Onlar Bizden Değildir!..

Dilleri bizden olduğu halde kalpleri yabancı olanlar bizden değildir.

Topraklarımız içinde eğreti bir vaziyetinde oturarak, ilk felakette neyi, nesi varsa toplayacak, Türk vatanı haricinde kendisine bir vatan arayabilecek olanlar bizden değildir.

Uzak ve yakın geçmişlerinde Türk milleti ve Türk vatanı aleyhinde düşündüklerini sözleriyle, işleriyle gösterenler, milliyeti için çalıştıklarını, her ne süretle olursa olsun, açıkça ifade etmiş olanlar bizden değillerdir.

Sonuç olarak:

Gayesi ve amacı bizden olduğunu bütün geçmişi ile gösteren bir kimseyi nasıl dışlayabiliriz? Bizim aramıza yerleşerek, çocuklarını Türk okullarında okutan, kızını, oğlunu Türklerle evlendiren ve öz Türk’ten beklediğimiz vatan sadakatini kendi hayatında gösteren adama, soyu, ırkı ne olursa olsun nasıl suçlu gösterebiliriz.?

Biz onda dil, din ve ırk birliği aramayız ve hangi milletten, ırktan olursa olsun saygı duyarız.

Bizim milliyetçiliğimiz sadece vatanımızı ve ırkımızı korumak içindir. Bulunduğumuz coğrafi bölge, ateş çemberinde olduğundan buna mecburuz. Anlayışla karşılanması gerekir.

Atatürk diyor ki;

"Milliyetçilik, bir milletin varlığını sürdürmesinde, birlik ve beraberliğini korumasında en önemli temel taşlarından biridir"

Peki bizler, milliyetçiliğimizi kalbimizde mi saklayalım? Yoksa milli duygumuzu gözlerimiz mi ifade etsin.?

İNGİLİZ ve AMERİKA

İngiliz ve Amerika aynı kan, aynı ekol..

Biri ağaç, biri de kalem, defter ve kitap.

Biri yazıp çiziyor, biri de tatbik ediyor.!

Bu ülkelerin ilk önceliği; teknoloji, vatan ve halkının refahıdır. Gelişmekte olan ve yeraltı kaynakları olan ülkeleri sömürmektir.

Biz hâla bunların sözlerine güvenmeye mecbur muyuz?

Bakınız aşağıda yazacaklarım 125 sene evvel oynanan o oyun, şimdi ise, kibarca, sinsice, kandırmaca olarak oynanmaya devam ediyor. Ülkeler aynı, tek fark, oyun kuranlar ve oyuncular.

Kurtuluş savaşından önce İngilizler Bakü'ye girdikleri zaman, ilk olarak Türk Ocağını aradılar, buldular ve onu kapattılar. İstanbul’da da böyle oldu, İzmir’de de, Bursa’da da böyle oldu.

O zaman ki Ermeni ve sözde Kürt olanlar, şimdi karşımıza isim değiştirip; PKK ve ASALA olarak çıktığının farkındayız.

NUTUK'dan bir alıntı ile göreceksiniz ki, ihanetler ve komplo açık açık gözler önüne seriliyor.

Atatürk bu bölücü hareketleri sezince şöyle diyor:

“Bağımsızlık amacı meydana getirilmesine kadar tamâmıyla milletle birlikte, fedâkârâne çalışacağıma Kutsal saydıklarım, değerlerim nâmına yemin ettim. Artık benim için Anadolu'dan hiçbir yere gitmemek kat'idir.”

Anadolu ahâlisi baştan aşağı yek vücud bir hâle getirildi. İngiliz himâyesi altında bir müstakil Kürdistan teşkili hakkındaki propaganda ve destekçiler bertaraf edildi. Kürtler Türklerle birleşti. [Vesika:19] __________________________________________

Bir fıkra:

Hocanın eşeği yürümüyormuş.. şikayetçi olmuş..

Aktar:

---- Gönder bana..ilaç yapayım, demiş..

Eşeği çocuğu ile göndermiş..az sonra çocuk eşeği getirmiş ki hayvan yerinde duramıyor..

Sormuş:

---- Aktar ne yaptı bu hayvana?

---- Kuyruk altına bir şey sürdü, böyle oldu..

Hoca, güçbelâ, zaptedebildiği eşeği yedeğine almış, gitmiş aktara:

---- Aman ahbap! Sen buna ne sürdünse bana da sür! Yoksa ben buna yetişemez oldum. Ne kadar yörükleşti.. Ve aktar, Hocaya da aynı işlemi yapmış.. o da çabuklaşmış.. tabii ilâcın tesiri geçinceye kadar.

Şimdi ise bir ilaç sürüldü ama kim kimlere sürdü bilmiyoruz!. Yakında göreceğiz. İnşallah bu ilacın tesiri ilâlebet olur.

Bizim temennimiz, Türk milleti ve Türk devleti olarak kardeşliğimiz daim olsun.

Kalın sağlıkla

Tanrı Türkü Korusun

Sevgi ve Saygılarımla