Kararlarını mantığınla mı, yoksa duygularınla mı alıyorsun?
Araştırmalar, şehir hayatının koşuşturması içerisinde günde ortalama 35,000 farklı karar aldığımızı ortaya koyuyor. Bu 35,000 karar, düşünerek verdiğimiz karar sayısı. Yani motor hareketlerimiz bu sayıya dahil değil. Yürürken atacağımız adımların şekline dair kararımız gibi motor hareketlerimiz ile yazarken veya konuşurken seçtiğimiz kelimeler bu sayıya dahil değil.
Bu 35,000 kararın önemli bir kısmını beslenme, giyinme, korunma gibi kendimizle ilgili kararlarımız oluşturuyor. Kararlarımızın bir kısmını ise başkalarıyla iletişimimiz esnasında veriyoruz. Başta iş hayatı olmak üzere satın alma, ulaşım, eğlence gibi konularda gün içerisinde verdiğimiz kararlarımız hayatımızı biçimlendiriyor.
İnsanların büyük bir kısmı çoğunlukla mantıklı kararlar verdiğini iddia ediyor ve buna inanıyor. Oysa gerçek hiç de böyle değil. Araştırmalar insanların pek çok konuda tamamen duygularıyla karar verdiğini ortaya koyuyor. Hatta mantığıyla veya duygularıyla karar verdiğinde ortaya çıkan sonuçların aynı olduğu durumlarda bile insanlar çoğunlukla duyguları ışığında karar veriyor.
Tramvay ikilemi olarak bilinen bir araştırmanın sonuçları son derece etkileyici. Araştırmaya katılanlardan iki farklı senaryo hakkında karar verilmesi isteniyor. Birinci senaryoda sen tramvay yolu yakınında dolaşırken, birdenbire yaklaşan tramvayı görüyorsun. Ancak hızla gelen tramvayın, yolu üzerinde çalışan 5 işçiyi toparlanıp kaçana kadar ezeceğini fark ediyorsun. Bu arada tramvay yolunun makasını kontrol eden kol, tam yanında. Ancak yan hattaki ikinci tramvay yolunun üzerinde de birisi var. Ne yapardın? Beş kişinin hayatını kurtarmak için makasın kolunu çekip tramvayı yandaki hatta bulunan o bir kişinin üzerine yönlendirir miydin?
İkinci senaryoda ise, tramvay yolunun üzerindeki bir üst geçittesin. Tramvay yine o beş işçinin üzerine doğru ilerliyor. Yanında ise bu trajik durumu seninle birlikte izleyen cüsseli bir adam var. Biliyorsun ki adamı köprüden itersen o iri cüsseli adam rayları tıkayacak, tramvay duracak ve beş kişinin hayatı kurtulacak. Bu durumda kararın ne olurdu? Hayır mı?
Birinci senaryodaki soruya yanıt verenlerin büyük kısmı 5 kişinin yaşamını kurtarmak için bir kişiyi feda etmek pahasına makası değiştirebileceklerini söylediler. İkinci senaryoda ise çok az kişi 5 kişiyi kurtarmak için bir kişiyi arkasından iterek öldürmek fikrini kabul ettiler.
Felsefeci Phlipia Footun ortaya attığı bu ikilem sonuçlar açısından aynı olsa da duygular işin içine girdiğinde insanların nasıl farklı kararlar verdiğini gösteren çarpıcı bir örnek. Elbette ki az da olsa ikinci senaryonun sonundaki soruya beş kişinin hayatını kurtaracak şekilde davranır ve adamı köprüden iterdim diyerek faydacı yaklaşımı savunanlar da var. Faydacılık, en fazla faydayı sağlayan seçeneği seçtiğimizde doğru hareket etmiş olacağımızı savunan bir felsefi akım. Ancak fayda bazen ahlak gibi farklı bir değerle karşı karşıya geldiğinde kaybedebiliyor. Çoğu insana ikinci durumda faydacı davranmak ahlaki gelmiyor. Ayrıca makası değiştirerek bir insanın ölümüne uzaktan ve dolaylı olarak yol açma fikri ile, bir insanı arkasından iterek ölümüne doğrudan sebep olma fikri insanları farklı oranlarda rahatsız ediyor. 5 Kişiye karşı bir kişinin hayatı olarak bakıldığında, sonuçlar açısından her iki durumda aynı olsa dahi; iyi bir amaç için de olsa kötülük yapılmaması gerektiği fikri ikinci senaryoda ağır basıyor.
Birinci senaryoda; içinde 100 kişinin olduğu tramvayın ilerlediği yolun ilerisindeki köprünün yıkılmış olduğunu görüyorsun. Yanında bulunduğun makası çevirerek tramvayı yan yola alabilirsin ancak yan yolda tramvaydan habersiz olan bir kişinin ezileceğini görüyorsun. 100 kişiye karşı 1 kişinin hayatını alır mıydın?
İkinci senaryoda; içinde 100 kişinin olduğu tramvayın yolunun üzerindeki üst geçittesin ve tramvay yolunun ilerisindeki köprünün yıkılmış olduğunu görüyorsun. Üst geçitte seninle birlikte iri yarı bir çocuk duruyor. Çocuğu arkasından aşağıya itip tramvayın altında ezilerek yolu kapatmasını ve tramvayın durmasını sağlar mısın? Hadi birazcık düşün... Sonuçları aynı olan bir durumda dahi, duygular devreye girince kafan karışıyor değil mi?