0

Para politikasının gidişatını anlamak açısından bakılabilecek büyüklüklerden birisi potansiyel likiditedir. Potansiyel likidite içinde en belirleyici unsur hiç kuşku yok ki piyasa likiditesi olarak da isimlendirilen açık piyasa işlemleridir (APİ).  Ülkemizde  2004 sonrası yıllar ele alındığında potansiyel likiditenin TCMB bilançosuna oranının  (PLA) pozitif olduğu dönemler olduğu gibi, negatif olduğu dönemler de var. Çok kabaca 2004 Nisan ayından itibaren bakarsak Nisan 2004-Nisan 2009 döneminde bu oran pozitif bir değere sahip. Bu dönemde merkez bankası APİ aracılığı ile piyasaya borçlu durumda. Nisan 2009-Nisan 2014 döneminde negatif değere sahip. Yani  bu dönemde piyasadan alacaklı durumda. 2009’dan günümüze kadar olan dönemde ise TCMB piyasalardan alacak düzeyini değiştirerek para politikası uyguluyor. Yani açık piyasa işlemlerinin negatif bakiyesi bazı zamanlar sürekli artarken; bazı zamanlarda sürekli olarak düşüyor. Bu çevrede  Temmuz 2009- Ekim 2011 dömemi merkez bankasının piyasadan alacaklılık düzeyinin sürekli olarak arttığı bir dönem. Ağustos 2011-Nisan 213 dönemi merkez bankasının piyasadan alacaklılık düzeyinin sürekli olarak azaldığı bir dönem. Son bir yıllık dönemde ise yani Nisan 2013-Nisan  2014 döneminde merkez bankasının piyasadan alacaklılık düzeyinin giderek arttığını görüyoruz. Başka biçimde söylenirse ekonomideki potansiyel likidite artmış.  Ancak potansiyel likiditeki artış  önceki dönemlerle örneğin Temmuz 2009-Ekim 2011 dönemi ile karşılaştırıldığında daha düşük. Yıllık verilerle baktığımızda da aynı eğilimi görüyoruz. Yani potansiyel likidite hacim olarak daha düşük düzeyde gerçekleşiyor. Bütün bunlar son bir yılda net biçimde TCMB’nin sıkı para politikası uygulaması yaptığını gösteriyor. TCMB’nin para poltikası uygulamalarının yansımaları olarak dikkatle izlenmesi gereken noktalar var

TCMB’nin döviz pozisyonu

İlk olarak TCMB’nin döviz pozisyonun toplam bilançosuna oran, yıllık verilerle ele aldığımızda,ı 2004- 2010 döneminde sürekli olarak artarken 2010’dan sonra sürekli olarak azalmaktadır. Grafikten izlenebileceği gibi  döviz pozisyonunun toplam bilançoya oranı 2004’de %5 iken 2010 yılında %61’e kadar yükselmiş; bu tarihten sonra sürekli olarak azalarak 2014 nisan ayı itibarıyla %25’e düşmüştür. 

 TCMB’nin Kur Riski

2010 sonrası dönemde TCMB’nin döviz pozisyonu  oranındaki düşüşün yansıması kur riskinde ortaya çıkıyor.Bu süreçte TCMB’nin üstlendiği kur riski artıyor.  Grafikten izlenebileceği kur riski oranı  2010 yılında 2.34 iken 2010 sonrası dönemde sürekli olarak azalmış ve 2014 yılının nisan ayı itibarıyla 1,31’e düşmüştür. Kur riski oranının düşmesi TCMB’nin üstlendiği kur riskinin artması  anlamına geliyor.