Son aylarda lüks otomobillere tek tek el konuluyor. İthalat aşamasında yapılan usulsüzlükler el koyma için en önemli gerekçe. Ancak, ortaya ciddi mağduriyetlerin de çıktığı bir gerçek!..
KAÇAK OTOMOBİL
Normalde ithali izne ve belli bir mali yükümlülüğe tabi olan malların, Türk Gümrük Bölgesine; izinsiz, vergileri ödenmeden ya da eksik ödenerek sokulması kaçakçılık suçunu oluşturuyor. Kaçakçılık fiiline konu olan mallar arasında ÖTV Kanunu'na ekli II sayılı listede yer alan taşıtlar da yer alıyor. Söz konusu taşıtlarda ise kaçakçılığa en fazla lüks sınıftaki otomobillerde rastlanılıyor.
Lüks otomobillerin kaçakçılığında farklı yöntemler kullanılıyor. Bunların başlıcaları ise; Sahte veya yanıltıcı belge vasıtasıyla düşük kıymet beyanı, sahte belge ile gümrükten araç geçirilmeye çalışılması, ikinci el araçların sıfır araç gibi gösterilerek ithali, çalıntı araçların Türkiye'ye sokulmaya çalışılması, donanım, aksesuar ve motor özelliklerinin eksik / yanlış beyanı, sahte plaka, motor veya şasi numarası ile araç ithali.
MÜSADERE VE TASFİYE
Müsadere, suça konu eşyanın ya da kazancın mülkiyetinin / tasarrufunun devlete geçirilmesi. Müsadere, Türk Ceza Kanunu'nun 54 ve 55. maddelerinde olmak üzere, eşya ve kazanç müsaderesi biçiminde düzenlenmiş. Gümrük işlemlerinde ortaya çıkan kaçakçılık suçlarında ise kaçakçılığa konu malın müsaderesi, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (KMK) 13. maddesi ile hüküm altına alınmış.
Müsadere müessesesinin işletilmesi için öncelikle suça konu eşyaya el konulması söz konusu. Müsaderenin nihai aşamasını ise tasfiye süreci oluşturuyor.
ORTAYA ÇIKAN MAĞDURİYET
Kaçakçılığa konu otomobillerin iyi niyetli kişilerin kullanımında olması, müsadere edilmesine engel değil. Ancak, bu noktada ciddi mağduriyetler söz konusu. Keza kişisel ya da ticari itibar zedelenebiliyor. Müsadere kararı alınan otomobil; malikinin işyerinden, evinden alınmakla ya da seyir halinde iken kolluk kuvvetleri tarafından durdurularak el koyma işlemi gerçekleştiriliyor. Bu gibi bir durum ise hem idareye olan güveni sarsıyor, mülkiyet hakkının ihlaline neden olabiliyor hem de otomobil sahiplerini zor durumda bırakabiliyor.
KMK'nın ilk maddesinde Kanun'un amacı; "kaçakçılık fiilleri ve yaptırımları ile kaçakçılığı önleme, izleme, araştırma usûl ve esaslarını belirlemektir". olarak ifade edilmiş. Buna göre kanımızca kanun kapsamında iyi niyetli kişilerin mağdur edilmesi temel hukuk ilkeleriyle bağdaşmıyor.
Kaçakçılığı önleme ve takip görevi devlete ait. İdare bir anlamda kendi sorumluluk alanındaki eksikliği, kaçakçılık ile hiçbir bağı olmayan otomobil sahiplerini mağdur ederek perdeliyor. Ne var ki; suçu olmayanın cezalandırılması da hukuk ilkeleriyle de bağdaşmıyor.
Son dönemde yargı kararları ışığında da konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı'nın kusuru olduğuna dair kararlar var. Böyle olunca da araç sahiplerine maddi ve manevi tazminat ödenmesi söz konusu olabilir.
Sonuç olarak, kamu yararı da gözetilerek uygulamayı acilen gözden geçirmekte fayda var…