0
Geçmişten günümüze kadar; küresel, bölgesel veya Ülkemize özel ekonomik krizlerin, sarsıntıların, dalgalanmaların ve temel ekonomik göstergelerdeki bozulmanın sonucunda doğal olarak ekonomimiz etkilenmiş ve halkımız da bu faturayı ödemiş, ancak bunun karşılığında siyasi iktidarların yaptığı açıklamalar ve söylemler değişmemiş ve genelde sorumluluğu kabul etmeyen, sorunların nedenlerini dünyadaki siyasi ve ekonomik konjonktüre, iç siyasi çekişmelere, çıkar gruplarına, iklim şartlarına vb. durumlara dayandırmaya çalışan ve devamlı olarak nedenleri sıralarken, özeleştiri yapmayan, kusursuz bir ekonomi politikası izlendiği edasıyla davranan bir anlayışın, resmi ekonomik kültüre egemen olduğu görülmektedir.
Bu kapsamda; sadece başarılı görünen rakamsal tablolara sahip çıkılan bir tavır dikkati çekmektedir. Halbuki; başarı da başarısızlık da sahiplenildiğinde güven ve destek artar, ayrıca bu erdemli davranış ekonomi camiasında karşılığını bulur ve takdirle karşılanır. Çünkü hatasını bilen ve deklere edenlere, hatasını gidereceğine olan inanç da artar.
Ayrıca, mevcut rakamsal tablolar irdelenirken; cari performansı olumlu göstermek üzere baz alınan yılların değiştirilmesi, geçmişteki bazı yılların veya dönemlerin özellikle seçilmesi, bazen rakamsal bazen oransal kıyaslama yapılması, dünya ülkeleriyle kıyaslamada ise her ekonomik veriyi ayrı ayrı en kötü performans gösteren ülkelerle kıyaslama vb. ilginç yaklaşımlar da dikkat çekmektedir.
Diğer bir konu ise; çok konuşma isteğimiz sınır tanımamaktadır. Dolayısıyla, çok konuşulunca hazırlıksız, çelişkili veya zamanı gelince mahcubiyet oluşturacak konuşmalar ve hedefler ortaya çıkmaktadır. Günümüzde gerek görsel gerekse yazılı metinlere her an kolayca ulaşılabileceğinden ve ilgililere hatırlatılabileceğinden, özellikle ekonomi alanında yapılan konuşmalara dikkat edilmelidir. Belki moral ve destek anlamında bu ve benzeri tutum ve davranışların savunulabileceği belirtilse bile, zamanı geldiğinde ortaya çıkan farklı ve olumsuz bir tablo, halkın ve ilgili kesimlerin inancını olumsuz etkileyecektir. Belirtilen nedenlerle; genelde ekonomik dokümanlarla ve özel basın toplantılarıyla hedeflerin açıklanması, resmi ekonomi kurmayları arasında bir üslup birlikteliğinin benimsenmesi, az/ öz konuşulması ve ancak çok zorunlu hallerde açıklamalar yapılması faydalı ve etkili olacaktır. Ancak, siyasi arenada öne çıkmak için Ülkemizde çok görüntü vermek ve çok konuşmak alışkanlığını aşmanın gerekliliğini kabul etmek ve özellikle ekonomi alanında buna hassasiyet göstermek zorundayız. Bir ülkenin ekonomisinin gücü ekonomiye ilişkin söylemlerle artmaz, çünkü evrensel kabul görmüş ekonomik verilerle olan kıyaslama gerçeği gösterir. Ayrıca ülkelerdeki ekonomik refahın analizi vatandaşının kendi cebiyle doğru orantılıdır.
Hükümetlerin iç ve dış kaynaklı bütün ekonomik problemlere neden bulmak yerine özeleştiri yapmalarında fayda vardır. Elbette her sorunun bir nedeni olacaktır. Önemli olan ülkemiz açısından sorunların gelişmesine veya ortaya çıkmasına engel olacak tedbirleri zamanında almak ve bu tedbirlerin hangilerinin amaca uygun sonuçlandığını hangisinin ise başarısızlıkla sonuçlandığını belirterek ekonomik samimiyet göstermektir. Öte yandan, ileriye dönük hedeflerin olması da takdire şayandır. Ancak, bu hedeflere olan inancın kuvvetlenebilmesi için; mevcut kısa vadeli temel ekonomik göstergelere ilişkin olarak az revizeli başarılı tahminler yapılması ve sonuçlar alınması gerekmektedir. Bu durumda halk ve ilgili kesimler nezdinde güven ve destek artacaktır. Ayrıca ekonomik tedbirlerin, girişimlerin ve iyileştirmelerin bir takvimsel programla yapılması ve bunun kamu oyuyla paylaşılması sorunların çözümüne ilişkin sabrı ve desteği artıracaktır.
Dolayısıyla, yeni kurulacak hükümet; geçmişte yapılan ve dikkati çeken söz konusu söylem ve tutumlardan kaçınması ve özeleştiri yapması halinde; temeli sağlam, güçlü bir ekonominin kurulması için gereken ekonomik güven ve istikrarın oluşmasına önemli katkılar sağlayabilecektir.