Müslüman Birey Yalnız Değildir

Son yıllarda “bilinçli farkındalık” adı altında sunulan anlayış, Müslüman bir toplum için masum bir kişisel gelişim önerisi olmaktan çıkıp ciddi bir zihinsel kopuşa dönüşüyor. Anda kalmak, kendini dinlemek, sınır koymak gibi kavramlar; İslam’ın özünde zaten var olan ölçü, denge ve tefekkür anlayışından bağımsızlaştırılarak bambaşka bir yere taşınıyor. Ve bu yeni yerde insan, yalnızca kendine odaklanan bir varlığa indirgeniyor.

Oysa İslam’da insan, sadece birey değil, ümmetin bir parçasıdır. Mümin, yalnız başına kemale ermez. Sorumlulukları vardır; ailesine, komşusuna, akrabasına, yetime, yoksula, hatta tanımadığı insanlara karşı… “Bana ne”, “benim alanım”, “enerjimi korumalıyım” gibi modern söylemler, bu sorumluluk bilinciyle örtüşmez. Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Müminler bir vücudun azaları gibidir” buyurur. Bedenin bir uzvu acıdığında diğer uzuvlar bundan etkilenir. Bugün ise bilinçli farkındalık adı altında, acıdan uzak durmak, yük almamak, başkasının derdiyle meşgul olmamak öğütleniyor. Bu yaklaşım, Müslüman ahlakında makbul değildir. Çünkü İslam, konfor dini değil; sorumluluk dinidir. İslam’da farkındalık vardır ama bu, yalnızca içe dönük bir farkındalık değildir. Kul, önce Rabbine karşı farkındadır. Hesap bilinci taşır. Yaptığının, söylemediğinin, görmezden geldiğinin bile bir karşılığı olduğunu bilir. Bu bilinç, insanı yalnızlaştırmaz; aksine başkasına karşı daha duyarlı kılar.

Modern farkındalık anlayışı “kendin için yaşa” derken; İslam “kendinle birlikte başkasını da düşün” der. Modern anlayış sınırları kutsallaştırırken; İslam, gerektiğinde fedakârlığı yüceltir. Çünkü Müslümanlık, yalnızca ruhunu korumak değil, başkasının yarasına merhem olabilmektir. Toplumsal çözülmenin en tehlikeli noktası da burasıdır. Müslüman birey, bu popüler söylemlere kapılıp komünite bilincinden uzaklaştığında; komşuluk ölür, akrabalık zayıflar, dayanışma ibadet olmaktan çıkar. Herkes kendi “iyi olma” hâlinin peşine düşer ama toplum iyileşmez.

Oysa gerçek bilinç; namazda saf tutarken yanındakini hissetmek, zekât verirken el titremesini fark etmek, bir selamı eksik etmemektir. Gerçek farkındalık; yalnız kalmayı yüceltmek değil, birlikte sorumluluk taşıyabilmektir. Müslüman, çağın modalarına göre değil; vahyin ölçüsüne göre yaşar. Ve o ölçü bize şunu hatırlatır. İnsan, ancak başkasıyla imtihan olur, başkasıyla olgunlaşır, başkasıyla insan kalır.