Narsistlik anne karnında başlar öncelikle. Anne karnında başlayan konfor alanının sonrasında insan doğar doğmaz narsist olarak doğar. Herkesin kendisine hizmet etmekte yarıştığı, en güzel gıdalarla beslenildiği, en güzel kıyafetlerle donatıldığı, genellikle bir bir dediğinin iki edilmediği bir konfor alanında kendini dünyanın merkezinde görür çocuklar bebekler. Sadece anne karnındaki konfor alanını anlatmaya ciltler dolusu sayfalar gerekir.
Yüzde yüz cebri olarak gelinen dünyada sonradan bir cüzi irade ile bir miktar pay verilir insana… Varlığını, ve Rabbini bilmesi tanıması için büyük bir meydan muharebesinde bulur insan kendini. Hem içinde (iç fetih) yolunda hem de dışında (dış fetih) yolunda büyük ve müşkilatlı işin kaotik savaşın ortasında ilk bebeklik çağında başlayan benlik ve EGO sarmallarının devamında büyük bir savaş ortamında kendini bulur insan. Her tarafı Ateş barut ve yangın yerine dönmüşken bir de yangına benzin bidonları ile gidilmemeli. İnsanın ulaşması gereken erdemlilik rütbelerini kazanma yolunda engel olarak ittifak eden duman i zulmani diye tabir edilen nefis ve dumansız ateşten yaratılan mahluk karşısında 3-0 yenik bir tablo ile başlıyor dünya arenasına insan.
Nefsin azgınlığı ile yakıp yıkan ortalığı yaşanmaz hale getiren azameti ile doğru orantılı aynı özelliklere sahip dumansız ateşten yaratılan malum yaratığın yakıp yıkan her güzel işi dinamitleyen karakterlerinin ittifakı karşısında akıl ve irade tatile çıkmaktadır. Bu büyük ittifaklar karşısında bir de ekstradan sen biriciksin, bir tanesin, önce sensin, önce senin dünyanın zevklerin varlığın diye yaklaşıldığında ortalıkta yaşanılacak erdemler dinamitlenmektedir. Sevgi yatırımının nereye yapıldığı çok önemlidir. Eğer sevgi yatırımı ben merkezci bir algının tepesine yerleştirilirse sonu narsizmidir. Günümüz insanı ve nesli giydiği kıyafetler hep elektrik yüklü petrol türevi, ayağı toprağa değmeyen sürekli kapalı kıyafetlerle günü gecen apartmandan okula veya işe işten veya okuldan eve dönen insanımız bir de ruhsal ve bilinç olarak ben merkezci duygularla donatıldığında adeta yürüyen canlı birer nükleer bomba gibi. Okulda çocuklarımız, trafikte insanımız, aile ortamında yaşanılan tahammülsüzlükler toleranssızlıklar hep bu birikimlerin eseri. Üst üste gelen bu talihsiz donanımlar insanımızı bir dokunuş, bir bakış, bir gülüş, ufak bir hata sonunda bir anda kanlı bıçaklı hale sokabiliyor. Okulda aklın zorbalığı, trafikte magandalık, aile içinde de gerilim hep bu nükleer yüklenmelerden oluşuyor. Bütün bu talihsizliklerin yanına eğitim okul ve ailedeki talihsiz rehberlikler de eklenince ve sonunda sen biriciksin, sensin öncelik ve senin isteklerin arzuların önemli anlayışı ile insanımız narsistliğin girdabına itiliyor.
“Mindfulnes” öğretisi adı altında Amerika'da Mevlana öğretileri iyilik hareketi adı altında kopyalanmışken, Japonya'da ilkokullarda 10 yaşına kadar töre, edep, aadap, vatanperlik öğretileri verilip imtihan yapılmaktadır. 2024 yılı itibariyle sosyal medyayı yasaklayan Çin, İran, Kuzey Kore, Rusya, Türkmenistan ve Uganda neden yasakladı bu sosyal medyayı?. Tamamen yasaklamak ifrat ve tefrit doğru olmamakla beraber bir kontrol mekanizmaları ile zehirlenmeler kısıtlanmalı. Neslimiz koruma altına alınmalı. Aşırı dijital etki alanında kalmak iletişimde duygusal beyin alanlarının gelişmesini engellemektedir. Duygusal beyin alanlarının gelişmemesinin sonucunda otizme yol açacağı teşhisi ve tespiti yapılmaktadır.
Bulunduğumuz coğrafya insanı ve Anadolu insanı olarak duygusal bir milletiz. Sevgi'de ve nefrette aşırı gidiyoruz sevince ölümüne seviyoruz, nefret edince de ölümüne nefret ediyoruz. Bir takımı tutuyoruz ölümüne, bir kadını seviyoruz ölümüne, çocuğumuzu seviyoruz ölümüne. Nefretlerimiz de aynı derecede ölümüne oluyor. Keşke okullarımızda dengeli olma adına iç bütünlük adına iç denge adına özel bir ders olsa. İfrat ve teritten uzaklaştıracak bilgi ve donanıma sahip eğitimcilerimizle beraber ders müfredatları da ifrat ve tefritten uzaklaştıracak farkındalık affedicilik ve empati ile birlikte aynı zamanda belagat mantık ve müsbet felsefe ile donanımlı şekilde olsa…
Günümüzün anne babaları çocuklarının sadece zaruri ihtiyaçlarını karşılayan, giydiren, yediren, içiren, cebine harçlıklarını koyan durumunda. Kalp ve gönülleri filtresiz kontrolsüz bir şekilde internete teslim edilmiş durumda. Anda takılıp kalmayan geçmişiyle hesaplı, muhasebeli kendisiyle barışık ve geleceği ile alakalı hayalleri olan kalp, akıl ve gönül yapısı ile dengeli olarak her türlü duygu ve düşüncenin ifrat ve tefritinden uzak olma… insanı insanın kurdu yapan anlayışın karşısında insanı diğer mahluklardan ayıran erdemli vasıfların öne çıkarılması temennisi ile…