Maskelerin Ardı

İndi perde görüldü yüzler. Aslında görünen her yüz bir maske. Bazen de gerekli işte yüzü halden hale sokmak.

En kötü halinizde hayat sorumluluklarımızdan dolayı güler yüz maskesi takmayan var mı mesela? Diğer yandan içiniz kıpır kıpır hayat enerjisi ile doluyken, çevrenin düşük enerji ile ortama felaket tellalı olarak girişinde ne kadar istemesek de hop takılır o hüzünbaz maske. 1 saniye öncesi ne mutluyduk halbuki.

Dünya yangın yeri olmuşken günlerce depresyona girmek isterken, hayat savaşında olduğumuz gelir aklımıza ve en ışıltılı olan maskemizle dolaşırız etrafta. Kimse kendi yanmadığı sürece yangından bahsetmez çünkü. Bir de saçını tarayanlar var onlar da ayrı kategoride.

Etraf ve eşraf hangi haldeyse sizin tersinde olma ihtimaliniz yoktur, hakkınız da yoktur çünkü. Yanınızda maske valizi bulundurmak zorundasınızdır. Biri dert anlatırken kahkahalara boğulmak yanlış bir davranış olarak nitelendirilir ya deli ya divane olduğunuz düşünülmesin sonra.

Herkes ile birlikte her duyguyu ortak yaşamanız gerekse de nedense bu tek taraflıdır. Sizin ne acınızı ne mutluluğunuzu paylaşanları bulamazsınız. Maskeli de olsa benim gibi düşündü, hissetti diyeceğiniz kimse olmamış bir bakmışsınız. İşte o zaman anlarsınız boşunaymış, herkese her maskeyle koşmalarınız. Herkesin her anında olup da ihtiyaç duyunca kimseyi bulamamak incitiyor asıl insanı.

İnsanlar siz ağlarken gülüp siz gülerken de gelip enerjinize ortak olmuşlar dert yanmışlar. Ortak bir hissiyat oluşmadığının farkına geç de olsa farkına varmışsınız. Her insana ve her maskeye yabancıymışsınız gibi hissedersiniz. Samimiyet denilen de maskeden ibaretmiş, sonunda anlarsınız.

Işığınız parlarken herkes ışığa gelmiş ama karanlığınızı ne kadar iyi maskelediyseniz gören olmamış işte.

Kimse maskelerin ardını görememiş sonunda.