Bilindiği gibi, Türkiye'de Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası ile ilgili olarak şirket kuran, yatırım yapan pek çok kişi veya kuruluşlar bu girişimlerini vergi dairelerine mükellefiyet tesisi yaptırarak realize etmek durumundadırlar.

Vergi dairelerinde mükellefiyet tesisi sırasında bu tür şirketlerin ortaklarından bazı vergi daireleri ikametgah senedi talep etmekte, bazı vergi daireleri ise ikametgah senedi istemeksizin doğrudan mükellefiyet tesisi yapmaktadırlar. Uygulamada yabancı sermayeli ve yabancı ortaklı şirketlerin normal ortaklarından ikametgah belgesi istenmesi uygulaması doğru değildir. Şirketin müdür ya da kanuni temsilcisi bu şirketle ilgili vergi dairesine sunduğu ana sözleşme, imza sirküleri, sicil tasdiknamesi, kanuni temsilcinin tercüme edilmiş pasaport fotokopisi vd. belgeler yeterli görülmektedir.

Önceden Türkiye'de yatırım yapma konusunda ortaya çıkan bürokratik engeller hayli fazla olmasına rağmen artık bu formaliteler azaltılmış olup, basite indirgenmiştir. Özellikle, 4871 sayılı yasanın 17. 6.2003 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmasıyla beraber bu konuda yaşanan sorunlar azalmış ve 20.8.2003 tarihli ve 25205 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelikten sonra bürokratik işlemler daha da azaltılmış olmaktadır. Ancak uygulamada yine de pek çok problemler çözümlenmiş değildir. Örneğin, yabancı sermayeli bir şirket vergi dairelerine mükellefiyet kaydı sırasında pek çok problemlerle karşı karşıya gelmektedir.

Uygulamada ortaya çıkan ve çözümlenmesi gereken problemleri ana başlıklar halinde kısaca şöylece özetleyebiliriz:

  1. Kurulan limited şirketin ortaklarının ve müdür veya müdürlerinden vergi daireleri tarafından ayrı ayrı Türkiye'de oturdukları mahalle muhtarlıklarından ikametgah ilmühaberi istenmesi,
  2. Kurulan anonim şirketlerde ortaklardan ve yönetim kurulu üyelerinden ayrı ayrı ikamet belgesi veya oturma tezkeresi istenmesi,
  3. Şirketin yönetim kurulu üyeleri veya müdürlerinin TC tabiiyetinde olması durumunda bunlardan ayrı ayrı ikamet belgesi istenmesi,

Vergi daireleri kurulan yabancı sermayeli şirketler için yukarıdaki belgelerin bulunmaması durumunda mükellefiyet kaydı açmamakta, vergi hesap numarası vermemekte veya şirketin vergi levhalarını tasdik etmemektedirler. Gerekçe olarak vergi dairesine sunulan şirket ana sözleşmesi, ticaret sicil tasdiknamesi ve diğer sunulan ek evraklara ayrıca yabancı ortakların Türkiye'de oturdukları konuta ilişkin ikametgah ilmühaberi talep edilmektedir. Ve sonuçta, bu şirkete ne vergi hesap numarası ve ne de vergi levhası tasdik işlemi yapılmamaktadır.

Ancak, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından yayımlanan bir yazıda ortakları yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişi olan kişilerin mükellefiyet tesisi sırasında İstanbul da bulunan bütün vergi dairelerinin mükellefiyet tesisi sırasında uymaları gerekli kuralları yeniden düzenlemiştir.[1] Bu yazı gereğince ortakları yabancı uyruklu olan şirketlerin ve yabancı uyruklu gerçek kişilerin mükellefiyet tesisi hakkında 24.02.2004 gün ve 2004/7 numaralı tamim yazıları ve bu yazıya ek olarak daha sonra yayımlanan 16.3.2004 gün ve 2004/14 nolu tamim yazıları yayınlanmıştır. Bu yazılar son derece açık ve mükelleflerin mükellefiyet işlemlerini kolaylaştırıcı niteliktedir. Ayrıca, 2006/1 seri nolu vergi kimler numarası iç genelgesinde de aynı istikamette kolaylaştırıcı hükümlere yer verilmiştir. Söz konusu genelgenin konumuzu ilgilendiren bölümleri kısaca aşağıda olduğu gibidir:

'4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu'nun 3'üncü maddesinin g bendinde, bu kanun kapsamında kurulan şirket, şube ve kuruluşlarda istihdam edilecek yabancı uyruklu personele Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çalışma izni verileceği hüküm altına alınmış olup, bu kanuna ilişkin 20.08.2003 tarihinde yayımlanmış olan uygulama yönetmeliğinin 'Yurt Dışında İkamet Eden Türk Vatandaşları' başlıklı 10'uncu maddesinde; 'Yurt dışında ikamet ettiğini çalışma veya ikamet izni ile belgeleyen Türk vatandaşları, Kanun'un uygulanması bakımından yabancı yatırımcı sayılırlar.' ifadesine yer verilmiştir.

Buna göre, Türkiye'de ikametgahı bulunmayan kişiler ile kanuni ve iş merkezleri bulunmayan kurumların daimi temsilci tayin etmeleri halinde mükellefiyet tesisinin dar mükellefiyet esasına göre yapılacağı tabiidir.

Öte yandan, 17.06.2003 tarih, 29141 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4884 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesi ile değişik 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 168'nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde; 'Gerçek kişilerde işe başlama bildirimleri, işe başlama tarihinden itibaren on gün içinde kendilerince veya 1136 Sayılı Avukatlık Kanununa göre ruhsat almış avukatlar veya 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış meslek mensuplarınca, şirketlerin kuruluş aşamasında işe başlama bildirimleri ise işe başlama tarihinden itibaren on gün içinde ticaret sicil memurluğunca ilgili vergi dairesine yapılır. Şirketlerin işe başlama bildirimleri dışında yapılacak bildirimler ile işi bırakma ve değişiklik bildirimleri, bildirilecek olayın vukuu tarihinden itibaren bir ay içerisinde mükellef tarafından vergi dairesine yapılır.' denilmiştir.

Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin işe başlamada aranacak belgeler başlıklı 7'nci maddesinde, işe başlama bildirimi ekinde nelerin isteneceği belirtilmiş olup, anılan maddede belirtilen diğer belgelerin yanısıra yabancı uyruklu gerçek kişilerden ikametgah ilmühaberi yada çalışma izni belgesi, tüzel kişilerden, şirketi temsile yetkili yabancı uyruklu kişilerin ikametgah ilmühaberi veya ikamet tezkeresi yada çalışma izni belgesinin aranılması, bu belgelerin temin edilememesi durumunda, 1994/4 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesinde yer alan esaslar doğrultusunda yapılacak yoklama sonucuna göre mükellefiyet tesis edilmekle birlikte sonraki dönemlerde mükellefin vergi ödevlerini yerine getirip getirmediğinin izlenmesi ve herhangi bir aksama tespit edildiğinde incelemeye sevk edilmesi, ayrıca başlangıçta temin edilemeyen belgelerin bu zaman içinde tamamlattırılması, ikametgah ilmühaberi ya da çalışma izni belgelerinden birinin belli bir süre içinde ibraz edilmemesi halinde de durumun ilgili emniyet birimine bildirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, yabancı ortaklı şirketlerin mükellefiyet tesisinde, ortakların yabancı tüzel kişi olması durumunda; Vergi Daireleri İşlem Yönergesinin 7/c bendi gereğince istenilen belgelerden muadili olan belgelerin, şirketin tabi olduğu ülkedeki Türk Konsolosluğu'ndan onaylanmış veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan 'Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi' hükümlerine göre tasdik edilmiş (Apostille kaşesi taşıyan) asıl ve noter onaylı tercümesinin talep edilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 156 ncı maddesinde,''Ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane şube, depo otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir''şeklinde tanımlanmıştır.

Bu madde hükmüne göre mükelleflerin ticari , sınai,ve zirai ''faaliyetlerini sürdürdükleri yerlerin iş yeri özelliğini taşıyabilmesi için bu yerlerin faaliyetin icrasına tahsis edilmesi'' veya faaliyetin icra edildiği yer olma özelliğini taşıması şarttır.

Ancak faaliyetin konusu ayrı bir işyeri açılmasını gerektirmeyecek nitelikteki örneğin danışmanlık, komisyonculuk v.b. ise daha önce iş yeri olarak bildirdikleri adresi yeni tesis edilecek mükellefiyet için bildirmeleri halinde iş yeri olarak kabulü mümkündür.

Ayrıca Türk Ticaret Kanunu uyarınca tescil ve ilan işlemleri yapılarak tüzel kişiliğe kavuşabilen mükellefiyetlerde gösterilen adresin mükelleflerin ikametgah veya işyeri adresi olup olmadığı önem taşımamakta, bir adres göstermesi yeterli olmaktadır.

Bu itibarla, iştigal konusu itibariyle bir işyeri olmaksızın faaliyetini yürütebilmesi mümkün olabilen mükelleflerin daha önce bildirdikleri bir adresi işyeri olarak kabulü suretiyle mükellefiyet kayıtlarının yapılması mümkündür. Ancak mükelleflerin yaptıkları faaliyet türleri için mutlaka faaliyetin icra edileceği yerin şart olduğunun vergi dairelerince tespiti halinde bunların mükellefiyet kayıtlarının iş yeri adresi olmaksızın yapılmasına imkan bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesi ile ortakları yabancı uyruklu olan şirketlerin ve yabancı uyruklu gerçek kişilerin mükellefiyet tesisi hakkında genel yazılarımız, 1994/4 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesi ve vergi daireleri işlem yönergesindeki ve yukarıdaki yer alan açıklamalara göre işlem yapılmasını rica ederim.'

Bilindiği gibi, 3568 sayılı yasaya bağlı olarak çıkarılan 22 Seri Nolu Genel Tebliğ hükümleri uygulandığı takdirde, şirketlerin mali müşavir veya muhasebecileri müşterileri ile aralarında yapmış oldukları 'hizmet sözleşme' ile vergi dairelerinden bu şirketler için hemen yoklama yapılmadan vergi hesap numarası alabilmekte ve vergi levhalarını da tasdik ettirebilmektedirler. Ancak uygulamada, bu sözleşmeler ve ekindeki belgeler dikkate alınmamakta söz konusu şirketlere vergi hesap numaraları eksik evrak olduğu gerekçesiyle verilmemekte ve mükellefiyet kaydı açılmamaktadır. Bu durumda, Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan 3568 sayılı yasaya dayalı olarak yayımlanan 22 Seri Nolu Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Genel Tebliğinin pratikte hiçbir etkisi bulunmamaktadır. Vergi daireleri de bu tebliği fiiliyatta işler hale getirmemektedirler.

Oysaki geldiğimiz noktada yabancı sermayenin Türkiye'ye çekilmesi ve Türkiye'de yapılacak yatırımlar konusunda ve kurulacak şirketlere kolaylık amacıyla Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı kurulmuştur. Bu ajansın başına Alpaslan Korkmaz isimli ve beş dil konuşan bir Türk atanmıştır. Yabancıyı başarıyla çeken ülkelerin sihir levyesi artık Türkiye'de de var: Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı. Bu ajansın başına atanan Alpaslan Korkmaz, İsviçre'de edindiği deneyimi Türkiye'de kullanacak. Alpaslan Korkmaz Türkiye'ye gelmeden önce İsviçre'ye yabancı sermaye çeken ajanslardan birini yöneten Korkmaz, bu iş için önemli bir kişi olarak gözükmektedir.[2]

Diğer taraftan, yine yabancıların Türkiye'de gayrimenkul edinmesiyle ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında yeni bir düzenleme yapılmış, yabancı yatırımların Türkiye'de kurdukları veya iştirak ettikleri tüzel kişiliğe sahip şirketlerin, Türk vatandaşlarının edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak edinimleri serbesttir.

5782 sayılı yasa ile Tapu Yasasının 36/1 md hükmü yeniden düzenlenmiştir. Buna göre; Tapu Kanunun 35. maddesi hükümleri daha önceki halinde de olduğu gibi, esas olarak yabancı uyruklu bireylerin vasıtalı gayrimenkul alımlarını düzenlemektedir. Yabancı uyruklu gerçek kişiler 35. madde hükümleri çerçevesinde mütekabiliyet, Türkiye genelindeki 2,5 hektarlık ve ilçe temelinde imar planlarına bağlı %10'luk alan tahditleri dikkate alınarak kendi adlarına direkt taşınmaz mal tescili yaptırabilirler. Ve yeniden düzenlenen 36. madde hükümleri kapsamında Türkiye'de bir şirket kurarak ya da kurulu bir şirketin hisselerini alarak vasıtalı olarak gayrimenkul de satın alabileceklerdir. Yabancı uyruklu bir bireyin kendilerine tanınmış olan şirket kurarak ya da bir mevcut bir şirketin hisselerini satın alarak gayrimenkul almaları imkanı aynı zamanda da yabancı uyruklu kurumlara yani şirketlere de bu imkan sağlanmıştır.[3]

Vasıtalı olarak gayrimenkul alımı ile ilgili 35. maddede yer alan ve yukarıda açıklanan tahditlerin hiçbirisi geçerli olmayacak, bu durum da tek tahdit anılan gayrimenkul ediniminin söz konusu şirketlerin ana sözleşmelerinde yer alan faaliyet konularını yürütmek üzere yapılmış olması kafi sayılacaktır. Örneğin, endüstriyel üretim faaliyetinde bulunmak durumunda olan yabancı sermayeli bir şirket fabrika binası olarak kullanmak üzere bir taşınmaz alabilir ancak örneğin yatırım maksatlı bir gayrimenkul alamayacaktır.[4]

Özetle, geldiğimiz noktada Tapu Kanununda 5782 sayılı yasa ile yapılan düzenlemeler ve Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan bu yeni hükümler evvelce Tapu Kanununda ve Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununda yabancı gerçek veya tüzel kişilerin direkt veya endirekt gayrimenkul alımına ilişkin iptal edilen hükümleri içerecek ve bu alanda büyük bir dış yatırımcı kapasitesi olan konut sektörünün sorunlarına yardımcı olabilecektir. Yapılan yeni düzenlemeler konusunda İç İşleri Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından çıkarılacak olan düzenlemeler de ayrıntılı olarak izlenilmeli ve bu yönetmeliklerin getireceği hükümler dikkatlice takip edilmelidir.

--------------------

[1] Bkz. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü, Usul Müdürlüğü, 12.11.2007 gün ve 26296 sayılı yazıları. Ve ayrıca, Usul Grup Müdürlüğünün B.07.1.GİB.4.34.19.02/VUK-2/153-2488 sayılı yazıları.

[2] MÜNİR Metin, Alpaslan Korkmaz: Yabancı sermaye rüzgarını fırtınaya çevirecek adam, Milliyet Gazetesi, [email protected]

[3] Bkz. Tapu Kanunu md. 36

[4] Bkz. 5782 sayılı yasa ile yapılan düzenlemeler ve Tapu Kanunun madde 36/1 hükmü. Yine, bkz. 15.7.2008 gün ve 26937 sayılı Resmi Gazete.