YAZAR ve FİKİRLERİ..

YAZARIN gerçekler karşısında bir tutumu olacaktır elbet.

Gözümüzün önünde olan kaba gerçekleri görmezlikten gelip, birilerine yaranılacak diye yazı yazanlara ne kadar acısak yeridir.

Yazarın bir görevi de, insanların çevresini saran yalanlardan kurtarmaktır. Yüzyıllardır yalanların doğruların üstünü örttüğü bilinmektedir.

Şair ve fikir adamı Ziya Gökalp fikir kuvvetinden bahsederek şöyle diyordu:

Fikir hürriyeti'nin;

“Önüne geçemezsin, onu durduramazsın, üflemek ve söndürmekle söner mi, gayz ve kin oğultuları içinde boğulmak mı istiyorsunuz? O, bir ışıktır. Işık gürültülerle söndürülür mü?,,

**Fikir; insanların refahı, canlılar ve tabiatı korumak içindir...

fikir; bölücülük, fitne, kin ve nefret tohumlarını insanlara saçmak için değildir.

Hiç bir etnik kökenli insanlar, fikir beyân edemiyorum diye duygu sömürüsüne girerek, kendilerini acınacak duruma sokmaya kalkmasın.

Sen kalkar fikir hürriyeti diye, Türk Devletine kin ve nefret dili kullanırsan bu fikir hürriyeti olmaktan çıkar.

Türkiye'de; hain, yıkıcı ve karma fikir toplulukların birikimli bir yer olduğunu biliyorduk ama bu kadarını tahmin edemiyorduk. Ve bunları kendi hallerine bırakarak, filizlenmesine ve kök salmasına vesile olduk.

Bilmeden veya bilerek din eksenli Arap milliyetçiliği yapanlar.. Atatürk adını kullanan sözde devrimciler.. diktatörler.. Komünist idealistler.. türlü türlü tarikat, cemaat ve müridleri,.. Amerikâ'nın emir erleri.. Ümmetciler, Şeriatcılar,.. sinsi federalcı ve bölgesel bölücü partiler.. terörist seviciler v.s.

Bu yazdıklarım yoksa gökten mi indi?

Koskoca Hayır?

Bu canavarları yavru iken birileri kucağımıza attı, biz ise el bebek gül bebek büyüttük. Öyle yavruladılar ki, onları oy deposu olarak gördüler. Hatta o kadar iştahları kabardı ki ellerinden gelse kuvvet macunu bile promasyon vereceklerdi. Bir, beş, on derken işin ciddiyetini fark edemediler.

Şimdiye kadar Türk Devleti’nin ayakta kalmasının yegâne sebebi; "Devleti yaşat ki, insan yaşasın" ilkesi değil midir?

Nerede bu Türk toplumun feraseti..

Yoksa bu millet korkak mı, veya korkutan bir gizli güç mü var?

Şimdi birkaç önemli tesbit yaptığımda, hasarın geriye dönük basiretsizlik ve liyakàtsizlikten kaynaklandığını anlayacaksınız.

Bundan bir buçuk asır evvel, havaların içinde üç kuvvetin bir birine sürtündüğünü, kımıldadığını duyarlardı.

Bu kuvvetlerden biri saray kuvveti idi. Hakanlığın geniş yetkileri üstünde kalplere saldığı korkulara kuvvet eder ve herşeye hakim olurdu.

İkinci kuvvet, Yeniçeri kuvveti idi, en umulmaz dakikalarda birdenbire çoşan, kabaran, her nefeste hesaba katılmak lâzım gelen kırıcı, yıkıcı bir kuvvetti.

Üçüncü kuvvet, ülema kuvveti, medrese kuvveti idi, halk kütlelerini zaman zaman galeyana getirir, kurtuluş için yol arayan zekâların önüne dalgalar halinde çıkar, fikre karşı çıkıp huzur kaçıran, kafa yoranın peşini bırakmayan, alçak, kötü bir kuvvetti.

Bu işe yaramadı ve büyük bir İmparatorluk battı.

Cumhuriyet kurulduktan sonra ise; ne o zayıf devlet var, ne de o korkutulan Türk milleti..


Kardeşlerim:

Türk topraklarında yaşayan bütün insanlar eşit haklara sahiptir. Bireylerin birbirlerinden üstünlüğü yoktur. Devlet kurumları her vatandaşlar için aynı hizmeti sunmaya, aynı kanunları işletmeye mecburdur.

Bu devlet "TÜRK DEVLETİ'DİR" bu topraklar Türk topraklarıdır. Kurucu Önderimiz de Mustafa Kemal ATATÜRK'dür

UNUTMAYALIM!

İkinci bir Atatürk elbet gelemez, ama bir Atatürk'ün ideali, Türk ulusunun geleceğinin sonsuzluğunda anlamını duymasına, yaşatmasına yeter. Onun yolu Türk'ün ulaşabileceği zafer yoludur.

Ama taklitlerden sakınalım..

Alparslan Türkeş beyin sözü olan "Şayet Atatürk'ün kurduğu CHP ilkelerinden milliyetçiliği yerine getirseydi bizim parti kurma diye bir derdimiz yoktu"

Bu da sayın Özgür Özel beyin kulağına küpe olsun derim. Beraber yürüdüğü yol ve akıl arkadaşlarına dikkat etsin. Güven arz etmiyor..

"Pirince giderken, evde ki bulgurdan olacak!" Gibi görünüyor, benden söylemesi!..

Kalın sağlıkla

Tanrı Türkü Korusun

Sevgi ve Saygılarımla