TÜRKÇÜLÜK, DİN VE BİLİM

Biz Türkler: Göktürk Aşina(Asena) ailesi, ve Dokuz Oğuz Kayı boyundan gelmeyiz. Dinimiz ise Kam(Tengri) dir. 8. ve 9. Yüzyıllar arasındaki uzun bir süreç de inançlarımız ile uyumlu olduğu ve biraz da Çin zulmünden dolayı, Tanrı'nın mucizeleri (ayetleri) ile dolu olan İslâmiyeti kabul etmişiz. Dolayısıyla Müslümanız..

O zamandan sonra işler değişti.. Akınlar ve fetihlerle birlikte topraklar geniş bir alana hüküm etti. Koca İmparatorluk Ümmetci oldu. Aman Türküm deme; Arap, Kürt, Rum, V.S alınır..

Yani karma bir millet olduk.

Çok şükür ki, bir çok topraklarımızı kaybetmemize rağmen, dilimizi ve geleneklerimizi muhafaza edebildik.

Türküm demek ta ki, Atatürk: TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ni kuruncaya kadar unutuldu ve gizlendi. "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" ilk kez dillendirildi...

Gelelim Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye'ye:

O zaman ki Türkçülük: Osmanlıcılık veya İslâmcılık gibi fikirler, Vatan fikrini de anlaşılmaz bırakıyordu. Buna Namık Kemal:

Git vatan Kâbe'de siyaha bürün

Bir elin ravza-i nebiye uzat

Birini Kerbelâ'da meşhede at

Kâinata o hey'etinle görün!

Derken vatan: nasıl hudutsuz veya hudutları taşkın bir İslâm vatanı fikrine bağlanmışsa, Gökalp da:

Vatan ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan

Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan!

Derken de başka bir hudutsuzluğun belirsizliğini imâ ediyordu.

Toplama suyla değirmen dönmeyeceği bilinmeliydi, bu zamanlar da bilinmelidir...

Din konusuna gelince:

ATATÜRK: “Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lâzımdır.”

Prof.Dr. İ. Hakkı AYDIN hocamın sözlerini hatırlatmak isterim;

“Din konusunda en güvenilir bilgi sahibi, İlâhiyat fakültesi mezunlarından derece olarak ilk sıralarda olanlardır. Bununla da bitmiyor, bunlar devlet destekli fizik-kimya, matematik eğitimi görmeleri de gerekir. Çünkü "KURAN" bir matematik'dir.” Çözüp insanlara Tanrı'nın buyruğunu doğru aktarması gerekir.

Bunların örnekleri de var:

"Hiç birşey kaybolmaz, hiç birşey yoktan var olmaz" diyen fizik- kimya yasası, cahil din adamını çileden çıkarır. Ama fizik- kimya okumuş olan bir din adamı, bu yasayı pek tabii bulur.

Güneydoğu illerinde müftüler arasında yapılan bir toplantıda din adamlarının misafir öğrenci olarak okullara devam etmeleri istenince, bir müftü, yerinden fırlamış, “fizik ve kimya ile din hocalığı olmaz” diye kükremiş.

Bu söylemine bakacak olursanız ya fizikle kimyadan vazgeçmek gerekecek, ya da din adamından. Oysa ki, ancak fizik ve kimya bilen din adamları Yüce İslâmlığı ilerlemeye engel olanlardan kurtarabilir.

Diğer bir örnek de; bir okulun öğrencileri dersleri boykot etmesinin sebebi, okul müdürünün tufan efsanesinin bilimsel gerçeklerle uyuşmayacağını söylemesi olmuş. Peki ne yapsaydı bu öğretmen müdür? Bir coğrafya, ya da fizik öğretmeniyse, dünya yuvarlak olduğuna göre biri, kendisine bu konuda düşüncesini sorduysa, riyakârlık edip düşündüğü ve gerçek olanın tersini mi söyleseydi?

Hıristiyan kitapları da böyle efsanelerden söz ederdi ve savunurdu. Ama bugün, Hıristiyan din adamları artık bilimin kesin gerçekleri karşısında bu çeşit efsanelerin savunuculuğunu yapmanın temsilcisi oldukları dinleri de gözden düşüreceğini bildiklerinden, böylesi tartışmalara girmezler.

Yıllarca öküzün boynuzunda sallanan dünya masallarıyla uyutulmuş bir çocuğun bilimin gerçekliğini görünce nasıl bir din adamına inanabilir, nasıl güvenebilir. Onu da siz düşünün..

Bilimle dinin çatışması, tarih boyunca pek uzun sürmüş, barış; dinin, bilimin karşısına çıkmaması, bilimin de din konusunu ele almaktan sakınması temelinde kurulmuştur.

Bundan başka çıkar yol yoktur.

Çünkü, ilerlemek ve çağdaş uygarlık seviyesine erişebilmek için bütün Batı dünyası gibi demokrasi düzeni içinde kalmak şart ve ilerlemeye engel olmayan bir ortam içinde rahatça gelişmek için;

Ne mi yapacağız?

Bir din adamı, din hocası fizik ve kimya ile bağdaşamaz dedi mi, fizik ve kimya ile bağdaşamayan bir din adamının bugünün uygarlığı ile de bağdaşamayacağını söyleyerek inancını kendine saklamasını rica edeceğiz

Uzay çağında hâlâ hurafelere bağlı din öğretimi ile yetişecek kuşakların, Ulusumuza zararının dokunulacağını şimdi anlamadıkça, hiç bir zaman da bunu anlayamayacağız.

Din insan için gereklidir. Dinsiz insan kurumuş bir ağaca benzer, ama dini gerçeklere dayalı yaşamak kaydıyla...

Kalın sağlıkla

Tanrı Türkü Korusun

Sevgi ve Saygılarımla