TEK YOL ATATÜRK

Komşu ülkelerin birinde ibret alacağımız olaylar yaşanmaktadır. Hemcinslerinin bir saçı göründü diye öldürüldüğü iddia edilerek günlerdir kadınlar, gençler sokak gösterileri yapmaktadırlar. Bu gösterilerin bizi ilgilendiren yanı atılan slogandır. Göstericiler, TEK YOL ATATÜRK diyerek ortalığı inletmektedirler. Neden? Çünkü;

Atatürk, yalnız Türk halkı için değil, mazlum toplumların karşılaştıkları sorunların çözümü için örnek aldıkları bir modeldir. Örneğin;Ali Ergöz, gemi başmühendisidir. Görevi gereği dünyanın çeşitli ülkelerine uğramaktadır. 1999 yılının bir gününde Hindistan'ın Visalkapatman Limanı'na uğrarlar. Kenti gezerken bir kitapçı dükkanı ilgisini çeker. Dükkanda Çocuklar İçin Dünya Klasikleri Serisi satılmaktadır. Seri içinde yer alan Atatürk kitabının yok sattığını, yeniden sipariş verildiğini öğrenir. Kendi kendine şöyle der: 'Bizde adı silinmeye çalışılan, dünyanın öbür ucunda örnek alınıp çocuklara öğretilen Atatürk.'

Ali Ergöz, başka bir örnek daha veriyor: 2017'de Bangladeş'in Chittgong Limanı'ndayız. Bir Bangladeşli ile çarpıştık. Türk olduğumu öğrenince şöyle dedi: 'Atatürk'ün çocuğusunuz yani. En büyük Müslüman Atatürk'tür. O, sadece Türklerin değil, tüm Doğu halkları için bir liderdir.'

Söz Atatürk'ün inancına gelmişken bir örnek daha verelim. Pakistan'ın Kurucusu Muhammed Ali Cinnah, 'Ben iki büyük Müslüman bilirim. Biri Hz. Muhammet, diğeri İslam'ı hurafelerden temizleyen Mustafa Kemal Paşa'dır.'

Bizim Atatürk karşıtları, Atatürk'ü din düşmanı ilan ederken, el alem Atatürk'ü en büyük Müslüman olarak kabul ediyor.

Atatürk'ü örnek alan başka bir lider de Sovyetlerin son Başkanı Mihail Gorbaçov idi.

Gorbaçov şöyle diyor: 'Türkiye'de kadın sorunu ile ilgili bir şey merak ettiğimdi o formüle başvururum. Bir fotoğraf var masamda Atatürk'e ait. Türkiye'de kadın sorunu ile ilgili bir şeyler aklımı kurcaladığında hep ona danışıyorum (Aktaran Ferai Tınç, 16 Mayıs 2008 Hürriyet).' Gorbaçov, fotoğrafla konuşacak değildir. Atatürk'ün kadın sorununa nasıl yaklaştığını, sorunu nasıl çözdüğünü araştırdığını veciz biçimde anlatıyor.

Kadın, bir toplumun, bir ulusun temel ögelerinden biridir. Kadını Tanrı yarattı, erkeği de… her ikisi de doğuştan, yaradılıştan eşit haklara ve yeteneklere sahiptir. Atatürk'e göre 'Erkek her şey olabilir, yalnız ana olamaz. Onun için kadın erkekten önce gelir. Bu nedenledir ki uygar toplumlarda erkek kadına daima saygı durumunda kalmıştır.'

Türk kadını, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte gerçekleştirilen Atatürk Devrimleri sayesinde özgür oldu, resmi nikah ile tek eşli aile yapısına, miras ve çocuklar üzerinde velayet hakkını kazandı; seçme seçilme haklarını elde etti, çarşaf ve peçeden kurtuldu, kısaca sosyal, kültürel, siyasal tüm haklarına kavuştu.

Türk kadını, Cumhuriyetle insan olma onuruna yükseldi. Atatürk der ki: 'Ey Türk kadını! Sen ayaklar altında sürünmeye değil, omuzlar üstünde yükselmeye layıksın.' Bu anlayış, kadına verilen en yüce değerdir. Kadın, ikinci sınıf değil, birinci sınıf insan olma onuruna kavuştu. 'Boş ol!' sözüyle bir kenara atılan değil, hukuksal tüm haklara erişen, insan yerine konan ve erkeğin kölesi değil, birey olan, yurttaş olan varlık durumuna geldi.

Osmanlı Toplumunda kadın, taassuba karşı, devletin başlıca tavizi idi. Taassup için ahlak ırz, ırz da özellikle kadın demekti. Sokakta herkes, kadın giyimine karışmak hakkını kendinde görüyordu. Saçlar, eller, yüzler, bacaklar iyice kapanmalıydı. Bugün de aynı anlayışı taşıyan bir kesim var ne yazık ki. Kadını kapatmakla namus, ırz korunmuş mu oluyor? Olmuyor. Kadının iffet ve haysiyeti, onu kapatmakla değil, ona vakar ve onur duyguları aşılayan bir eğitimle sağlanır. Bu nedenledir ki Atatürk, kadınlarımızı çağdaş, laik eğitimle yetiştirmek için çaba harcamıştır. Bilinmelidir ki kadınlarını kapatan hiçbir toplum, uygarlık yolunda ileri gitmiş değildir.

Komşu ülkenin kadınları, gençleri TEK YOL ATATÜRK diye Atatürk'ün koyduğu ilkelere ve devimlerine atıfta bulunurken bizde bunun tam tersi uygulamalar ile karşılaşıyoruz. Söz gelimi, sosyal medya ve tv haberlerine göre Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Atatürk'ü öven bir sunucunun görevine son verilmiş.

Diğer yandan Atatürk'ün kurduğu laik cumhuriyetin kazanımlarına, devrimlerine karşı olma, bunları kötüleme davranışlarına rastlıyoruz. Yurdunu işgalcilerin elinden, ulusunu yok olmaktan kurtaran, kendi dilini güzelleştirmek ve geliştirmek için çaba harcamış, İslam'ı hurafelerden, çakma dincilerin söylemlerinden temizlemiş ve dünyanın takdir ettiği; kurtuluş çaresi olarak ilkleri ve devrimleri, Tek Yol kabul edilen öz evladını kötülemek en azından cahillik değil ise nankörlüktür.

Bizim de bir an önce kurtuluş ve ilerleme çaresi olarak Tek Yol Atatürk dememiz ve Atatürk'ün fabrika ayarlarına dönmemiz gerekmektedir. Çünkü;

Atatürk demek, uygarlık, çağdaşlık demektir.

Atatürk demek, ekonomik ve kültürel alanda gelişmek demektir.

Atatürk demek, 'Yurtta barış, dünyada barış' demektir.

Atatürk demek, Türk'ün özüne dönmek demektir.

Atatürk demek, akıl ve bilim yolunda ilerlemek demektir.

Atatürk demek, özgürlük, bağımsızlık ve eşitlik demektir.

Atatürk demek, Cumhuriyet ve demokrasi demektir.

Atatürk demek, fabrika, ekonomi yani üretmek, kalkınmak demektir.

Atatürk demek, köylüyü çiftçi ve milletin efendisi yapmak demektir.

Atatürk demek, çağdaş, laik eğitim demektir.

Çözüm: TEK YOL ATATÜRK'TÜR.

Sözü, Türk Kültürünü ve Tarihini Yaşatma Derneği Başkanı Belçika'da yaşayan Daniel Dumolin'in özdeyişiyle bitirelim:

'UNUTMA TÜRKİYE; ATATÜRK'Ü TANRI'YA BORÇLUSUN, GERİYE KALAN HER ŞEYİ DE ATATÜRK'E.'

Yurdumuzu işgalden, ulusumuzu yok olmaktan kurtaran, Cumhuriyet ve vatan kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını, tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.