'İnsan her yerde insandır. Yaradılışında soyluluk yoksa,
dünyanın tacını giyse, o yine de çıplaktır.' Monteigne
Bireysel ve toplumsal yaşamımızda huzur, güven, anlayış, hoşgörü ve sevginin giderek tüketildiğini görüyoruz. Yazılı ve görsel basındaki verileri izlemek bireyde asi bir ruh hali yaratmaktadır. Korku, kuşku, kaygı ve keşke dediğimiz '4K' Yaşamımızın olmazsa olmazı gibi. Savaş çığırtkanlığı, terör belası günlük yaşamımızın acı ve düşündürücü istenmezleri. İnsanların birbirlerine güveni ve sevgisi kurumakta olan bir dal gibi içimizi kemiriyor.
Yunus Emre'nin Anadolu topraklarına ektiği sevgi tohumları yeşeriyorken nefrete, öfkeye ve kine durdu. Mevlana'nın anlayış, hoşgörü ve bütünleşme salvoları duyulmaz oldu. Hacı Bektaş Veli'nin 'Bir olalım, pir olalım, iri olalım, diri olalım.' çağrısı hatırlanmaz oldu. 13. 14. YY'ların aydınlık günleri ötelendi. Ayrışımcı, senci, benci, ayrılıkçı bir topluma dönüştük.
Karl Max, 'Sevgi Emektir.' diyor. Her şeyin kirlendiği, güvensizliğin arttığı yerde birinciliği günümüzde sevgisizliğe bıraktı. Gerçek sevgi bilginin toplandığı kitap, umudun yeşerdiği toprak ve duygunun aktığı ırmak gibidir'/Sevgi paylaşıldıkça büyür, acılar paylaştıkça azalır. Özdeyişinin yerindeliğine ne denilebilir ki? Gerilmiş yüz hatları, çatılmış kaşlar, kuşku dolu bakışlarla yaşam nasıl sürdürülür ki? Ülkemizin içinde bulunduğu durum, kevgire dönüşen hudutlar, nerede, nasıl patlayacağı bilinmeyen terör-canlı bomba kuşkusunun çözümsüzlüğü! Siyasilerin çözüm yerine, toplumu geren, ayrıştıran niteliksiz söylemlerin yarattığı uykusuz geceler, kaygılar!..
'Yurtta sulh, cihanda sulh' özdeyişiyle barışın önemini anlatan Atatürk'ün sözlerine kulak verelim. Hacı Bektaş Veli'nin 'Sevgi varken nefret niye?/ Barış varken, Savaş niye?/ Kardeşlik varken, didişmek niye? / Dostluk varken, düşmanlık niye? / Hoşgörü varken, bağnazlık niye? / Özgürlük varken, tutsaklık niye?' dizelerini siyasiler okuyorlar mı? Sevgi tohumları ekelim, sevgi gülleri açılsın yüreğimizde, diyen Ahmet Yesevi'ye kulak verelim. Sevginin en yüce kazanç kapısı olduğunu unuttuk. Dünyamızın binbir çiçekli bir bahçe olduğunu, herkesin birbirinden alacağı gıdalar olacağını unutmayalım.
İnsanlar marangozun ahşabı doğraması; mermeri, taşı yontan heykel traşın yontusu gibi tek düze değil ki? Rengi, dili, dini, mezhebi çok farklı ve değişken olabilir. Önemli olan aklı, düşüncesi, sevgisi ve davranış biçimidir. Freud, 'Birey sevilmediğini hissettiği sürece kendisini değersiz, yetersiz düşünür' diyor. Tüm insanlar değerlidir.
Çünkü varoluşumuzun temeli sevgidir. Sevgi yaşam kaynağıdır ve pozitif bir enerjidir. Danton, 'Sevgi ekmek kadar, su kadar önemli bir gereksinimdir' diyor.
Temelinde sevgi bulunan toplumlar, düşmanlık ve kinden uzaktırlar. 21.yy bilim ve teknoloji çağıdır. Düşmanlık, yolsuzluk, kin, nefret ve ayrışım çağına dönüştü. Sevgi sözde kalmamalı, öze geçmeli, söylenmeli ve yaşanmalı. 'Hayat bir uykudur, sevgi bu uykunun rüyasıdır' diyen düşünür, güzel ve sevgi dolu rüyaların önemini anlatıyordur.
Biz insanların eti yenilmez, derimiz giyilmez, tatlı dilimizden başka neyimiz var ki? Devleti yönetenler sevgi ile kucaklayıcı bir dil kullansalar kıyamet mi kopar? Halka eşit davranılsa; yolsuzluğa, hırsızlığa neden olunmasa; din, dil, mezhep ve etnik köken ayrışımına gidecek söylem, eylem ve davranıştan giderek uzak durulsa kıyamet mi kopar?
Bilge insan olmak sevgiyle dolmaktır. Gönül ister ki çevreci, sevgi dolu bitkiye, güle, çiçeğe, kuşa, kediye, köpeğe ve ayrımsız tüm insanlara sevgiyle yaklaşalım. Devleti yönetenler bilmelidirler ki, 'gülü seven dikenine katlanır.' Yönetenler kendilerini doğru sözlü, açık sözlü, doğru dürüst ve yalansız bir lider olarak hazırlamalıdırlar. Sevginin bir umut, bir yaşam kaynağı olduğu da bilinmelidir. Sevgi en güzel hazdır. Sevgi, bedenin duyguya uyum geçişidir. Sevgi hoşgörüyü çağrıştırır. Duygu yoksunu, sevgi yoksunu, mantık ve düşünce yoksunu, hoşgörü ve anlayış yoksunu insan, insanlığını yitirmiştir.
Sevgisizlik yalnızlığı yaratır, umutsuz kaygılı bir yaşamı getirir. İyisi mi kapılarımızı sevgiye, hoşgörüye açalım. İnsanlarla yaşamı paylaşalım. Sevginin en büyük hayat kaynağı, yaşam iksiri olduğunu unutmayalım. Sevgi için gökten yıldız yakalamaya ya da koparmaya gerek yok. İnsanı olgunlaştıran kavram acıdır. Acı sevgiyi çağrıştırır. Sözün özü, insanlar ön yargısız birbirlerini sevmeli, hoşgörülü davranmalıdırlar. Yaşamın erdemliği budur. Edirne'li Emri, 'Gün gelir, kalem feryat eder, ağlar mürekkep, / Beni sevgisiz bırakma ya rab!.. diye feryat ediyor. Bethoven, 'İyilikten başka üstünlük yoktur.' diyor. Monteigne, 'İnsan, her yerde insandır. Yaradılışında soyluluk yoksa, dünyanın tacını da giyse, o yine de çıplaktır.'diyor. Sevgi ve doğruluk dolu yarınlara.