ANKARA – Öz Büro İş Sendikası, işçi dünyasının en kronik sorunlarından biri olan vergi yükünü, alışılagelmiş sloganların ötesine taşıyarak bilimsel bir zeminde tartışmaya açtı. Sendikanın 15. kuruluş yıl dönümünde Emek Akademisi bünyesinde düzenlenen çalıştaya, dönemin bakanları, akademisyenler ve çok sayıda sendikacı katıldı.
Öz Büro İş Sendikası’nın Ankara’da düzenlediği Vergi Çalıştayı, akademik bir toplantının ötesinde, çalışma hayatının en sert çıkışlarından birine sahne oldu. TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vedat Bilgin; asgari ücretteki vergi devriminden 15 Temmuz’un perde arkasına, sermayenin hukuksuzluğundan maden işçilerinin direnişine kadar birçok kritik konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.
"Duvarlara Yazdığımız Sloganı Kanun Yapmak Nasip Oldu"
Konuşmasına öğrencilik yıllarındaki bir anısıyla başlayan Vedat Bilgin, asgari ücretten verginin kaldırılmasının kendisi için sadece bir politika değil, bir "gençlik düşü" olduğunu ifade etti:
"Mamak’ta bir tekstil atölyesinin duvarlarına 'Asgari ücretten vergi alınmasın' yazdığımız günleri hatırlıyorum. Bakanlığım döneminde bu sloganı hayata geçirmek, asgari ücret düzeyindeki tüm gelirleri vergi dışı bırakan kanunu hazırlamak bana nasip oldu. Bundan büyük bir mutluluk duyuyorum."
"15 Temmuz, ABD İstihbaratının İşgal Girişimidir"
Demokrasi ve emek mücadelesi arasındaki kopmaz bağa dikkat çeken Bilgin, 15 Temmuz hain darbe girişimine dair en net tespitlerden birini yaptı. Bilgin, "15 Temmuz, dünya sisteminin patronajında oturan ABD’nin istihbarat örgütleri vasıtasıyla gerçekleştirmeye çalıştığı bir işgal girişimiydi. Türk milleti bağımsızlığına, meclis ise bombalara rağmen iradesine sahip çıktı. İşçi sınıfı demokrasiye sahip çıkmazsa, ekmeğini de koruyamaz" dedi.
Maden İşçilerine Destek, Sermayeye Sert Tepki: "TELİN EDİYORUM!"
Bilgin’in konuşmasındaki en dikkat çekici bölümlerden biri, son günlerde Türkiye gündemine damga vuran Doruk Madencilik işçilerinin eylemleri oldu. Küçük ve orta ölçekli bazı sermaye gruplarının hızlı birikim yapmak adına hukuku çiğnediğini belirten Bilgin, Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen madenciler için şu ifadeleri kullandı:
"Eskişehir’den Ankara’ya gelen maden işçilerini çalıştıran şirketin tutumu, Türk hukukuna ve TBMM’nin çıkardığı yasalara karşı açık bir saygısızlıktır. Bu emeğe karşı hürmetsizliği, bu hukuksuzluğu şiddetle kınıyor ve telin ediyorum! Emekçiler olmasa Türkiye büyüyemez. Hiçbir sermaye grubunun bu hukuksuz davranışını masum ve mazur göremeyiz."
"Vergi Adaleti Olmadan Toplumsal Barış Olmaz"
Verginin sadece bir devlet geliri değil, aynı zamanda bir kalkınma ve sosyal politika aracı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Vedat Bilgin, emekçiler ile sermaye arasındaki vergi yükü dengesizliğinin ciddi sorunlara gebe olduğu uyarısında bulundu. Bilgin, sendikaların bilimsel verilerle hareket etmesinin "bilimsel ahlak" gereği olduğunu ve Öz Büro İş’in kurduğu Emek Akademisi’nin bu yolda ışık tutacağını belirtti.
"Siyaset geçer, bilim kalır" diyen Bilgin, akademisyenlerin ve sendikaların el ele vererek Türkiye’nin geleceği için objektif ve adil bir vergi sistemi inşa etmesi gerektiğini vurgulayarak konuşmasını tamamladı.
Gülbaba: "Vergi Konusu Bir Fay Hattı Haline Geldi"
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Öz Büro İş Sendikası Genel Başkanı Baki Gülbaba, vergi meselesinin artık sadece ekonomik bir başlık değil, bir "milli mesele" ve toplumsal bir "fay hattı" haline geldiğini vurguladı. Gülbaba, konunun siyasi istismardan arındırılması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Vergi konusunun Türkiye'de sloganik bir şekilde, ezberlenmiş şablonlar üzerinden değil, bir paradigma değişikliğiyle ele alınması gerekiyor. Biz bu meseleyi, akıl ve hakkaniyet süzgecinden geçirerek değerlendirmek zorundayız. Devletin 100 lirayı kimden alıp nereye harcadığı sorusu, Kutadgu Bilig’den beri süregelen hayati bir sorudur."
"Mesele Vergi Vermemek Değil, Adaletli Dağılımdır"
Konuşmasında sık sık "güçlü devlet, onurlu millet" vurgusu yapan Gülbaba, verginin devleti ayakta tutan temel direk olduğunu hatırlattı. İşçinin vatanseverliğinin her türlü maddi kaygının üzerinde olduğunu 15 Temmuz örneğiyle anlatan Genel Başkan, şunları kaydetti:
"Biz vergi vermekten imtina eden bir anlayışta değiliz. Devletimizin bekası ve onurlu bir millet yapısı için verginin öneminin farkındayız. Ancak bu sürecin akıl, hakkaniyet ve adalet süzgecinden geçmesi şarttır. 15 Temmuz’da cebindeki son 10 lirayı harçlık alıp vatan savunmasına koşan bu cefakar halkın hissiyatı, her türlü ekonomik veriden daha kıymetlidir. Devleti ayakta tutan vergiden ziyade bu aidiyet duygusudur. Bu duygunun zedelenmesine izin vermemeliyiz."
Gülbaba, vergi dilimlerinin sadece "%15'e sabitlensin" gibi dar kalıplarla tartışılmasının yetersiz kalacağını savundu. Halkı küçük gören eski vesayetçi zihniyetin vergi anlayışının terk edilmesi gerektiğini ifade eden Gülbaba, "Işık yeniden doğudan yükselecek. Batılı paradigmaların insanlığa vereceği bir şey kalmadı. Anadolu irfanıyla, bu sorunları akıl ve bilimle çözeceğiz" diyerek sözlerini noktaladı.