NİÇİN ATATÜRK?

0

Sovyetler Birliği'nin son başkanı Mihail Gorbaçov şöyle diyor: 'Türkiye'de kadın sorunu ile ilgili bir şey merak ettiğimde o formüle başvururum. Bir fotoğraf var masamda Atatürk'e ait. Türkiye'de kadın sorunu ile ilgili bir şeyler aklımı kurcaladığında hep ona danışıyorum (Aktaran Ferai Tınç, 16 mayıs 2008 Hürriyet).'

Sadece kadınlarla ilgili sorunlarda değil, karşılaştığımız, karşılaşacağımız her sorunun çözümünde başvurulacak formül, Atatürk, Atatürk Devrimleri ve İlkeleri, onun manevi mirası olan akıl ve bilim yoludur. Başka yerlerde çözüm formülü aramaya gerek yoktur. Günümüzde içine düştüğümüz çıkmazdan kurtulmanın yolu da Atatürk'ün tam bağımsızlık anlayışıdır, emperyalizm karşıtlığıdır.

Neden hep Atatürk, Atatürk diyoruz?

'Unutulmamalıdır ki Atatürk, Müslüman Türk ulusunu iki kere kurtaran tek liderdir: Birincisi, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı sırasında emperyalizmin pençesinden kurtarmıştır. İkincisi ise Kurtuluş Savaşı sonrasındaki çağdaşlaşma hareketiyle karanlığın ve taassubun pençesinden kurtarmıştır (Sinan Meydan).'

Şöyle ki: Atatürk, yurdumuzu işgal eden el koyuculara, onların maşalarına, işbirlikçilerine, sömürgen güçlere karşı, Türk ulusu ile birlikte amansız bir savaş vermiş, düşmanları yurttan sürüp çıkarmış ve denize dökmüş büyük bir asker ve Başkomutandır. Atatürk, devleti işgalden, halkını tutsak olmaktan kurtaran, insanlarını ümmetçilikten çağdaş bireyliğe yücelten, halkını ve devletini tam bağımsız duruma getiren bir kurtarıcı, bağımsızlık ve özgürlük sembolüdür. Atatürk, köhnemiş bir düzenin yerine ulusal egemenliğe dayalı bir halk devleti, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuş bir devlet adamı ve devlet kurucusudur.

Atatürk, düşmanı Akdeniz'in sularına gömdükten ve Savaşı kazandıktan sonra, bir gazetecinin 'Paşam, savaşı kazandınız, şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?' Sorusuna 'Eğitim Bakanı olarak halkımın irfanını yüceltmek isterim.' diye yanıt veren, Eğitim Bakanı olmasa da Ulusun Başöğretmeni olarak, yüzyıllardır bilgisiz kalmış halkı bilgisizlikten kurtarmak amacıyla büyük bir eğitim atılımı yapan bir eğitimci ve Başöğretmendir.

Atatürk, köye, köylüye, işçi ve emekçiye değer veren, geri kalmış bir ülkeyi kalkındırmak için ekonominin tüm alanlarında önemli girişimlerde bulunan bir ekonomist; çorak toprakları bile cennete çeviren bir tarımcı; yeşile, ağaca sevdalı bir ormancı ve çevrecidir.

Atatürk, ulusun kalitesini yükseltmek için bir dizi devrimler gerçekleştiren güçlü bir devrimci; Türk tarihinin geçmişini derinliğini ortaya çıkaran bir tarihçi; Türkçeyi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtaran ve konuşma, edebiyat, sanat, bilim dili durumuna yükselten bir dilci; her işte aklın, bilimin fennin yol göstericiliğinde yürüyen, araştırıp uygulayan bir alim; 'Yurtta barış, dünyada barış' isteyen barışsever; yüreği insan ve insanlık sevgisiyle dolu bir insandır.

Niçin hep Atatürk, Atatürk diyoruz? Çünkü;

Atatürk, özgür ve laik düşüncedir; akıl yoludur, demokrasidir, cumhuriyettir.

'Atatürk, Türk milleti için muazzam bir millî kuvvettir. Varlığımızın en büyük manevi desteğidir (Rauf Orbay).'

'Atatürk, müspet bilim, uygarlık ve özgürlük demektir (Çetin Altan).'

'Atatürk, Türklüğün şuurudur (Hasan-Âli Yücel).'

'Atatürk, tarih değildir, geçmiş değildir; gelecektir, umuttur, muştudur (Sami N. Özerdim).'

'Atatürk, Türkiye'de bir gölge değil; iyiyi, doğruyu işaret eden parlak bir ışıktır (Sir James Bowker- İngiliz Eski B.Elçisi).'

'Atatürk, yalnız Türk ulusunun değil, özgürlüğü uğrunda savaşan tüm ulusların önderiydi (Madam Sucheta Kripalani- Hint Parlamento Heyeti başkanı).'

Peki, tüm bu gerçekler göz önünde dururken neden Atatürk'e ve eserlerine karşı çıkılmaktadır, neden karalanmaya, unutturulmaya çalışılmaktadır?

Bir kez, Atatürk halk adamıdır; ama halk kimdir? Atatürk'e göre halk köylüdür, çiftçidir, işçidir, emekçidir, esnaftır, tüccardır. Atatürk, 'Türkiye'nin sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde herkesten daha çok gönence, zenginliğe ve mutluluğa müstahak olan köylüdür (ASD I, s 240),' diyor. Atatürk'e karşı olanlar, köylüyü, bu gerçek üreticiyi hor görenler, emekçiyi sömürenlerdir.

Atatürk, bir kurtuluş önderidir. Sivas Kongresi'nde yaptığı tarihi konuşmasında yurdu yabancılara peşkeş çekenlere şiddetle çatmış, onlara karşı çıkmıştır:

'Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz koruyuculuğuna bırakmakla kurtaralacaklarını sanıyorlar. Kendi rahatlarını sağlamak için bütün vatanı, Türk bağımsızlığını gözden çıkarıyorlar.'

İşte kendi çıkarları uğruna bu yurdu yabancılara peşkeş çekenler, Atatürk Dönemi'nde yapılanları elden çıkaranlar, Atatürk'e saldırmaktadırlar.

Atatürk, bağımsızlık sembolü ve özgür düşüncedir. O, diyor ki: 'Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir( ASD II, s. 318). Özgürlüğün olmadığı bir ülkede ölüm ve yıkım vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür (ASD II, s. 1).' Atatürk, Türk ulusunun özgür ve bağımsız olması için amansız bir savaşım vermiştir.

Atatürk, akıl ve bilim yoludur. Ona göre: 'Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. Bilim ve fen dışında yol gösterici aramak, dalgınlıktır, bilgisizliktir, doğru yoldan ayrılmadır (ASD II, s. 202).' Atatürk, manevi miras olarak, akıl ve bilimi bırakmıştır. Türk ulusunun gelişip kalkınmasını istemeyenler, ona karşıdır.

Atatürk, laik düşüncedir, çağdaşlaşma yoludur, yani dini kişisel ve siyasal çıkarlarına alet edenleri, işe yaramaz ve köhnemiş kurumları ve düşünceleri, batıl inançları, yobazları, gericileri engelleme yoludur. Laik düşünce, dinsel kurumların, din adamlarının, dinsel kuralların devletin, toplumun, bireyin yaşamına yön vermesini önleme yoludur. İşte bu nedenledir ki Atatürk'e karşı çıkarlar, onu din düşmanı olarak görürler. Oysa Atatürk, Laiklik Devrimi'yle gerçek İslam'ın yolunu açmıştır.

Atatürk demek, demokrasi ve cumhuriyet demektir. Atatürk, Cumhuriyet ile özdeştir. Demokrasi, bir halk yönetimidir. Atatürk'ün kurduğu devlet, Türkiye Cumhuriyeti, ulusal egemenlik temeline dayanmaktadır, bu nedenle bir halk devletidir. Atatürk'e göre demokrasi; bir sosyal yardım ya da bir ekonomik örgüt sistemi değildir. Demokrasi siyasal özellik taşır, bir düşüncedir, bir kafa işidir, ülke aşkıdır; bireylerin egemenliğe insan sıfatıyla katılmasıdır. Demokrasi eşitliği sever. Demokrasi ilkesinin en çağdaş ve mantıki uygulamasını sağlayan hükûmet biçimi cumhuriyettir. Türkiye Cumhuriyeti, demokrasi ilkesine dayanan bir devlettir (Prof. Dr. A. Afetinan, MB ve M. Kemal Atatürk'ün El Yazıları, s. 43-44; 517).

'Cumhuriyet, düşünce özgürlüğü taraftarıdır. (ASD III, s. 94).'

Cumhuriyet'i ve demokrasiyi bir sosyal yardım örgütü değildir, yani mide sorunu değildir. Salt midesini düşünenler, Atatürk'e, Devrim ve İlkeleri'ne karşı çıkarlar, saygısız davranırlar.

'Unutma Ey Türkiye! Atatürk'ü Allah'a borçlusun. Geri kalan her şeyi Atatürk'e borçlusun( Daniel Dumolin).'

'Türkiye Cumhuriyeti'nin yalnız geçmişi değil, geleceği de Atatürk'e bağlıdır (Prof. Dr. Yüksel Ülken).'

İşte bunun için hep Atatürk, Atatürk Devrimleri ve İlkeleri, akıl ve bilim yolu diyoruz. Sorunlarımızın tek çözüm formülü budur.

Cumhuriyetimizin kurucusu, bizlere kurtuluş çarelerini gösteren ulu önder Atatürk'ü ölümünün 78. yılında saygıyla anıyoruz. Ruhu şad, mekanı Cennet olsun!