0

Türkiye dünyadaki ve bölgemizdeki sorunların çözümüne de katkıda bulunabilecek bölgesel bir güç potansiyeline sahiptir. Türkiye'nin bu konumunu değerlendirerek, ulusal çıkarlara dayalı, bölge merkezli ve geniş açılımlı bir dış politika gerçekleştirmemiz gerekmektedir.

Küreselleşme olgusunun uluslararası iletişimi arttırarak ulusları birbirine daha çok yaklaştıran ve demokratikleşmeyi özendiren yanını desteklemeliyiz. Ancak küreselleşmenin dünyadaki üretim ve zenginlikleri değerlendirme konusunda zengin ve gelişmiş ekonomik yapıya sahip ülkelerin, fakir ve gelişme yolunda olan ülkelerin aleyhine olabilecek tutum ve faaliyetlerini ise tasvip etmemeliyiz. Bu amaçla gerekli önlemler alınmalıdır.

Uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasına ve sürdürülmesine büyük önem vermekte ve özellikle Ortadoğu'da, Kafkaslarda ve Orta Asya'da, Balkanlarda barışın kurulması ve korunması için elimizden gelen çabayı göstermeliyiz. Bu çerçevede başta Irak ve Suriye olmak üzere ülkelerin bağımsızlığını, siyasal ve ülkesel bütünlüğünü desteklemeliyiz. Geniş kapsamlı bir işbirliği içinde bulunduğumuz ABD ve Batı Avrupa ülkeleri ile ilişkilerini sürdürmenin yanı sıra başta ortak bir geçmişe sahip olduğumuz ülkeler olmak üzere Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleri ile de ilişkileri geliştirme gayretini arttırmalıyız.

Uygar, çağdaş ve refah içinde yaşayan bir Türk toplumu oluşturma ve geliştirme genel politikasına uygun bir biçimde AB'ne tam üyelik hedefimizi ilke olarak desteklemeye devam etmeliyiz. Ancak, AB'nin Türkiye'ye karşı birtakım dayatmaları da kabul edilmemelidir. Bu konuda en kabul edilemez AB isteği, Türkiye ile görüşmelerin ucu açık bir biçimde değerlendirilerek Türkiye'nin AB'ye tam üyelik dışında bir statüde bağlanması olmaktadır. Bu dayatmaları reddetmeye devam etmeliyiz.

Dış politikanın bir öğesi olarak yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının haklarının korunmasına ve başka devletlerin vatandaşı Türk kökenlilerin insan hakları ve özgürlüklerine saygı gösterilmesine duyarlı olmalıyız. Bu bağlamda yayılmacılık ve maceracılıktan uzak, uluslararası hukuka dayalı akılcı bir dış politika yürütülmelidir.