0
5 Kıtada 60'ın üzerinde farklı ülkede faaliyet gösteren bağımsız halkla ilişkiler şirketlerinin oluşturduğu GlobalCom'un yıllık toplantısı, bu yıl Haziran ayında İstanbul'da gerçekleşti. Aralarında ABD, Almanya, İngiltere, Avustralya, İsveç, Çin ve Güney Afrika'nın da bulunduğu 40 farklı ülkeden GlobalCom üyesi iletişim şirketlerinin temsilcileri, tüm dünyada iletişim sektöründe yaşanan trendleri ve halkla ilişkilerin yarınını konuştu.
Dünya çapında 70 ofiste 1,400'den fazla deneyimli iletişim uzmanını bir araya getiren GlobalCom, halkla ilişkiler alanındaki yerel ve uluslararası tecrübelerin paylaşımına olanak sağlıyor. Bu yılki toplantıya birbirinden farklı ülkelerden katılan iletişim danışmanının dile getirdiği konulara bakınca, dünyanın gerçekten de küçülmekte olduğu sonucu çok net ortaya çıkıyor. Her ne kadar farklı ülkelerde farklı hedef kitlelerine ulaşmaya çalışsalar da, iletişim danışmanlarının kullandığı yöntemler ve mesajlar ile karşılaştıkları sorunlar birbirine çok benzerlik gösteriyor. Gazete, dergi ve hatta TV gibi 'offline' medya mecralarının yerini dünyanın her yerinde 'online' medyanın alması ve bu değişimin hızlanarak devam edeceği yönündeki beklenti, iletişim danışmanlarının hem fikir olduğu konuların başında geliyor.
Üç günlük toplantıda eğitim amaçlı konuların yanı sıra, halkla ilişkiler sektöründeki trendler, performans ölçümleri ve müşterilerin değişen beklentileri ağırlıkla ele alınan konulardı. Ancak bu yılki toplantıya damgasını vuran konu, 'Dijital PR' idi. Daha doğrusu, her şeyin dijitale dönüşümü karşısında başlarda bu dönüşümü görmezden gelen, ancak zamanla kabul eden ve bocalayan, şimdilerde ise ne yapacağına karar vermeye çalışan iletişim uzmanlarıydı. Neden mi?
Geleneksel halkla ilişkiler ve iletişim uzmanlarının ortak yönü, sosyal yönleri güçlü, gazetecilik, edebiyat, sanat, sosyoloji, psikoloji gibi sözel ağırlıklı konulara yatkın kişiler olmalarıydı. Bu kişiler harika basın bültenleri yazıyor, geliştirdikleri iletişim güçleri sayesinde toplantılarda etkin bir şekilde oturdukları koltuğu dolduruyor, yakından takip ettikleri sosyal bilimler ışığında hazırladıkları iletişim stratejilerini başarıyla uyguluyorlardı. Ta ki dijital çıkıp mertlik bozulana kadar.
Çünkü arama motorları optimizasyonu sosyal değil analitik parametrelerle çalışıyordu. İnternet ve mobil iletişim araçları, web siteleri, sosyal medya, online medya, e-marketing... 'Sözel' ve 'sosyal' temeller üzerine çalışmaya alışmış halkla ilişkiler disiplinlerinin aksine hepsi, 'sayısal' temeller üzerine inşa ediliyordu. Bu durumda da iletişim uzmanlarının sözel düşünme yapısından sayısal düşünme yapısına geçiş yapmaları kolay olmuyordu. 30 Yaşında bilgisayarla, 50 yaşında ise sosyal medya ile tanışmış bir iletişim uzmanı, sosyal medya yönetimi konusunda 30 yaşındaki bir müşterisine danışmanlık yaparken zorlanıyordu. Yıllarını halkla ilişkiler mesleğine vermiş duayen iletişim uzmanları, müşterilerini teker teker yeni türemiş 'bilgisayar programcılığı ve web tasarımı' kökenli sosyal medya ajanslarına kaptırmaya başlayınca konunun vahametini fark etmeye başladılar.
Öte yandan dünün bilgisayar program veya web master şirketi, bugünün sosyal medya ajansı olan şirketler de sayısal bilgilerine karşın, sözel ve sosyal konularda yetersiz kalıyorlardı. Art arda yaşanan ve kötü yönetilen sosyal medya krizleri, geceleri çalışıp gündüzleri uyuyan, çoğu iletişimlerini online halleden bilgisayar kurtlarını müşterileri önünde zor durumda bırakmaya başladı. Araştırmalar, son yıllarda şirketlerin yaşadığı krizlerin başında sosyal medya kaynaklı konular olduğunu gösteriyor.
Bugün, tüm dünyadaki iletişim uzmanları online itibar yönetimi araçları olarak gördükleri başta online ve sosyal medya olmak üzere, mobil uygulamalar, forumlar, oyunlar ve arama motoru optimizasyonları alanına giren tüm iletişim çalışmalarında hizmet vermek konusunda çok istekliler ve hemfikirler. Artık klasik basın bültenleri yerini infografik ve videografiklere bırakıyor. Basın toplantıları Periscope ile yayınlanıyor. Twitter röportajları büyük ilgi çekiyor. Kimi halkla ilişkiler ajansları bu konularda çalışan şirketlerle işbirliği yolunu seçiyorken, bazıları da çoktan 'dijital PR' departmanlarını oluşturdular bile. Sayısal ve analitik düşünce konusundaki bilgi eksikliğinde ise halkla ilişkiler şirketlerinin imdadına yeni nesil yetişiyor. Farkına vardıkları ve kabullendikleri bu eksikliklerini, bilgisayar programcılığı, internet teknolojisi, sosyal, online ve hatta mobil medya ile birlikte yetişen genç halkla ilişkiler çalışanlarının yardımıyla kapatmaya çalışıyorlar.
Görünen o ki yarının iletişim uzmanları, sadece sözel becerileri güçlü, iyi yazan ve konuşan değil, aynı zamanda sayısal bilgiye de sahip ve analitik düşünebilen profesyonellerden oluşacak.