Ya Türkçe Giderse?..

0

"Dil öldürür dili baştan yaratmayan ozanı,

Bulup ortaya çıkarmalı dilimizi bozanı."

İbrahim Gürşen KAFKAS

Eğitimci Yazar

Gelin tanış olalım Türkçemizi dünyaya tanıtalım. Çığlık çığlığa bir haykırış. "Ya Türkçe Giderse" endişesi korku veriyor. Türkçenin yaratıcılığına suskun kalmak, duyarsız davranmak içimi acıtıyor. Yabancı dilde isimler, tanımlar ve gösterimler Türkçemizi bir sis bulutu gibi kaplamış. Sorumsuzluk, aymazlık, adam sendecilik ve bananecilik almış yürümüş.

Umudumuzu yitirmeden, dilimizin üretken yapısındaki gizli hazineyi gün ışığına çıkarmalıyız. Dilimizdeki kirliliğin bugünkü durumuna bakmayı bilsek, gerçekleri görebilsek çözüm daha kolaylaşacaktır. Yabancı isim, terim ve deyimleri Türkçede kullanmayı içselleştirerek "yıldızlı gölgeler" diye betimleyenler yanılıyorlar. Onlar, daha ileri giderek "bu kültürel bir birikimdir, değişkenliktir" diyorlar. Yabancı sözlerin dilimizi kirleten nesneler olduğu bilinmelidir.

Mevlana, "Üzülme, bir yanda korkun, bir yanda amacın varsa iki kanatlı olursun" diyor. Dilimizin kirliliğine üzülüyor, gelecek için korkuyoruz. Amacımız dil kirliliğini yok etmektir. Umutluyuz. Umuda kurşun işlemez. Umutlanmak güven duymaktır.

Bugün, Türkçe gitmekle, kalmak arasında boğuşuyor. Türkçeyi kullanmayı ödül veya ceza bilmek yerine, her yurttaşın bilinçli tutkusu olarak görülmelidir.

Üretkenliğini yitirmiş bir dil, susuz kalmış bir ağaca benzer. Kurur, ölür, gider… Türkçe ile ilgili yanlış adımlar, dil ve anlatımda sorunların çoğalmasını kamçılayacaktır. Türkçeye destek, kendimize, ulusumuza ve yaşamımıza destektir. Duygularımızın, düşüncelerimizin ve sorunlarımızın dışa vurumu dilimizin güçlü yapısıyla olacaktır. Unutmayalım ki bizi biz yapan dilimizdir.

Türkçede sürdürülebilir gelişme, Türkçenin yabancı dillerin sömürüsünden arındırılmasıyla olacaktır. Türkçede yabancı isim ve tanımlara tepki ve dışlama haklıca sürdürülmelidir. Bu güzel Türkçemiz "kara komediden", kurtarılmalıdır. Dilimiz yeniden biçimlendirilmeli, teknoloji, ekonomi veya her ne sebeple ülkemize giren tüm nesneler Türkçe adlandırılmalıdır. Halkımızın hareketli sinesinden kopan düşlerinin, masallarının, ağıtlarının anlatımından türeyen sözleri uyarlayarak kullanmalıyız. Anadolu'muzun bereketli toprağının, bereketli dili zenginleşsin, yabancı sözlerin sisli duruşu dağılsın. Türkçemiz yeniden günışığına çıksın. Dilde boyunduruk değil, dilde öz, duru ve yalınlık gerekiyor. "Gelin tanış olalım" Türkçemizi dünyaya tanıtalım.

"Türkçe giderse / Türkiye gider" özlü sözün anlam derinliği bizleri kara kara düşündürüyor. O nedenle, koşullar ne olursa olsun dilimizi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıyız. Dilimizi kendi öz kimliğine kavuşturmanın savaşını akılcı ve bilimsel çalışmalarla yapmak her Türk vatandaşının görevidir.

'Türkçeye sevgimiz, yabancı sözlere karşı dik duruşumuzda saklıdır."