Sakalını bir karış uzatıp, Allah adını ağzından düşürmeyen her kişiye körü körüne inanış, düşünün, bu milleti tarih boyunca ne felâketlere sürüklemiştir. Hacı, hoca, şeyh dendi mi, sıfatlarına bir de derinlik eklendi mi, samimi olup olmadığını, bilgisini nereden aldığını araştırmayı bile günah sayan bir cahillerin bu asırda bu toplumda tutulduğuna nasıl vicdanımız razı oluyor, hiç içimiz sızlamıyor mu?
Köylerimizde küçük bir müdahale ile kurtarılması mümkün olan hastaları doktorun gözünden bucak bucak kaçıran, resmi okullarımıza yazılı çocuklarımızın devamlarına, günah tehdidi ile, engel olan, kendi menfaatlerinden başka birşeyi gözleri görmeyen birtakım cahil ve yobaz insanları millete ve vatana karşı ihanet sayılacak hareketlerinde hâlâ serbest bırakacak mıyız?
Daldım gözünde vehm uyuyan susmuş ufkuna.
Ey Şark, kanmadın mı asırlarca uykuna.
Ali Canip 120 yıl oluyor söylediği o uyku, işte görüyorsunuz, hâlâ sürüp gidiyor.
Her muska parçasına inanan, her üfürüğü mübarek, her tükürüğü mucize sayan saf ve temiz yürekli halkımızın inançlarını, iyiden, doğrudan yana çevirmek için elimizden acaba bir şey gelmiyor mu? Gelemez mi?
Doğrudan doğruya din adına da cinayet değil midir bu yapılanlar?
Allah kendini temsil etmek sıfat ve selâhiyetini ne zaman vermiştir bu acınacak kişilere? Nisa 50. Ayet:
Yer sarsılır, bilim kurallarına aykırı yapılmış binalarımız çöker, kusuru din duygularının zayıflamasında buluruz, tedbirsizliğimizden, vurdumduymazlığımızdan yangın çıkar, kusuru din duygularının zayıflamasında buluruz.
Ormanları yakar devirir, kuraklığı kendi kendimize yaratırız. Tarlalar ürün vermeyince kusur gene din duygularındandır.
Bu yazıları yazarken aklıma hep Prof.Dr İsmail Hakkı Aydın Hocam gelir. Derki: Kuran bir matematiktir. İlâhiyat mezunlarının ilk 100'e giren kişilerin mutlaka matematik, kimya ve fizik ihtisası burslu olarak sağlanmalıdır ki, Kuran'ın gerçek manası çözebilsinler..
Türk çocuklarını yeniden Arap harflerini öğrenmeye teşvik eden her alanda düşmanlarımızla işbirliği eden menfaat düşkünlerini ne ATATÜRK'ün ruhu, ne de TÜRK milleti asla affetmeyecektir.
Burada bir gerçek Müslüman'ın Mehmet Âkif'in mısraları.
Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık,
Silkin de muhitindeki zulmetleri yak yık!
Bir baksana: gökler uyanık, yer uyanıktır,
Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır!
Yakın zaman da devletimizin büyük azim ve kararlılıkla Tarikat ve Cemaat yapıların üzerine gitmesi ve devamının sağlanması, din tacirlerinin hoşuna gitmeyecek ve rantlarının kesilmesinden ziyade, ilim ve bilim sahibi gençlerimizin yetişmesine de vesile olacaktır.
Belki de ileride Turp'un büyükleri de çıkacaktır elbette...
Okul dersen var, Diyanet İşleri'nin kursları var, daha bunlar neden var? Rant...
Daha neler var neler!.. Mucizeler ile dolu İslàm dinimizin Kuran-ı Kerim’i, yalan ve yanlış hadisler (hurafeler) ile insanların hayatını zorlaştıran Cemaatler var!..
O Cemaat müritlerinin kirli sohbetlerinin ayyukaya çıkmasının haberlerini yakında göreceğimizden şüphe yoktur. Sanmayın ki, devletimizin yetkili kurumları, onların gayrimeşru sohbet barınaklarının yerlerini bilmiyor.
Kardeşlerim: Bunları neden duyuyor ve işitiyoruz? Şayet, Atatürk'ün yüce İslâm din devrini Türkçe olarak devam ettirmiş olsaydık bu gibi din ticareti örgütlenmelerin duyumu olmayacaktı.
Türk çocuklarının Tanrı'yı kendi ana dilleriyle duymaları, inanç ve dini heyecanı samimileştirmeye yarayacak, riyakâr din adamlarını ortadan kaldıracak, sözü ve özü saf ve temiz bir mümin vatandaş tipleri yetişmesini sağlayacaktı. Din, gönüllere işleyen samimi bir duygu olacaktı. Bu da ancak, bütün his ve heyecanımızı kolayca ifade edebileceğimiz ana dilimizle mümkündü.
Yazık ki; beyni örümcekli bir yığın cahil
Nihayet oynayarak dine en rezil oyunu;
Getirdiler, ne yapıp yaptılar, bu hâle onu!
Bu ilimsiz hocalardan, bu beyinsizlerden
Çekecek memleketin hâli ne olmaz? Düşünün!
(M. Akif Ersoy)
Kalın Sağlıkla
Tanrı Türkü Korusun
Sevgi ve Saygılarımla