Vatandaşın ekonomik arayışları

0

Bilindiği üzere Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları başlıklı aylık Bülteniyle; yatırım araçları olan Borsa İstanbul (BIST) 100 Endeksinin, Devlet İç Borçlanma Senetlerinin, mevduat faizinin, külçe altının, Amerikan Doları'nın ve Euro'nun yurt içi üretici fiyat endeksi ve tüketici fiyat endeksi ile indirgenmiş aylık reel getiri ve kayıplarını açıklamaktadır. Söz konusu reel getiri ve kayıpların; küresel konjonktürdeki ve Ülkemizdeki koşullara ve gelişmelere göre şekillendiği görülmekte ve bu sonuçlar Ülkemiz ekonomisi ile toplumun her kesimini etkilemekte ve vatandaşın ekonomik gücüne de yansımaktadır.

Ülkemiz vatandaşlarının yukarıda belirtilen finansal yatırım araçları dışında da bireysel olarak geçmişten günümüze kadar parasal kazanç elde etmeye veya mevcut gelirlerini artırmaya yönelik çeşitli ekonomik arayışları olmuştur. Bir işi olanların ek kazanç sağlama, işi olmayanların ise geçimini temin etmek için yaptıkları çeşitli ekonomik girişimlerin günün şartlarına göre değişkenlik gösterdiği ve geçmişteki bu kapsamdaki arayışların bazılarının bugün için bir anlam taşımadığı bazılarının ise geçerliliğini halen koruduğu görülmektedir. Okurlarımızın bir kısmına nostalji anlamında bir kısmına ise geçmişteki ilginç ekonomik arayışların aktarılması amacıyla bazı girişimleri ve günümüzdeki örneklerini sıralamak istiyorum: Sokaklarda kağıtlara basılmış destanları satmak, mahalle aralarında elma şekeri-pamuk şeker- macun satılması, Avrupa'da çalışan vatandaşlarımızın yazın Ülkemize tatile gelirken getirdikleri elektronik cihazları satmaları, evler ile iş yerlerinde çok az telefonun olduğu ve sıra beklenildiği dönemlerde sabit telefon sırasına girmek ve telefon numaralarını satmak, yatırım amacıyla halı alınması, eski okul kitaplarının satılması, genelde sinema önlerinde çocukların Teksas-Tommiks-Redkit vb. çizgi romanları alıp-satması, inşaatların önündeki molozlar arasından toplanan bakır tellerin ve evlerdeki eski gazete-lastik-alüminyum-demir vb. şeylerin hurdacıya satılması, trenlerin ara istasyonlardaki kısa süreli durmaları sırasında o yörenin çocuklarının pencerelerden gazete istemesi, pazarlarda el arabasıyla yük taşıyanlar, ayakkabı boyacıları, seyyar simitçiler, sokak sütçüleri, kış geceleri sokakta boza satanlar, yazın su satanlar, kendi yaptığı sirkeyi-pekmezi-reçeli-zeytinyağını-turşuyu-salamura asma yaprağını-zeytini veya bahçesinde yetiştirdiği sebze ile meyveyi satmaya çalışanlar, seyyar köfteci-pilavcı-kokoreççiler, memleketinden bal vb. ürünleri getirip çalıştığı iş yerindeki arkadaşlarına satmaya çalışanlar, kendi ördüğü yün işlerini (çorap-bere-eldiven-atkı) satmaya çalışan teyzeler, seyyar satıcılar, çöplerden kağıt-plastik-metal vb. atıkları toplayanlar, ev kadınlarının; ev yemekleri alanında yaptıkları girişimler ile mutfak gereçleri, temizlik malzemeleri ve kozmetik ürünleri pazarlama çabaları, AVM'lerdeki ve marketlerdeki geçici stantlarda çalışarak harçlığını çıkarmaya çalışan öğrenciler, sokak ressamları ve müzisyenleri gibi.

Yasa dışı yollarla kolay ve çok para kazanmak hırsının zirve yaptığı küresel bir konjonktürde yukarıda saydığımız kazanç arayışlarının legal olması, toplumumuzun ekmek parası için çalışanlara gösterdiği sempati, işsizliğin yaygın olması, iş kurmak için gereken maddi imkanlara herkesin sahip olmaması ve orijinal, organik, ilginç ve ucuz ürünlere ve hizmetlere olan genel ilgi vb. nedenlerle kamuoyunda bu tür girişimlere sempatiyle bakılmakta ve doğal karşılanmaktadır. Yurt dışında da sokak ressamlarının-müzisyenlerinin-pandomimcilerinin ve heykel gibi duran ancak para verildiğinde hareketlenen canlı mankenlerin aktivitelerine, seyyar atıştırmalık örneklere, yöresel ürünlerin ve hediyelik eşyaların vb. ürünlerin satışına ilişkin değişik çabalara şahit olmaktayız.

Bu tür girişimlerden ve birikimlerden önemli ticari karşılığı olan, sürekliliği bulunan, insan sağlığını ilgilendiren ve güncelliğini koruyanları; kayıtlı, düzenli, hijyene uygun, orijinal yapısının korunduğu, görsel güzellikli ve ticari rekabet ilkesini bozmayan bir organizasyon içine alabilmek önemlidir.

Ülkemizdeki istihdam imkanları ve maddi koşullar böyle bir tablonun doğmasına ve gelişmesine neden olmuştur. Dolayısıyla, bu çalışma ve üretme enerjisini, para kazanma arzusunu ve sosyal gerçekleri görmezden gelmek mümkün değildir.

Bu nedenle, mevcut ticari sistemin asli işleyişini bozmadan ancak aksaklıklarını da gözeterek, bu girişimlerin değişik organizasyon ve yapılarla mevcut sisteme monte edilmesine ve gerekli alanların tahsis edilmesine çalışılmalıdır. Bu kapsamda gerekli yasal zemini de oluşturarak bu fiili durumu rehabilite etmek hem bu girişimleri yapanların kendilerini güvence içinde hissetmesini sağlayacak hem de bunların ticari aktivitesine muhatap olanların yararına olacaktır. Ancak bu girişimlere hiç bir zaman kamuya ek gelir getirecek alanlar olarak değil, sosyal gerçeklerin iyileştirilmesi olarak bakılmalıdır. Bu süreçte başta belediyeler olmak üzere ilgili kamu kurumları kendi yetki alanları itibariyle bu konuyu sahiplenmeli ve desteklemeli, mesleki örgütler de gerekli katkıyı sağlamalıdır.

Diğer ekonomik arayışlar kapsamında ise vatandaşlarımızın bir kısmının asıl mesleği olmamakla birlikte arsa ve araba alım ve satımından kazanç sağlama çabaları her zaman geçerliliğini korumaktadır. Öte yandan, altın ve dövize de yatırım aracı olarak özel bir önem verildiği bilinmektedir. Ülkemizdeki aile bağlarının kuvvetli olması ve geniş aile anlayışının benimsenmesi sonucunda; aile bireylerinin işsiz veya yetersiz geliri olması halinde bu olumsuz durumun aile içindeki ekonomik desteklerle aşıldığı görülmektedir. Ayrıca, kentlerde yaşayan bir çok ailenin memleketlerinden sağladıkları erzak-gıda desteği; aile bütçelerine önemli katkılar yapmakta ve özellikle de dini bayramlarda memleketlerini ziyaret edenlerin dönüş yolculuğu sırasında taşıdıkları bagajlarındaki gıda maddelerinin yoğunluğunu gösteren otogar manzaraları buna iyi bir örnek teşkil etmektedir.