Meslek hayatımın ilk 15 yılı önce kısa dönem musahhih ve arşivci; sonra sayfa sekreteri olarak geçti.
Haldun Simavi’nin Yeni Haber gazetesinde sekreterken gazete 47. gününde kapanınca rahmetli ustam Ahmet Güner Elgin beni Milliyet’in gece haber merkezine aldı.
Milliyet benim 53 yıllık gazeteciliğimin dönüm noktasıdır.
Milliyet’te “haber”in heyecanını yaşadım.
Ardından bir iki gazetenin haber merkezlerinde daha çalıştıktan sonra Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin günlük gazetesi Bizim Gazete yıllarım başladı.
Bizim Gazete’de habere gitmenin, röportaj yapmanın mutluluğunu yaşadım.
Röportajlarım daha çok birinci kuşak mübadillerle yaptıklarımdan oluşuyordu.
Benden başka –hatırlayabildiklerim- Nazım Alpman, Celal Başlangıç ve Fügen Ünal Şen de mübadillerle konuştu.
Mübadil torunu Şen, Yunanistan’da da röportajlar yaptı ve Bir Avuç Mazi romanını yazarak çabalarını taçlandırdı.
Ve Önder Balıkçı.
Erdek’te 50 yıldır yayımlanan Yeni Erdek gazetesinin yazı işleri müdürü, Bizim Gazete’de mesai arkadaşım Önder Balıkçı da mübadele ve mübadiller konusuna eğilen meslektaşlarımdan.
Erdek’teki birinci kuşak Girit mübadilleriyle röportajlar yapan Balıkçı’nın bu röportajı 28 Mart 2015 tarihinde Yeni Erdek gazetesinde yayımlanmış.
Daha önce okumamıştım.
Balıkçı’nın izniyle söz konuşu röportajı paylaşıyorum:
VATANI GİRİT DEĞİL, ERDEK
“Bir rüzgâr esti, adına ‘mübadele’ dediler. Aileler dağıldı, ocaklar söndü. Rüzgar, önüne aldıklarını dağ-bayır, derya-deniz sürükledi, doğduğu topraklara hasret bıraktırarak, başka topraklara savurdu.
O hasret bıraktıran rüzgarın Girit’in Kandiye (Heraklion) kentinden Erdek’e savurduğu Fatmatüz Zehra Yıldırım,(*) mübadelenin ilçedeki son tanıklarından biri.
92 yaşındaki Fatmatüz Zehra Hanım, henüz annesinin sinesinde altı aylık bebekken, 1924 yılında mübadele vurgununu yemiş.
Erdek’e geldikleri geminin adını bilmeyen Fatmatüz Zehra Hanım’ın eşi Hasan Yıldırım da mübadil. Girit’in Yerapetra (Ierapetra) kentinde doğmuş.
2013 yılında, doğum yeri Kandiye’ye giden Yıldırım, Girit’i görmekten mutlu olduğunu söyledi.
Girit’i değil, Erdek’i ve Türkiye’yi vatan kabul ettiğini vurgulayan Fatmatüz Zehra Yıldırım, şöyle konuştu:
“Bana anlattıklarına göre, babam İbrahim Özgen, Kandiye’de çiftçilik yapıyormuş. Kalivja ve Halasa köylerinde çiftlikleri varmış. Zenci kâhyaları ve dadıları bulunurmuş. Bana da dadılarım bakmış. Son dönemlerde Rumlardan büyük baskı görmüşler ve tehdit edilmişler.”
Ailesinden öğrendiği Girit mânileri ve şarkılarını söyleyen Yıldırım, uzun yaşamasının sırrını, ot, tereyağı ve hilesiz peynir yemesine bağlarken, Erdek’te yaşamaktan duyduğu mutluluğu da dile getirdi.”
…….
(*) Fatmatüz Zehra Yıldırım 18 Kasım 2015 tarihinde vefat etti. Cenaze törenine dönemin Erdek Kaymakamı İsmail Karadaş’la Belediye Başkan Yardımcısı Hulusi Ay da katıldı.