Geçmişten günümüze kadar; siyasi, iktisadi, coğrafi ve asayiş gibi bazı gerekçelerle karar vericilerin yerel talepleri de bazen dikkate alarak ilçeleri il yaptıkları bilinmektedir. Özellikle il olmanın her alanda sağlayacağı faydalara ilişkin beklentiler; bu yöndeki talepleri de artırmaktadır. Ancak, sadece il statüsü kazanmak yeterli bir kazanım değildir. Asıl olan; gelişmişlik düzeyi yüksek illerin yaratılarak, Ülke genelinde bu illerin sayısının artırılmasıdır. Bu kapsamda; hem bölgeler arasındaki hem de her bölgenin kendi içindeki iller arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmak ve bu bağlamda; üretimi, istihdamı ve refahı Ülke genelinde yaygınlaştırmak gerekmektedir.
Onuncu Kalkınma Planında (2014-2018): 'Bölgesel gelişme politikalarıyla, bir taraftan bölgesel gelişmişlik farkları azaltılarak refahın ülke sathına daha dengeli yayılması sağlanacak, diğer taraftan tüm bölgelerin potansiyeli değerlendirilip rekabet güçleri artırılarak ulusal büyümeye ve kalkınmaya katkıları azami seviyeye çıkarılacaktır.' denilmiştir. Bu kapsamda (2014-2016) ve (2015-2017) dönemlerine ilişkin Orta Vadeli Programlarda da; 'Bölgeler arası gelişmişlik farkları azaltılacak, tüm bölgelerin potansiyeli değerlendirilerek bölgesel rekabet güçleri artırılacak ve büyümeye katkıları azami seviyeye çıkarılacaktır.' ifadeleri yer almış ve 62.Hükümet Programında ise 'Her bir kentimizi üretim, yatırım ve istihdam üssü haline getirecek, uluslararası düzeyde rekabet gücüne sahip marka şehir sayımızı artıracağız.' hedeflerine yer verilmiştir.
Söz konusu resmi dokümanlarda ve benzeri söylemlerde olduğu gibi geçmişten günümüze kadar sık sık gündeme getirilen bu sorunun kronik yapısı halen aşılabilmiş değildir. Nitekim, 2002 Yılı Konsolide Bütçesi ve 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi uygulama sonuçlarına bakıldığında; en fazla gelir toplanan 10 ilin ayni iller olduğu, aradan geçen 13 yıl içinde sadece kendi aralarındaki sıralamaların değiştiği görülmektedir (İstanbul, Ankara, Kocaeli, İzmir, Bursa, Mersin, Antalya, Hatay,Tekirdağ, Adana). Bu görüntü; diğer illerdeki ekonomik potansiyelin gerektiği kadar harekete geçirilemediğini, rekabetin ve yoğunluğun diğer illere taşınamadığını ve bölgesel gelişmişlik farklarının iyileştirilemediğini kanıtlamaktadır.
Merkezi Yönetim Bütçesinin (Genel bütçe, özel bütçe, düzenleyici ve denetleyici kurumlar) 2015 yılındaki gelir tahsilatı ile giderlerini (2015 yılı toplam gelir: 483.386.422 bin TL, toplam gider: 505.992.432 bin TL) iller itibariyle karşılaştırdığımızda; geleneksel ve ilginç sonuçlar çıkmaktadır. Ancak, Maliye Bakanlığının konuya ilişkin veri açıklamasında; bakanlıkların merkez muhasebe birimlerince tahsil edilen ve ödenen tutarların il ayrımına tabi tutulmaksızın 'Merkez' satırında yer aldığı belirtilmiştir (Merkez tahsilatının toplam tahsilat içindeki payı: % 7,72, Merkezce ödenen tutarların toplam giderler içindeki payı: % 52,89). Dolayısıyla, bu hususun yapılacak değerlendirmelerde dikkate alınması gerekmektedir.
Toplam 81 il içinde kendi giderlerini kendi gelirleriyle (vergi ve diğer gelirler) fazlasıyla karşılayan il sayısı 10'dur. Bu iller ve giderlerini gelirleriyle karşılama oranları şöyledir: Kocaeli (%1050,53), İstanbul(%789,32), İzmir(%428,25), Tekirdağ(%259,47), Zonguldak(%164,54), Bursa(%164,02), Mersin(%162,24), Hatay(%142,70), Ankara(%135,71), Antalya(%110,20).
Diğer 71 ilin durumları ise şöyledir: Giderinin % 10'una kadarını karşılayan il sayısı (2), %10-19(13), %20-29(12), %30-39(13), %40-49(10), %50-59(6), %60-69(6), %70-79(5), %80-89(2),%90-99(2). Kendi giderlerini kendi gelirleriyle karşılamaya yakın bir performans gösteren iller ise; Yalova(%96,10) ve Muğla(%91,66) olarak dikkati çekerken, Hakkari (% 6,74) ve Şırnak (% 8,60) son iki sırada yer almaktadır. Toplam gelirlerin toplam giderleri (merkez tahsilat ve giderleri dahil) karşılama oranı ise % 95,53'dür.
Toplam gelir tahsilatı içinde payı yüzde 1 ve üstünde olan 7 il ile payları şöyledir: İstanbul(%40,52), Ankara(%12,45), Kocaeli(%10,42), İzmir(%9,71), Bursa(%2,06), Mersin(%1,63), Antalya(%1,39), Merkez(%7,72). Diğer 74 il ise toplam gelir tahsilatının ancak %14,10'unu karşılayabilmektedir. Hatay(%0,96) ve Tekirdağ(%0,95) ise toplam gelir tahsilatı içindeki payları açısından olumlu seyir izleyen iller olarak dikkati çekmektedir. Ayrıca, toplam gelir tahsilatına; kendi giderlerini kendi gelirleriyle karşılayan Zonguldak %0,48'lik, en fazla gelir toplanan 10 il arasında olan Adana ise % 0,82'lik bir katkı sağlamışlardır. Toplam gelir tahsilatı içinde payı en düşük iller olarak; Gümüşhane, Hakkari,Tunceli, Ardahan, Iğdır ve Kilis %0,02 oranıyla, Bayburt ise %0,01 oranıyla sıralamanın sonunda yer almışlardır.
Toplam giderler içindeki payı diğer illere göre yüksek olan iller ve payları şöyledir: Ankara(%8,76), İstanbul(%4,90), İzmir(%2,17), Konya(%1,21), Bursa(%1,20), Antalya(%1,20), Diyarbakır(%1,13), Adana(%1,04), Mersin(%0,96), Kocaeli(%0,95), Trabzon(%0,94), Samsun(%0,90), Kayseri(%0,80), Erzurum(%0,74), Van(%0,74), Şanlıurfa(%0,72). Toplam giderler içindeki payı en düşük olan iller ise Ardahan(%0,09),Kilis(%0,09) ve Bayburt(%0.07) olmuştur.
Toplam gelir tahakkuklarının tahsilata dönüşme oranı (tahsilat/tahakkuk) % 69,10'dur. Merkezde bu oran % 97,58'dir. Üç büyük ilimizdeki oranlar ise şöyledir: İstanbul(%65,47), Ankara(%70,47), İzmir(%75,67). Bu oran; en yüksek Kocaeli(% 88,35) ve Tunceli (% 86,47) illerinde, en düşük ise Hakkari ilinde(%18,81) gerçekleşmiştir.