler'in makam odasında en gösterişli tek bir resim vardır. O da Henry Ford'undur.
Trump ile uğraşan güç yada bu tepişme, ABD'nin kaçıncı iç savaşı? ABD'de iç savaş yaşanırsa, Türkiye'de de yaşanır! Bizdeki engellenmelidir. Muhalefete küfür etmek yerine yolsuzluklardan kaçınılmalıdır ve muhalefet ile Türkiye birlikte yönetilmelidir. Akıllı lider bunu yapar. Aklı ve iyi niyeti birleştirmek zamanı içinde bulunmaktayız…. Ayrıca s 400'leri nereye konuşlandıracağız ve ne için? Bu konuda tek kelime sarf edilmedi şuana kadar. S 400 konusu geciktirilmelidir.
SORU: Adalar İşgali?
-Eğer Türkiye NATO'dan çıkarılacaksa, ön hazırlığı bu işgallerdir. Eğer Türkiye NATO'dan çıkacaksa, bu işgaller harika sebeplerdir. NATO denen en ağır silahlara sahip mafyöz ve kanıtlı uyuşturucu kaçakçısı örgüt bizi bölecekse Yunanistan ile 24 saatliğine madiden (basitçe) savaştıracak ve bünyesinden çıkaracaktır. Adalar işgali en iyi araç olarak kullanılacaktır. Eğer biz, NATO denen zamanın gereksinimlerine uymayan, zararlı saçmalıktan kopacaksak, son Yunanistan Ziyaretinde neden bu işgallerden bahsedilmediği anlaşılır.

SORU: Soçi Zirvesi ne anlama gelmekte?
-Rusya'nın tarafımızdan sınanması devam etmek kaydıyla, Soçi'de 3. Dünya Savaşı sona erdirildi. Suud- Darbesi ve Kudüs'ün statüsünün değiştirilmeye çalışılması ile de 4. Dünya Savaşı başlatıldı demek zorundayım. Fakat Hariri'nin görevi başına dönmesi ise Suud Darbesi'nin pek bir işe yaramayacağına işaret etmekte. Her şeye rağmen mutlaka bölge merkezli dış politika tercihimiz Suriye ile sıcak dostluğa dönüştürülerek devam ettirilmeli ve İran ile birlikte Suriye'nin bölünmez bütünlüğünün desteklenmesi gerekmektedir. Her hal ve şartta artık Suriye'nin desteklenmesi gerekiyor.
TEK DÜNYA EKONOMİSİ YERİNE HAVZALAŞMA-ASKERİLEŞME
VE HER BÖLGENİN KENDİ PARA BİRİMİ OLACAK GİBİ
SORU: AB Ordusu da nereden çıktı?
-Aslında bu eski bir proje. Biraz bizim sayemizde bayatladı. Artık ekonomik havzalaşmanın askeri anlamda da pekiştirilmesi safhasına gelindi. Her havzanın da artık kendi para birimi var. Sadece Avrasya'da bu Şanghay işbirliği şeklinde vücut bulmuşsa da, henüz olgunlaşmış değil. Ancak hızlandırılacağına kesin gözüyle bakabiliriz. Sıra Dolar'ın rezerv para birimi olmaktan çıkmasına gelebilecektir.
Sovyet tipi 'kupon ekonomisinin' batışı neden engellenemediyse, kapitalizmin de 'kredi kartı ekonomisinin' çöküşü zaman alsa bile yine de engellenemez. Tek dünya ekonomisi yerine havzalaşma-askerileşme ve her bölgenin kendi para birimi olacak gibi. Ve her havzanın bir merkezi ve çevre ülkeleri yani ötekileri olmaya da devam edecek gibi bir resim var önümüzde. Yani fabrikatör tefecinin eline düşmüşse, ulus devletler de finans kapitalin esareti altına girmiş bulunmaktadır. Kapitalizmin ürettiği dünya hasılası ile ürettiği para (dolar) miktarı bilimsel olarak açıklanamaz hale geldi. Aslında şarkı bitti.
SORU: Özelleştirme-küreselleşme
-Bu özelleştirmeden nefret ettiğimi söylemeliyim. Borçlunun borcunu ödeyemeyeceğinin itirafı, alacaklının da haciz kararı olarak tanımlıyorum özelleştirmeyi. Bilindiği üzere haciz işlemlerinde nakit değeri en yüksek olan malın mülkiyet devri sağlanır. Hem kredi al, hem makine techizat al, hem anapara-faiz öde; borcun bitmiyor ve borcunu ödeyemiyorsun deniyor sana ve halkın mallarını yabancılaştırmaya açıyorsun…. Ve o da çare olmuyor sorunlarına. Borç almaya faiz ödemeye devam ediyorsun. Deniz bitti.
TAYYİP BEY FAKİRLİĞİN NE OLUP OLMADIĞINI BİLİR
SORU: Vahşi Kapitalizm karşımıza çıkıyor?
-İlki kapitalizmin iç sorununu çözmeye çalışırken, fakirlere hiç acımamasıdır. İkincisi dikkati hiç dağılmayan, dünyayı yönlendiren gücün hayal kırıklığına uğradığında çekmecesindeki senaryoları yola çıkarmasıdır. Burada F. Nietsche'nin veciz cümlesini hatırlamakta yarar var. Der ki büyük usta: Kalabalıklar asla bizi kurtarın diye bağırmazlar, taa ki şehre biri eşeğin üzerinde giriş yapana kadar...
Diğer tarafta Türkiye'nin sürgit yaptığı yanlış -borçlanma ekonomisidir-. Ülke top yekûn borç batağına saplanmıştır. Tarım kötü durumdadır. Seçilmiş sorumlular özellikle az gelişmiş bir ülkede en düşük fiyatlarla halkının karnını doyurmak vazifesinde olduğunu asla unutmamalıdır. Unutursa, 3 gün üst üste aç kalan bir insanın yapamayacağı kötülük yoktur diye hatırlatmada bulunmam lazım. Umarım anlaşılır. Bu tür bir ülke yöneticisi sorumluluğu gereği tarımı-köylülüğü tasfiye etmeye kalkışmaz. Haddi de değildir. Bu çok ayıp ve bilimsel olmayan bir politika tercihidir. Bu durumdaki bir ülkede sorumlu yönetici, her bir bankanın toplama kampı gibi işlev görmesinin önüne geçer. Hatta köylünün toprağının bankalara kredi karşılığı ipotek olarak gösterilmesi durumunda derhal harekete geçip bu durumu engeller ve-veya kanun ile durumu fakir köylüsünden yana tavır koyar ve köylüsünü-çiftçisini emperyal boyunduruktan kurtarır. Yoksa sorumlu tutulur. Tayyip Bey kardeşimiz fakirliğin ne olup olmadığını bilen bir insan olarak bence bu işin zamanını kollayıp, bu rezilliği sona erdirecek. Buna inanıyorum.
VİCDANSIZLAR İLE CÜZDANSIZLARIN SAVAŞINI HİÇ BİR KUVVET ENGELLEYEMEZ
SORU: Peki çare nedir?
Osmanlı'nın en büyük hatalarından biri de Merkantilizmi ret etmesi olmuştur. Ticareti yabancılara kaptırması zamanla top yekûn bağımlılığı beraberinde getirmiştir. En sonunda –yeni Osmanlıcılara hatırlatmak görevimdir- Osmanlı Ordusu'nun genelkurmay başkanı Liman von Sanders idi. Yardımcısı da von Molltke. İkisi de Alman Subayı idi. Onların yerine şimdilerde NATO var. Cumhuriyet'in en büyük hatası da KÖY ENSTİTÜLERİNİ işlevsiz kılmasıdır. Veri şartlara bakarak her şeyi görebiliriz. Demek ki her şeye eğitimden başlayacağız.
Önce öğretmen akademileri kuracağız. Öğretmen yetiştireceğiz. Var olan öğretmenlerin bir bölümünü hemen baş öğretmen yapmak üzere ağır-gönüllü eğitime almalıyız. FAKAT önce 1947 Fullbright Eğitim (eğitmeme!) Anlaşması'nı yok etmeliyiz. Ve bunu bu gece yapmalıyız. Yarın değil! Tarımı milli yapmalıyız. 80 milyon insanı gıda ithalatı yaparak besleyemeyiz. Önce kendimize yetmeliyiz.
Ve muhalefetle birlikte ülkemizi yönetmeyi öğrenmeliyiz. Tarzımızı değiştirmeliyiz. Siyasi azgelişmişliği terk etmeliyiz. Aksi takdirde vicdansızlar ile cüzdansızların savaşını hiç bir kuvvet engelleyemez, şayet geç kalınırsa…. Ve bu çok ama çok kanlı olur.
