Mardin artık bir Büyükşehir kimliğini taşıyor. Büyükşehir kimliği ile halk; eğitim, ekonomi, sağlık ve huzur gibi konularda beklenti içindedir. Kentin geçmişe dayalı tarihi zenginliği, coğrafi değişkenliği ve folklorik yapısı gibi özellikleri onu yeterince tanıtıyordur. Günümüzde bacasız fabrika tanımlamasıyla bilinen Kültür Turizmi Mardinin ve bölgenin kalkınmasında önemli bir gelişme kaynağı olacaktır. Dünlere ait kültürel ve folklorik dinamikler araştırılıp topluma sunulmalı ve paylaşılmalıdır.
Mardin, büyükşehir unvanı öncesi, Artukoğlu Üniversitesiyle toplumsal eğitimin, değişim, gelişim ve yenileşmesinin aydınlığına ulaştı. Üniversitelerin en önemli işlevinin araştırma, inceleme ve topluma sunum, paylaşma olduğu gerçeği Mardinimize önemli değerde katkı sağlayacaktır. Geçmişteki Zinciriye, Kasımiye Medreselerinin zengin kültürel kalıntıları; çağımızın akıl, bilim ve teknoloji içerikli işlevi Artukoğlu Üniversitesiyle örtüştüğünde, Kültür Turizmine doyulmaz kaynakçalar sunacağı beklenilmektedir.
Mardin, terör, töre, işsizlik ve baskı gibi istenmezler sonucunda dışa göç veren illerimizden olmuştur. Büyükşehir ve Üniversitenin olumlu, yapıcı ve yaratıcı kültürel çözümleri sonucunda göç durdurulmalıdır. Asırlara meydan okuyan o görkemli konaklar, bir zamanlar sahiplerinin adı ya da unvanıyla betimlenirdi. Bu gün o konaklar mahzun, durgun ve gizleri içinde saklayan solgunluktadır. Mardinli kendi evinde, kendi konağında, kendi coğrafyasında, kendi yaşamını sürdürmeliydi. Acımasız rüzgarlar, fırtınalar sürükledi beni/Can evimden kopardı, öksüz, kimsesiz kıldı beni dizelerimle göçe karşı koymak istedim. Mardin, Mevlananın her ne olursan ol, yeter ki gel. özlü deyişindeki gibi birikimi, sevgi, saygı, hoşgörü ve anlayışı önde tutan, ayrımcı olmayan kültürü ile tanınan kentimizdir.
Göç demek hasret (özlem) demek, yabancılaşma, adressizlik ve bir bakıma kaybolma demektir. Mardin halkı barışık yaşamlarıyla da tanınıyorlar. Mardini halkın sosyolojik yapısı, kültürel birikimi ve folklorik yapısıyla da tanıtmak gerekmektedir. Mardin zengin tarihi geçmişi, uygarlıkları ve birikimli kültürüyle örnek bir kentimizdir. Mardinin kültürel tanımı, onun tarihi ve uygarlığıyla örtüşüyor. O nedenledir ki, kentin geçmişiyle ilgili öz kaynaklarının envanteri (döküm) titizlikle hazırlanmalıdır.
Kent, 7 binlere dayalı geçmişi, inanç, dil ve etnik köken zenginliği; değişken coğrafyası, çağlara kucak açan folklorik birikimleriyle dikkat çekmektedir. Mardinin kadim (ezeli) kültürü, kadim tarihi ve uygarlığını yaşatmak kaçınılmaz bir görevdir. Mardinde Kültür Turizmine önemli değerde yer verilmelidir. Halkımızın Kültür Turizmine kucak açması için eğitimsel ve kültürel sunum, panel, konferans, açık oturum vb çalıştaylara kapsamlıca yer verilmelidir. Esnaf, işyerleri, öğretmen ve öğrencilere Mardin Kültürü, Uygarlığı konularında yöresel içerikli eğitim verilmelidir.
Asırlardır birlikte yaşayan; değişken din, dil, mezhep ve etnik köken farklılığındaki halk; dostluğu, dayanışmayı, kardeşliği içselleştirmişler. Onlar birlikte yürüyorlar yağmurlu, fırtınalı, kasırgalı yolları. Çakıllı, dikenli ve engelli dar geçitleri elbirliği ile aşıyorlar. Birlikte ıslanıyor, birlikte gülüyor, birlikte mutlu olmanın sevincini yaşıyorlar.
Kültür Turizminin yaygınlığı, sürekliliği o yöredeki tarihi, kültürel ve sosyal içerikli zenginliğinin tanımı olacaktır. Mardinin, geçmişini bugünlere sarıştıran çok önemli yaygınlıktaki çağdaş sanatsal ürünleri olduğu bilinmektedir. Telkari Görseli, bakır işi ürünler, mimari taş işçiliği, leblebisi, Mezopotamya kültürünü simgeleyen kadınların el becerileri örgüler, el sanatı halı ve kilim dokuma kültür turizmiyle tanıtılmalıdır. Tüm bu eşsiz sembolleri dillendirecek, Mardin Emek Fuarı / Mardin Telkari Görseli Fuarı gibi değişken adlarda fuarlar açılmalıdır. Fuarların, halkın iş ve gelir artırımının kaynağı olacağı bir gerçektir. Fuar süresinde Mardinli ressam ve müzisyenlerin sergileri, konserleri halkla buluşmalıdır. Mardinde, Midyatda yada çevresinde çekilen filmlerin katılacağı Mardin Film Festivali Günleri düzenlenmesi ilgi çekici olacaktır. Mardini tanıtma, turizmi ve ekonomisini canlandırmak için önemli bir çıkış ve de çalışma olacaktır.
Özel sektörün, sivil toplum örgütlerinin, kamu kuruluşlarının ve tabi ki Artuklu Üniversitesinin işbirliği Kültür Turizminin ana kaynağı olacaktır. Uygarlıklar beşiği Mardinde, sinesinde taşıdığı Mezopotamya kültürüne eklenen kavimler, imparatorluklar, devletler ve diğerleri, iz bırakmışlar, tatlıyı acıya boğmuşlar. Halkın gözyaşları dinmemiş. Mardin kalesinin ve konakların dili olsa da anlatsa, o giz dolusu günleri. O nedenledir ki; Mardin, gündüzleri mezarlık gibi durgun ve suskun; /geceleri ışıldayan bir gerdanlık gibi ışıltılı ve parlaktır. Düşlerde geçmişin acısı, kalıntılardaki konak duvarlarının diline işli motiflere resmedilmiş bir bir. Hayranlıkla izlenen, seyrine doyulmayan 200 300 ve daha çok ömürlü heybetli yapılar, konaklar, kulaklara fısıldar geçmişi, günümüze taşırlar yaşama umudunu. Mardin, uygarlıklarıyla, geçmişiyle Anadolu kültürünün vazgeçilmezidir. Mardin, tarihsel, görsel ve sanatsal birikimin kaynağıdır. Tarih, kültür, sanat ve doğa tutkunları Mardin Kültür Turizmine katılarak bu birikimlerden yararlanmalıdır.
İbn-i Haldunun: Yaşadığımız coğrafya, kaderimizdir. özlü sözünden yola çıkarak, her Mardinli de, memleketinin kaderine katkıda bulunmalıdır. Olanakları doğrultusunda, kaynaklarını, donanımlarını, bilgi ve birikimlerini, memleketlerine duydukları aşkı, sevgiyi ve hasreti, Mardinin eşsiz değerlerinin tanıtılmasıyla beraber korunmasına aktarmayı, bir görev ve borç bilmelidir. Mardinin tarihi ve uygarlıkları, kapsam ve içerik olarak incelenmelidir. Bölgenin çalkantılı siyasi yaşamına kurban edilmemelidir. Çünkü kent, bir sevda masalı gibi görülmeye değerdir!