Türk siyasi tarihinin en hareketli hukuki hesaplaşmalarından biri Saadet Partisi çatısı altında yaşandı ancak hesaplaşma bitmedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarihinde geçmişte görülen ve parti yönetimlerinin meşruiyetini sarsan "mutlak butlan/yok hükmünde sayılma" davalarını emsal göstererek yola çıkan muhalif delegeler, Saadet Partisi’nin 24 Kasım 2024 tarihinde gerçekleştirilen 9. Olağan Büyük Genel Kongresi’ni iptal ettirmek amacıyla yargıya koşmuştu. Ancak Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin gerekçeli kararıyla muhaliflerin "kayyum ve iptal" şimdilik hayallerini suya düşürmüş görünse de CHP'deki mutlak butlan kararı onları yeniden umutlandırdı. Şimdi İstinafta bu kozu kullanacaklar. Mahkeme, partiyi olağanüstü kongreye götürmek ve geçici yönetim kurmak amacıyla açılan asıl ve birleşen tüm davaları ayrı ayrı REDDETTİ.
Karar sonrası Milli Görüş hareketinin ve Saadet Partisi'nin hukuki otoritelerinden, eski Genel Başkan Prof. Dr. Mustafa Kamalak’ın yakın çevresine gerekçeli karara yönelik sarf ettiği "Hukuk çıldırmış olmalı!" tepkisi ise siyaset ve hukuk kulislerine bomba gibi düştü.
Mahkemeler Birleşti, Dosya tam bir arapsaçı
Saadet Partisi’nde Mahmut Arıkan’ın Genel Başkan seçildiği kongrenin usulsüz olduğunu, il kongrelerinin zamanında yapılmaması sebebiyle 880 delegenin delegelik sıfatının kendiliğinden (otomatikman) düştüğünü iddia eden muhalifler, Ankara’nın dört bir yanındaki Asliye Hukuk Mahkemelerinde ardı ardına davalar açtı. Yüksek koordinasyon gerektiren yargılama sürecinde, Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi (Esas No: 2025/197) çatısı altında tam 6 ayrı mahkemenin davası birleştirildi. Siyasi arenada adeta bir "hukuk blokajı" kurmaya çalışan davacıların birleşen dosyaları şunlar oldu:
Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesi (2025/173 Esas)
Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi (2025/111 Esas) Ankara 43. Asliye Hukuk Mahkemesi (2025/89 Esas)
Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (2025/610 Esas)
Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesi (2025/402 Esas)
Ankara 46. Asliye Hukuk Mahkemesi (2025/373 Esas)
Hakim Kararını Yalnızca Bilirkişi Tutanaklarına ve Raporlarına Dayandırdı
Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi Tolgahan Aslan, partinin kaderini tayin eden bu kritik hükmü kurarken, tamamen teknik ve uzman incelemelerine sığındı. Gerekçeli kararda hakimin kararı üzerine bina ettiği dayanaklar, mahkemece atanan uzman Bilirkişi Naci Uğur tarafından hazırlanan 1 kök rapor ve 2 ek rapor (Toplamda 3 bilirkişi raporu) ile seçim kurulu tutanakları oldu. Mahkeme hakimi; bilirkişinin yaptığı tespitler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Siyasi Partiler Sicil Bürosu yazıları ve İl/İlçe Seçim Kurullarından gelen resmi yazışmalar doğrultusunda şu net sonuca vardı: Siyasi partilerin il kongrelerinin süresinin geçmesi, o delegelerin sıfatlarının kendiliğinden yok olması sonucunu doğurmaz. Seçim kurulu hâkimi tarafından onaylanan ve kesinleşen listeler üzerinden yapılan kongrede toplantı yeter sayısı (nisap) olan 692 delegeyle salt çoğunluk sağlanmıştır. Bu nedenle kongrenin iptali hukuken mümkün değildir. Gözünüzden kaçmayan çok kritik ayrıntı var; mahkemenin karar metninde ve özellikle bilirkişinin durum tespiti yaptığı ek rapor bölümlerinde geniş bir yer tutmaktadır. Muhaliflerin temel dayanağı olan "49 ilin (veya partinin il teşkilatlarının önemli bir bölümünün) kongre yapmadığı" iddiasına, gerekçeli kararda hem bilirkişi tespitiyle hem de mahkemenin hukuki yorumuyla doğrudan girilmiştir. Mahkeme kararında bu konunun işlendiği ve hukuken bilirkişi raporuna dayandırarak detaylandırıldı:
1. Bilirkişi Ek Raporundaki Durum Tespiti: "İllerin Önemli Bir Bölümünün Kongre Yapmadığı Anlaşılmıştır" Bilirkişi Naci Uğur'un 15/01/2026 tarihli ek raporuna atıf yapılan bölümde, 49 il de dahil olmak üzere teşkilatların kongre yapmadığı iddiası resmiyet kazanmıştır. Kararda bu bölüme şu ifadelerle girildi: “...4.1. Partinin il teşkilatlarının önemli bir bölümünün kongrelerinin, iddia edildiği gibi zamanında yapılmadığı, bazı illerin dava konusu kongre sonrasında il kongrelerini yaptıkları YSK ve İl Seçim Kurullarından gelen yazılardan anlaşılmıştır... denilerek durum tespiti yapılmıştır.” Bilirkişi, mahkemeye sunduğu ek raporda sadece bu tespiti yapmakla kalmamış; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve seçim kurullarından gelen resmi yazılara dayanarak, büyük kongre tarihi itibariyle hangi illerin süresinde kongre yapmadığını, hangilerinin ise kongresini büyük kongreden sonra yaptığını tek tek gösteren bir tablo hazırlayıp raporun ekine koymuştur.
2. Mahkemenin Bu Tespite Karşı Hukuki Gerekçesi (İptali Neden Reddetti?) Davacıların "49 il kongre yapmadı, dolayısıyla bu illerden gelen delegelerin sıfatı bitti" tezi mahkeme tarafından kabul görmemiştir. Kararda, illerin kongre yapmamış olmasının genel kurulu neden iptal ettirmeyeceği, Anayasa Mahkemesi (AYM) emsalleriyle şu şekilde gerekçelendirildi:
Süre Geçse Bile Sıfat Kendiliğinden Düşmez: Mahkeme, siyasi partilerin il teşkilatlarının yasada öngörülen sürede (azami 3 yıl) kongre yapmamış olmasının, mevcut delegelerin sıfatlarını "otomatik olarak/kendiliğinden" sona erdirmeyeceğine hükmetti.
Kararlar Yeni Bir Kongreye Kadar Geçerlidir: Gerekçeli kararda; “Siyasi partilerin genel kurullarının zamanının geçmesi, o genel kurulda alınan kararların kendiliğinden yok olması sonucunu doğurmamaktadır. Genel kurul kararları aksine yeni bir genel kurul kararı alınana ya da genel kurulun yetkili mahkemenin kesinleşmiş kararı ile iptal edilmesine kadar geçerlidir” denildi.
Resmi İptal Kararı Yok: Mahkeme, söz konusu illerin kongreleri ya da delege sıfatlarıyla ilgili geçmişte açılmış ve kesinleşmiş bir mahkeme iptal kararı bulunmadığını, bu yüzden mevcut delegelerin delegelik sıfatlarının büyük kongre gününde de hukuken devam ettiğini vurguladı.
Özetle; Evet, kararda muhaliflerin en güçlü argümanı olan "illerin kongre yapmadığı" iddiasının hukuki ve fiili zeminine tamamen girilmiştir. Mahkeme bu durumu (kongrelerin yapılmadığını) resmi evraklar ve bilirkişi tablosuyla tespit etmiş, ancak hukuken "Süre geçse bile delege sıfatı kendiliğinden düşmez, seçim kurulu listesi kesinleştiği için de o oylar geçerlidir" diyerek davanın reddine gerekçe yaptı. Bu karar karşısında insanın “Buyur buradan yak” diyesi geliyor.
Davacı Muhaliflerin Ağır Mali Portresi: Hukuk Savaşının Külfeti Ağır Oldu
Mevcut yönetimi "kayyum heyeti" (Davut Açıkgöz, Mahmut Kan, Kenan Karagüzel, Sedat Tarhan) vasıtasıyla düşürmek isteyen davacılar; Mehmet Necip Yavuzer, Muhammet Köylü, Selahattin Aslan, Numan Yüksel, Özay Dilber, Memet Kimya ve Mutlu Öcal adeta mali bir enkazla karşı karşıya kaldı. Mahkemenin ret kararı ile birlikte, her bir dosya için davacılara yüklenen maddi külfetlerin mali portresi şu şekilde netleşti:
Bilirkişi Ücretleri ve Ek Ödemeler: İlk kök rapor için davacılardan 5.000,00-TL delil avansı kesin süre içinde tahsil edildi. Ardından Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası birleştikten sonra bilirkişiye 2.500,00-TL ek ücret takdir edildi.
Yargılama Harçları: Her bir dava dosyası için karar ve ilam harcı 732,00-TL olarak belirlendi. Peşin yatırılan 615,40-TL mahsup edildikten sonra, asıl dava ve 6 birleşen davanın her biri için davacılardan ayrı ayrı 116,60-TL bakiye harç tahsil edilerek hazineye irat kaydedildi.
Ezici Avukatlık Vekalet Ücreti: Kararın en ağır mali tokadı ise vekalet ücretlerinde patladı. Mahkeme, asıl dava ve birleşen 6 davanın her biri için davacı tarafların, davalı Saadet Partisi genel merkez vekillerine (Av. Ahmet Yazıcı, Av. Hasan Tahsin Özafşar) ayrı ayrı 45.000,00-TL vekalet ücreti ödemesine hükmetti. Yani, 7 ayrı dosya üzerinden hesaplandığında muhalif kanat, sadece karşı tarafın avukatlarına toplamda 315.000,00-TL vekalet ücreti ödemek zorunda kalırken; harçlar, bilirkişi ücretleri ve kendi üzerlerinde bırakılan tebligat-posta giderleriyle birlikte yaklaşık 350.000 TL’yi bulan devasa bir maddi külfetin altına girmiş oldu.
Saadet Partisi'nin Umudu Özgür Özel'in partisi
Bu arada davacıların Saadet Partisi'nin mal varlığını Yeni Yol Partisi'ne geçirmek istediğine ilişkin iddialar da İstinaf aşamasında yeni bir boyut kazandı. Saadet Partisi kaynaklarına göre muhtemel erken seçimde Saadet Partisi kendi logosu altında değil de Yeni Yol Partisi veya başka bir partinin çatısı altında seçimlere girecek. Bir bakıma Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'in kuracağı belirtilen yeni parti bir bakıma can simidi olacak. 2023 seçimlerinde CHP çatısı altında seçimlere giren Saadet Partisi'nin seçmeni tarafından cezalandırılması en başta Yeniden Refah Partisi'ne lojistik desteğe dönüşmüştü. Saadet yönetimi böylece CHP kamburundan kurtulmak için önemli bir yol bulmuş olacak.