YAZARLAR

Tüm Yazıları Yiğit Tokat

Neden Kızıyoruz ki!

15.02.2020 10:50

 

Kofi Annan (1938-2018)

1938’de Gana’da doğdu.

Daha çok gençken 1962’de Birleşmiş Milletler (BM) ajanslarından birisi olan Dünya Sağlık Örgütü’nde (World Health Organization) işe başladı. Zeki birisiydi, çalışkandı.

1992-1995 yıllarında BM’nin Barış Gücü operasyonlarından sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı oldu. Bu görevinde ciddi şekilde adından söz ettirdi.

1996’da Birleşmiş Milletlerin yedinci Genel Sekreteri oldu.

2001 yılında, Küresel çaptaki sorunların çözümünün sağlanması, AIDS ve uluslararası terörizmle mücadele noktasında yaptığı çalışmalar sayesinde Nobel Komitesi tarafından Barış Ödülü’ne layık görüldü.

2011-2012 yıllarında Suriye ayaklanması için çok ciddi çözüm arayışlarına girişti; aktif rol oynadı.

2018 yılında ölümü üzerine Kofi Annan Vakfı tarafından bir açıklama yapılarak “dünya çapında bir devlet adamı ve enternasyonalist düşünceye tam olarak inanmış bir kişi olarak hayatı boyunca daha adil ve barışçıl bir dünya için çalıştı." ifadesi kullanıldı.

BM’nin kritik noktalarında görev alan, bu organizasyonun sadece askeri değil aynı zamanda sosyal bir organizasyon olduğunu da hatırlatmak için birçok alanda ülkelerin yaşadığı sorunlara yardımcı olmaya çalışmış birinin, Kıbrıs sorununa değinmemesi düşünülemezdi herhalde. Dolayısıyla, Kıbrıs sorunu özelinde Annan Planı’nı devreye sokmuştu.

1963’ten beri bölünmüş olan adayı iki toplumlu tek devlet haline getirme noktasında 2000’li yılların başında oluşturduğu ve kendi adıyla anılan planı büyük ses getirdi. Türk kesimi ve Rum kesimi olmak üzere bölünmüş Kıbrıs’ın federatif bir devlet olarak birleştirilmesini sağlamaya çalışması, BM ve Annan’ın önceliklerinden birisi oldu. Dönemin Başbakanı Erdoğan ile Annan’ın bu sorunun çözümü dâhilinde çok yakın çalıştığı malumdur. Bu yakınlık 2003 senesinde ikili arasında yaşanan sıcak diyalogda da kendini göstermiştir. O tarihte Erdoğan, Davos Ekonomi Forumu’nda Annan’a Kıbrıs sorununu çözmek istediğini vurgulayarak, "Bu defa Türkler her zaman Rumlardan bir adım önde olacak. Bu sözdür" dediği, Annan’ın da “Tamam” dediği hatırlarımızdadır.

AKP’nin iktidara geldiği Kasım 2002’den itibaren Kıbrıs sorununa çözüm hız kazanmıştır. AKP’nin bu ilgisinin sonucunda Annan, Türk ve Rum taraflarını 2004’te İsviçre’de bir araya getirerek barışçıl bir yolla çözüm yoluna gidilmesini sağlamaya çalışmışsa da bu görüşmelerden sonra adanın birleştirilmesine, Federatif bir yönetim anlayışının hâkim olmasına yönelik 2004’te yapılan girişimler ve adada yapılan referandum başarısızlıkla sonuçlanmıştır. İki kesimli tek devlet (Kıbrıs Cumhuriyeti) yönetiminin uygulanmasına yönelik yapılan referanduma Türklerin kabul oyu vermesine karşın, Rumlar ret oyu vermiş ve böylelikle Annan Planı sadece plan olmakla kalmıştır.

Gelelim günümüze...

Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın geçtiğimiz günlerde İngiliz gazetesine verdiği demeç şimdi çok konuşuldu, tepkiyle karşılandı. Neden karşılandı ki, neden kızıyoruz? Akıncı yeni bir şey söylemedi. Ada özelinde geçmiş politika ve planları yukarıda yazmıştım. Farklı bir şey ifade etmedi yani. Akıncı’nın dediği şu, uzun yıllardır sürüncemede kalan bir durumu çözelim ve adada federatif bir devlet kuralım. Benzer sözleri 2016 senesinde Bahçeşehir Üniveristesi’nin düzenlediği bir programda da dile getirerek, iki toplumlu tek devletin kurulmasının önemine vurgu yapmış idi. Ama şimdi ateş püskürüyoruz. Veryansın eden basınımız, Erdoğan ve Annan’ın, Annan Planı çerçevesinde uzun mesailer harcadıklarını unutmuş olacak ki, Akıncı’nın bu söylediğini yeniymiş gibi servis ediyor, bazı politikacılar da Akıncı’ya ateş püskürüyor. Yahu Annan Planı adada federatif bir devlet modeli tasarlamıyor muydu ki şimdi Akıncı’nın ifadelerine kızıyoruz. Dün Annan planı desteklendi, bugün Akıncı yerden yere vuruldu.

Son olarak...

Sakin ve itidalli davranarak, diplomasi en üst seviyede işletilerek doğru dış politika üretilebilir. Dün öyle deyip bugün böyle diyerek dış politika yürütülemez.

Keşke Sultan Hamid 4 Haziran 1878 ‘Kıbrıs Antlaşması’nı imzalamayıp, adayı İngiltere’ye bırakmak zorunda kalmasaydı, böylelikle bugün Kıbrıs tartışması yapılmıyor olabilirdi!

Haberler

Gündem

'Kovid 19 ile mücadelemizi milletimizle birlikte kararlılıkla sürdürüyoruz'

Gündem

Sağlık Bakanı Koca: Bugün kaybettiğimiz 17 kişiyle can kaybımız 92'yi buldu

Gündem

ÖSYM, KPSS tarihlerini güncelledi

Ekonomi

Dünya Bankası'ndan koronavirüs önlemlerine yeni destek hazırlığı 

Ekonomi

'Küresel finansal kriz döneminde yaptığımız gibi bir an önce harekete geçmeliyiz'

Ekonomi

Şehitlerimiz son yolculuklarına uğurlandı

Politika

Kılıçdaroğlu'ndan siyasi parti liderlerine 'Kovid-19' mektubu

Ekonomi

Bankalardan 'kredi ve kredi kartı ödemelerini faizsiz öteleme' talebi

Gündem

'Türkiye koronavirüs ile mücadelede en erken tedbir alan ülkedir'

Gündem

Milli Eğitim Bakanı Selçuk: Uzaktan eğitim 30 Nisan'a kadar devam edecek

Gündem

Sağlık Bakanı Koca: Koronavirüs tedavisi gören 2 hastamız taburcu oldu

Ekonomi

Bakan Albayrak: Üniversite hastanelerinde de performans ödemelerini 3 ay tavandan yapacağız