SGK’nın 2026/16 sayılı Genelgesini mercek altına aldığımız yazı dizimizin dördüncüsünde; kısmi ilişiksizlik uygulamasının idare hukukunu zedelediği belirterek “çelişkili” metinlerin farklı uygulamalara neden olacağı açıklanmıştı. Açıklamalarda, çelişkili gözüken avantajlarla işverenlere yapılan desteğin maliyeti bu yazının konusudur. Bu yazıda yeni Genelgede önceki Genelgeden farklı kurgunun “aynı ay başlayıp aynı ay biten özdeş iki inşaat” arasında işverenlere yapılan desteğin destek Kuruma mal olan tutarı irdelenecektir[1].
Genelgede kurgulanan yeni sistemle işverenlere sağlanan destek şu örnekle açıklanacaktır: IV. Sınıf A Grubu, 40.000 m²'lik iki özdeş inşaat projesi Ocak 2021'de başlasın ve Temmuz 2026'da bitsin. (Yıllara sari asgari işçilik birim maliyetleri: 2021yılında (1.920 TL, 2022 yılında (4.950 TL), 2023 yılında (13.800 TL), 2024 yılında (15.300 TL), 2025 yılında (21.500 TL) ve 2026 yılında ( 26.450 TL) olacaktır. Birinci işveren: Mevzuatın sunduğu destekten habersiz olduğunu ve inşaatı bitirdiğinde Kuruma başvurduğunu varsayalım. İkinci işveren ise: Mevzuatın sunduğu destekten haberdar olduğundan başvuru sürecini yıllar Kuruma başvurup yıllar itibariyle inşaatin bitiş oranlarını 30.09.2022'de %50, 30.09.2024'te %30 ve 21.07.2026'da kalan %20 şeklinde bölerek; kısmi ilişiksizlik belgesi talep ettiğini varsayalım.
İdarenin uyguladığı eski ve yeni yöntemlerin emsaller arasında nasıl bir destek sağladığına ilişkin üçüncü yazıda açıklanan "bitiş yılının da ortalamaya dâhil edilmesi" kuralına gore hesaplanmış olup. Tablo 1’de eski ve yeni Genelgelerdeki yöntem ele alınmış olup bir adil uygulama yöntemi önerilmiştir:
TABLO 1: Genelgelerdeki Yöntemlere Göre Hesaplama ve Adil Bir Yöntem Önerisi
Tablo 1’de görüldüğü gibi eski Genelgedeki yöntemin örnekteki işverene yüklediği 484 milyonluk devasa yükü düzeltmek için Yeni Genelgede getirilen "aritmetik ortalama" yöntemi, işverenin devasa yükünü beklenen miktarda azaltamamaktadır. Hatta yazı dizisinin üçüncüsüne önerilen "bitiş yılı da ortalamaya dâhil edilsin" kuralı tek başına uygulansaydı bile, idarenin parçalı hesaplama kurgusu değişmediği için 185,9 milyon TL'lik maliyet desteği aynen kalacaktı. Bu örnekteki önerimiz bile sadece son yılı formüle dâhil edilse, kısmi ilişiksizlik desteğinde emsaller arasındaki adeletsizliği giderememektediir.
Alınan duyumlara gore işverenlere bu desteğe karşı olan bazı SGK çalışanları bilen ve bilmeyen işverenler arasındaki destek tutarında ortaya çıkan farkı sıfırlayacak adil çözüm amaçlı diyerek "Kümülatif Tahakkuk ve Mahsup Yöntemi"nin uygulanmasını tartışmaktalar. (Başka bir değişle, önerilen yöntem, ticari hayattaki Geçici Tahakkuk veya Avans mantığının idare hukukuna uyarlanmış hâlidir.)
Tartışılan önerinin yeni Genelgedeki uygulamadan temel farkı, her aşamada birikimli (kümülatif) bir hesaplamaya dayanmasıdır. Öneriye gore, bir işveren kısmi ilişiksizlik aldığında hesap baştan sıfırlanmamalı; projenin en başından o güne kadar ki toplam metrekare alanı ile o güne kadar ki tüm yılların ortalaması alınarak yeni bir genel hesap yapıldıktan sonra daha önceki ödemeler (geçici tahakkuklar) bu hesaptan mahsup edilmelidir.
"Kümülatif Tahakkuk Yöntemi" önerisine gore, emsaller arasındaki dengenin nasıl sağlandığı Tablo 2’de net biçimde görülmektedir:
TABLO 2: SGK Çalışanları arasında Tartışılan Genelgelerdeki Hesaplama Yöntemler İçin Yöntem Önerisi
İşte bu kümülatif hesap sayesinde, Kurumun üzerinden prim tahakkuk ettireceği “asgari işçilik maliyet matrahı” her iki işveren profili için de kuruşu kuruşuna aynı çıkmaktadır. Hem süreci hiç bilmeyip tek seferde başvuran, hem her aşamada kısmi belge alarak süreci stratejik olarak yöneten işverenler; SGK’nın talep edeceği prim için nihai matrahın değişmeyeceği ileri sürülerek tartışılmaktadır.
Tartışmalarda, bu yöntemin faydası sadece matrahı korumakla sınırlı kalmamakta; artan tutarın devri, mevzuatta karşılığı olmayan “milat” tarihlerin icadı veya kazançlara yaptırılan “zaman yolculuğu” gibi idari çelişkiler yumağı da kendiliğinden ortadan kalkacağı iddia edilmektedir.
Tartışmalarda “Geçici Tahakkuk” mantığının, yalnızca bitişten bir önceki yılın esas alındığı o ağır ve hantal “eski sistemde” uygulandığında; işverenler açısından hakkaniyetli sonuçlar doğurmayabilir. Ancak, artık bizzat sektörün de arzu ettiği “aritmetik ortalama” sistemine geçildiğine göre, tüm dönemi kapsayan bir ortalamaya gitmenin önünde hiçbir hukuki veya vicdani engel kalmamıştır. Aritmetik ortalamayı getiren yönetmelik değişikliğiyle eş zamanlı olarak, kısmi ilişiksizlik müessesesinin de bu 'kümülatif mahsup' mantığıyla baştan kurgulanması gerektiği fikri ileri sürülmektedir.
Kamu yararının tesisi ve eşitlik ilkesi, bu kurgusal eksikliklerin ivedilikle giderilmesini şart koşmaktadır. Beş bölüm süren bu yazı dizimiz boyunca sunduğumuz hukuki analizler ve matematiksel yöntemler, sorunun çözümüne yönelik teknik birer katkı amacı taşımaktadır.
[1] Düzeltme Notu: Bu yazı dizisinin üçüncüsünde yer alan 10.000 m²'lik örnekte, yılların asgari işçilik maliyetlerini toplarken; SGK'nın o dosyadaki inşaat maliyet desteği tam olarak (164 Milyon - 138,88 Milyon TL) arasındaki fark 25,12 Milyon TL olması gerekirken, sehven 26,9 Milyon TL olarak yansıtıldığından düzeltilmesi gerekmektedir.