0
Ortadoğu'da kaynayan kazan, ABD Başkanı Trump'ın açıklamasıyla birlikte kaynama noktasının yönü değişti. Trump açıklamadan önce Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyacağını kamuoyuna duyurdu. Sonra yaptığı açıklamada Kudüs'ü başkent olarak tanıyacaklarını ve ABD Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyacaklarını söyledi.
Trump'ın açıklama yapacağına ilişkin duyurusuyla birlikte Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Trump'a çağrıda bulunarak bu çağrıyı yapmasından vazgeçmesini istedi. Arap Ülkeleri Birliği derhal toplanma kararı aldı. Başta Türkiye'nin siyaset dünyası olmak üzere Arap ülkelerinden tepkiler yavaş yavaş kamuoyunda yerini almaya başladı.
Bu tepkilere rağmen Trump, ABD Büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasına ilişkin açıklamasını yaptı.
Kudüs, semavi dinler için kutsal bir şehirdir. Müslümanların, Hristiyanların ve Musevilerin inanç dünyasında Kudüs büyük bir öneme sahiptir. Geçmişte İsrail'in Kudüs'ü başkent yapma istemi Birleşmiş Milletler tarafından çoğunluk oyuyla reddetilmişti. Bu gerçeğe rağmen Trump'ın böylesi bir açıklamayı yapması, son 15 yıldır Ortadoğu'da yaşanan sıcak olaylara İsrail'in de yer almasına neden olacak. Başka bir deyişle Ortadoğu'da ABD'nin içinde yer almadığı bir yapılanmayla; yani Türkiye, İran ve Rusya birlikteliğinde gerçekleştirilmek istenen barış, ABD'nin Kudüs'e ilişkin bu kararından sonra yeniden İsrail'in de aktör olmasına neden olacak.
Kudüs, farklı inançlar dolayısıyla yönetilmesi zor bir şehirdir. Bu konuda yüzyıllarca farklı kavimlerin yaşaması Osmanlı İmparatorluğunun uyguladığı yönetim anlayışıyla sağlanmıştı. Kudüs'ün nasıl yönetilmesine ilişkin en önemli kaynak Falih Rıfkı Atay'ın kaleme aldığı 'Zeytindağı' kitabında açıkça yazılmıştır. Ne yazık ki İsrail tarafından güdülen ve günümüzde açıkça gördüğümüz ABD politikalarının sonucunda Zeytindağı yaklaşımı gündeme bile gelmiyor.