Ülkücülük Denen Bir Şey Vardı..

İdealistlik mi, yoksa siyaset mi, daha ağır basıyor bir türlü anlayamadık!..

*Yanı başındaki ülküdaşlarını görmezlikten gelen yöneticiler, türlü türlü yolları deneyerek ulaşılamayan vekiller gördük.

Bizler neler yaşadık neler gördük !..

Dağlar lisana gelse de anlatsa hepsini,

Binlerce can dirilse de nakletse geçmişini,

(E.Bülent Serdaroğlu)

Yaşar Nabi'nin bir kitabını okurken çok etkilendim. Sanki bu günlere kadar olanları bire bir aktarmış. Tabii bazı tarih ve zaman dilimleri ayrı...

İşte Yazar'ın görüşleri, sene 1967 :

Karşımda oturan sevimli yüzlü düzgün sözlü genci hayretle dinliyordum. Toplumumuzda ne zamandır adı hiç anılmayan birşeyden, ülkücülükten söz açmış, gerçekten inanmış insanlara özgü o iç ateşiyle konuşuyor. Yeni bir öğretmen bu. Görevine dört elle sarılmış. Kendi gibi yurdun yükselmesi için canla başla çalışmak gereğine inanmış gençler yetiştirmek başlıca amacı.

Peki kaç kişi var senin gibi düşünen? dedim. "Ne yazık ki tek başınayım" demiş.

Bunun üzerine görmüş geçirmiş öğretmen ona "Öyleyse aman ayağını denk al" diye öğüt vermiş. Ve eklemiş, "Çünkü tek başına olduğundan, sen suçlu kalırsın. Gelecek müfettiş daha başlangıçta seni haksız bulmaya hazırlanmış olacaktır."

Birden dayanamadım. "Ah, dedim, bilseniz sizin gibi ne çok genç tanıdım. Ülküden söz açıldı mı kor parçası kesiliyorlardı. İçlerindeki ateşin hiç sönmeyeceğine sarsılmaz inançları vardı. Ama aradan yıllar geçtikten sonra ne zaman tesadüf biriyle karşılaşsam o ateşli delikanlıyı tanımakla güçlük çektim."

Hayatın seline kendini kaptırmış, çoluğa çocuğa karışmış, türlü türlü dertler enerjisini yıpratmış, heyecanını aşındırmış, hevesini kırmıştı. Yine de başka türlü olamadıkları için yine de ülkücüydüler.

Çevrelerinde hor görülecekler, tek başlarına kalacaklar, ezileceklerdi. Ukalâya çıkacaktı adları. “Şuna da bak, kendini birşey sanıyor, herkese ders vermeye kalkıyor” diye söyleneceklerdi ardından. Hatta yüzüne karşı.

Sonra en ateşli ülkücülük yıllarının bir hesabını çıkarmak gelecekti günün birinde akıllarına. “Uğraştın, didindin, iyi güzel ama, aldığın sonuç ne?” diye soracaklardı kendi kendilerine. O zaman sonucun acıklı durumu karşısında ellerini şakaklarına atıp uzun uzun düşüneceklerdi. “Haksız değilmiş yahu bana çıkışanlar.” diyeceklerdi. SON..

*********

Ben ve benim gibi vatan sevdası olanların, ülkücü gençlere tavsiyesi var; Türk vatanı ve Türk varlığı için gelecek kuşaklara "örnek Ülkücü" olmalıdırlar.

“İnşallah siz de bir gün bu muhasebeyi kendi kendinize yapma ihtiyacı duymazsınız. Çünkü bu tavrınızla sonucun, başka türlü bir yere çıkacağını pek sanmıyorum.

Gerçek güç karabalığın gürültüsünde değil

Yalnızlığın mutlak sessizliğinde başlar

Herkesin seni unuttuğu o karanlık yolda

Sadece kendinle yüzleşirsin...

Türkiye’miz, kendi kendisini yetiştirenlerin vatanıdır.

Ekmeksiz kaldığı gün oldu ama, ÜMİT'siz kaldığı gün olmadı...

Kalın Sağlıkla

Tanrı Türkü Korusun

Sevgi ve Saygılarımla