0
Bunun yanı sıra, uygulamada tebliğ mükellefin sadece bilinen adreslerinden birine yapılmaktadır. Mükellefin bu adreste bulunmaması halinde, tebliğ orada bulunan kişilere yapılmaktadır. Bu durumda tebliğin yanlış yapıldığı ve hüküm ifade etmediğinin ileri sürülmesi mümkündür(9). Dolayısıyla bu durumun ortadan kaldırılabilmesi için tebliğ yapılacak mükellefin bilinen adreslerinin tümünde aranması zorunludur. Mükellef dışındaki kişilere tebliğ yapılması ancak mükellefin bilinen adreslerinin hiçbirinde bulunamadığı durumlarda ancak mümkün olabilecektir.
Yukarıda belirtildiği gibi, mükellefin bulunamaması halinde tebliğ, ikametgahta bulunanlara veya işyerinde bulunan memurlara yapılabilecektir. İkametgahta bulunanlara tebliğ için bunların aile ferdi olması veya sürekli mükellefle birlikte oturma şartı bulunmamaktadır. Kısa bir süre için mükellefle birlikte oturan uzak bir akrabaya da tebliğ yapılabilecektir. Buna karşılık Danıştay, aynı adreste oturmayan yakın akrabaya yapılan tebligatın geçersiz olduğuna hükmetmiştir. Bu husustaki karar ilgili bölümde yer almaktadır.
İşyerinde tebliğ yapılacak kimsenin ise, mutlaka mükellefin memur veya müstahdemi olması gerekmektedir. İşyerinde bulunan herhangi bir kişiye tebliğ yapılamaz(10).
VUK'un 10. maddesine göre, küçük ve kısıtlılar mükellef olduklarında bunlara düşen Görevler kanuni temsilciler tarafından yerine getirilir. Küçük ve kısıtlılar temyiz kudretine haiz olmadıklarından, kendilerine yapılan tebliğ hüküm ifade etmez. Bu nedenle bunlarla ilgili tebliğ, veli, vasi veya kayyım durumundaki kanuni temsilciye yapılır.
VUK'un 95. maddesine göre, veli, vasi veya kayyım birden fazla ise, tebliğ bunlardan herhangi birine yapılabilir.
Öte yandan dar mükellefiyette gerçek kişiler adına yapılacak tarhiyatın muhatabı, bunların Türkiye'deki daimi temsilcileridir. Tebligat da normal olarak bu temsilcilere yapılacaktır. Temsilcinin birden fazla olması halinde, tebliğ dar mükellef kişi tarafından tayin edilecek temsilciye, böyle bir tayin yapılmadığında temsilcinin herhangi birine yapılacaktır.
Türkiye'de daimi temsilcisi olmayan dar mükellefiyete tabi gerçek kişiye tarhiyat, kendisine kazanç ve iradı sağlayan kişi adına yapılır. Dolayısıyla bu hallerde tebligatın muhatabı da kazanç ve iradı sağlayanlar olacaktır(11).
VUK'un 94. maddesine göre umumi vekillere tebligat yapılması mümkündür. Umumi vekil ve vekalet uygulaması Borçlar Kanunun hükümlerine göre tayin edilecektir. Vekalet uygulaması ile ilgili vekaletnamede, vekilin genel olarak mali konularda yetkili olduğuna dair hükmün bulunması gerekir. Vekaletnamede bu hüküm yoksa tebliğ yapılamaz(12).
Diğer taraftan mükellefin 3568 sayılı yasaya göre yetki almış mali müşavir veya muhasebecisine de tebligat yapılabilecektir(13).
Mirasçılar, ölenin vergi borçlarından hisseleri nispetinde sorumludurlar. Bu nedenle mirasçıların her birine, hissesine düşen vergi ile ilgili tebligat yapılır. Mirasın reddedilebileceği üç aylık bekleme süresinde de mirasçılara tebliğ yapılabilecektir. Ancak mirasın reddedilmesi halinde yapılan tebligat hüküm ifade etmeyecektir(14).
Genel olarak vergi kanunlarına göre adi ortaklık, vergileme ile ilgili hususlarda muhatap kabul edilmemiştir. Ortaklar ortaklıktan elde ettikleri gelirleri, şahsi gelir unsuru olarak beyan etmektedirler. Bunlarla ilgili tebligatın muhatabı da ayrı ayrı kendileri olmaktadır(15).
Buna karşılık muhtasar beyanname konusu vergiler ve KDV bakımından yapılacak tarhiyat ve bunlarla ilgili cezalarla ortaklık defterinde yapılacak usulsüzlükler dolayısıyla kesilecek cezalarda muhatap ortaklığın kendisidir. Muhatap ortaklık olmakla birlikte, tebligat ortaklara yapılacaktır. Bu hallerde tebliğin ortaklardan birine yapılması yeterlidir. Konuya ilişkin Danıştay kararları da bu doğrultuda sürmektedir.
IV-HÜKMÜ ŞAHISLARA YAPILACAK TEBLİĞ İLKELERİ
213 sayılı VUK'nun 94. maddesine göre tüzel kişilere yapılabilecek tebligat, bunların yönetim kurulu başkanı, yasal temsilcileri veya bu tüzel kişiliği diğer şekillerde temsile yetkili olanlara yapılabilecektir. Bu temsilcilerin birden çok olması durumunda tebligatın bunlardan yalnızca bir tanesine yapılması kafidir. Başkan, müdür ve diğer yasal temsilciler ticaret şirketlerinde, ana sözleşmede yer almaktadır. Tebligat yapılabilecek kimseler, kooperatiflerde kooperatifler yasasına göre, derneklerde ise dernekler yasasına göre, vakıflarda ise vakıf senedine göre tespit olunacaktır.
Tebligatların yine tüzel kişilerde de bu tüzel kişiliği temsile yetkili olmayan kişilere yapılması halinde bu tebligat geçersiz olacaktır. Kendisine böyle bir geçersiz tebligat yapılan kişiler aldıkları bu tebligatları bir yazı ekinde ilgili vergi dairesine götürüp teslim ve iade edip yetkili kişilere yeniden usulüne uygun olarak tebliğini talep edebilirler.
Bir Danıştay kararında; 'yasaya uygun şekilde tebliğ edilmeyen vergi borcu ve cezasının tahsili için ödeme emri düzenlenmesi hukuka aykırıdır.' Şeklinde karar verilmiştir.
Mükellefler tarafından, vergi dairesince adlarına veya unvanlarına düzenlenen mali konularla ilgili belgelerin doğru adres yardımı ile elde ettikleri takdirde vergi yasaları tarafından kendilerine verilmiş bir takım yasal hakları süreleri çerçevesinde kullanmaları mümkün olabilecektir. Süresi içerisinde temin edilen belgeler bakımından mükelleflerin yasal haklarını kullanmaları en sağlıklı yoldur. Süre geçtikten sonra örneğin bir ödeme emri tebliğ edildiği tarihten (16) gün geçtikten sonra buna karşı dava açılması mümkün görülmemektedir. Aynı biçimde bir vergi ve ceza ihbarnamesine karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yanıt verilmezse veya uzlaşma ya da VUK 376. maddedeki haklar kullanılmadığı takdirde artık bu ihbarnameye karşı hak arama yolları daralmış gözükecektir.
V-ÖZET
Uygulamada çoğu zaman tebliğle ilgili sorunlarla karşılaşılmaktadır. Örneğin şirket temsilcisinin ikamet ettiği apartmanın kapıcısına yapılan tebligat usule uygun görülmemektedir(17). Keza mükellefin yıllar önce boşandığı, ayrı yaşayan eşine tebligat yapılamayacaktır(18). Tebligatın usule uygun şekilde yapılması zorunludur. Tebligat usulsüz yapılsa bile, ilgilinin bilgisine girmesi durumunda o tarih itibariyle geçerli kabul edilir(19). İlanen tebligatın usulüne uygun yapılmaması halinde, vergi alacağı kesinleşip, ödenecek aşamaya gelemez(20). Defter ve belgelerin vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara ibraz edilmemesi resen takdir nedenidir. Ancak, yazının mükellefe hukuki ve ticari yönden bağı olmayan kişiye tebliği durumunda resen takdir koşulları gerçeklememiş sayılır.
Bitti
(9) Özbalcı, age. s. 306
(10) Özbalcı, age. s. 307
(11) Özbalcı, age. s. 307
(12) Mükellefin 3568 sayılı yasaya göre yetki almış meslek mensubuna mükellef ile sözleşme ve vekaletinin olması halinde tebligat yapılabilecektir. Diğer taraftan Danıştay 4. dairesi tarafından verilen 13/11/2006 günlü ve E:2006/1433-K:2006/2157 sayılı kararlarında; 'şirketin beyannameleri imzalayan serbest muhasebeciyi şirketin çalışanı, temsilcisi veya memuru olarak kabul etmek mümkün olmadığından, serbest muhasebeciye yapılan tebliğ usule uygun değildir. Şirket temsilcilerinin bulunmaması halinde, şirketin çalışanlarına yapılacak tebliğlerde, tebliğ alındısını imzalayan kişinin şirket çalışanı olduğunun belirtilmesi gerekir. Bu karar, Kızılot Şükrü, 'vergi uyuşmazlıkları ile ilgili Danıştay kararları ve özelgeler', isimli çalışmasının Ankara 2008 baskı s.593 de yer almaktadır.
(13) Özyer M.Ali 'VUK Uygulaması' İstanbul 2001, s. 103-104
(14) Ürel Gürol, 'Güncel Vergi Usul Kanunu Uygulaması', 2. Baskı, Maliye Ve Hukuk Yayınları, Ankara, Mart 2007, S. 191.
(15) Dnş. 9. D. 9,3,2005 gün ve E:2003/2571-K:2005/494 sayılı kararlarında; 'bilinen adreslere postayla tebliğ yoluna gidilmediği tespit edildiğinden, daha önce terk edildiği bilinen adreste düzenlenen adres tespit tutanağına dayanılarak ilanen tebliğ şartları oluşmayacağı' şeklinde karar verilmiştir. Bu karar, Kızılot Şükrü, 'vergi uyuşmazlıklarıyla ilgili Danıştay kararları ve özelgeler' isimli çalışmasının Ankara 2008 baskı s.607 de yer almaktadır.
(16) Dnş. 4. D. nin 7/2/1996 gün ve E: 1995/4227-K:1996/388 sayılı kararı. Bkz. Kızılot, Vergi Uyuşmazlıklarıyla İlgili Danıştay Kararları ve Özelgeler (Muktezalar), C.4, s.872-873
(17) Dnş. 11. D. nin 6/11/1996 tarih ve E:1995/3886-K:1996/3902 sayılı kararı.
(18) Dnş. 4. D. nin, 2/10/1996 tarih ve E:1996/3200-K:1996/3462 sayılı kararı.
(19) Dnş. 4. D. nin 8/10/1996 tarih ve E:1995/4981-K:1996/3474 sayılı kararı
(20) Dnş. 4. D. nin 12/5/1999 tarih ve E:1998/1650-K:1999/1967 sayılı kararı.