Laik ve Demokratik Eğitimde Akıl ve Bilim

0

Laiklik, yalnızca eğitimde değil,

düşüncede ve yaşam biçiminde de özgürlüğü içerir.

Laiklik, devlet yönetiminde dinin önde tutulması ve dinler karşısında eşitçe duruş ilkelerini içerir. Toplumsal umutların yeşermesi, demokratik laik yönetimlerle olabilecektir. Laik yönetimlerde halk, bin çiçekli bir bahçe konumundadır. İnsan yaşamında ve haklarında eşitlik, özgürlük, bütünsellik vardır. Laik yönetimlerde ayrımcılık, dil, din, mezhep farklılıkları yerine özgür yaşam önemlidir. Laikliğin temelinde sevgi, saygı, umut ve hoşgörü imgeleri önemsenir.

Balzac'ın 'Bütün mutluluklar cesarete ve çalışmaya bağlıdır'; Cenap Şahabettin'in 'Bir kimsenin mutluluğu daima bir başkasının elindedir' ve Platon'un ' Kim erdemli, doğru ve dürüst ise o mutludur.' özdeyişlerinin anlam zenginliklerinde; mutluluk, erdem, doğruluk ve dürüstlük imgeleri yer almaktadır. Demokrasinin vazgeçilmezi, sosyal barışın ve insanlara saygının güvencesi olan laiklik bir anlayışlı duruşla; ayrışmadan uzak durulan bir kavramsal yönetim uygulama biçimidir. Laiklik, Fransızca 'Laicite' sözcüğünden alınarak dilimize girmiştir. Dini, eğitimin, yönetimin ve siyasetin dışında tutma; başka bir anlatımla dinin, din kurumlarının, din adamlarının devlet ve toplum yaşamına yön vermeme anlayışına laiklik denir. Laiklikte eşitlik, düşünce özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, akıl ve bilim ilkeleri temeldir.

1789 Fransız İhtilali sonrasında dinin halk üzerindeki yoğun baskısı, korkusu ve kaygısını gidermek için laiklik uygulaması çözüm olmuştur. Fransız İhtilali, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi bütünsellik ilkelerine dayanmıştır. Devlet, devrim ile birlikte dini, yürütme, yargı ve yasama erklerinin dışında tutmuştur. Laiklik, insan yaşamında din, dil, ırk, cinsiyet ve renk farkı gözetmeden birleştirici kardeşliği önde tutmuştur. Laiklik, dinsizlik olmadığı gibi, dine karşı veya din düşmanlığı da değildir. Amaç, devlet yönetimiyle dünya işlerini dini kurallardan ayrı tutmak; dinin, dinsel kurumların ve kimselerin toplum ve devlet yaşamına yön vermesinin önüne geçmektir. Laiklikte tüm inançlara eşitçe bakış ve saygılı olmak temeldir. Toplumsal barış ve demokrasinin temel kuralı da bunu gerektirmektedir. Toplumların ve ulusların demokratik yaşamında, evrensel barışta da laiklik birleştirici bir kavramdır. Laikliğin benimsenmediği uluslarda özgürlükten söz edilemeyeceği bir gerçektir. Çünkü laiklik, inanç özgürlüğüdür. Devlet yönetimlerinde tüm yurttaşlarını ayrımsız kucaklamak, onlara anlayış ve hoşgörüyle bakmak isteniyorsa, laikliği benimsemek gerekmektedir.

Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı düşünülmesi kaçınılmazdır. Halkın dini baskı ve korkusu ile yaşaması, demokratik ve laik anlayışa terstir. Devlet yönetimi, laikliği uyguluyorsa, tüm dinlere, mezheplere yani inanışlara eşit ölçümde olmalıdır. Devlet, tüm inançların koruyucusu ve kollayıcısıdır.

Martin Heidegger'e göre: 'Bireyin gereksinimini karşılayacak en önemli uyarı, eğitim sistemidir. Bu sistemde ana unsur, özgür eğitimdir. Daha anlaşılır bir deyişle laik eğitimdir.' Atatürk, izlenecek eğitim öğretim ilkesini çizerek şöyle diyor: 'Eğitim ve öğretimin ulusal, laik ve tek okul temeline dayalı olması temel ilkemizdir. Ulusu ve ülkeyi, gerçek kurtuluşa götürebilmek ve devlet yapısını kurabilmek için en güçlü temel; toplardan, süngülerden, taşlardan daha güçlü temel, bilim ve eğitimin hazırlayacağı temeldir.' Laik eğitim, akıl ve bilime dayanır. Atatürk, akıl, bilim ve tekniği en doğru ve en gerçek yol gösterici olarak benimsemiş; askerlik sanatında, devrimlerinde akılcı, bilimden yana ve gerçekçi bir yol izlemiştir. Bu nedenle de eğitim programlarının her bakana göre değil, ulusun gereksinmelerine, akıl, bilim ve uygarlığın buyruklarına uygun olmasını istemektedir.

Ruhsal ve bedensel donanımlı bireylerde; kültürel, dilsel, bilişsel, duygusal ve fiziksel farklılıklar vardır. Yaşamın ana kaynağı, önce insandır. Düşünen, algılayan, paylaşan sosyal varlık kavramları, laik eğitimle kazanılabilir. Çünkü laik eğitim, akılcı, bilimsel ve düşündürücü, sorgulayıcıdır.

Dogmatik beyinler, laik eğitimi istemezler. Onlar, laik, demokratik, bilimsel ve çağdaş eğitimi tehlikeli görürler. Oysaki laik eğitimi dışlamak, ötelemek ve ona zarar vermek, insanların kültürel ve toplumsal yaşamına zarar vermektir. Çünkü laik eğitimde akılcılık ve bilimsellik ön koşuldur. Laik eğitimde felsefe yapmak, okumak, öğrenmek, düşünmek, sorgulamak gereklidir.

Felsefe, Yunanca bir sözcüktür: Filosofia. Felsefe deyimi, sevgi anlamına gelen Yunanca philia deyimiyle, bilgi anlamına gelen Yunanca sophia deyiminin birleşmesinden oluşmuş bir sözcüktür. Kısaca felsefe sevgi ve bilgi demektir. İnsan, sevgiden ve bilgiden, düşünceden korkar mı? Yunus Emre, Anadolu toprağına sevgi tohumunu, o güzel şiirleriyle ekmedi mi? Uğur Mumcu, 'Düşünce, bilgiden doğar demedi mi?' Sevgiden, bilgiden, düşünceden neden korkuluyor ki? Sevginin, bilginin, düşüncenin çokça yer aldığı bir laiklik, yaşam biçimimiz olmalıdır. Bunu da ancak laik eğitim sağlayacaktır.

Gençlerimizin geleceği, ülkemizin geleceğidir. Her öğrenci, bir güneş aydınlığı olmalıdır. Güneşi balçıkla sıvamak yerine, birer kıvılcım olsunlar, aleve dönüşüp geleceğimizin umudu olsunlar!... Dayanıksız ve dogma bilgilerden uzak; akıl ve bilim içerikli, matematiğe, felsefeye, sosyolojiye ve mantığa ağırlıklı olarak yer veren, laik ve demokratik eğitimin yol göstericiliği, eğitimimizin temel ilkesi olmalıdır.

Demokratik eğitim deyince ne anlayacağız? Her şeyden önce nitelikli eğitimden tüm yurttaşların aynı derecede yararlanması, demokratik eğitimin temelidir. Ancak, bölgeler arası; kentler, köyler arası; kızlar ve erkekler arası; zenginler ve yoksullar arası göz önüne alındığında büyük bir eşitsizlik, dengesizlik görülecektir. Ayrıca aynı derecedeki okul öğrencileri ele alındığında en iyi ile en düşük not alan öğrenciler arasındaki fark, neredeyse % 100'dür. Oysa bu farkın en çok % 20-25 olması gerekmektedir. Bu görünüm, İstanbul'daki bir okulla, Ağrı'daki bir okulda da aynıdır. Ne yazık ki bugün eğitimde ileri ülkelerin en gerisinde; geri ülkelerin de en önlerindeyiz. Eğitimimizi çöküşten ve karmaşadan kurtarabilmek için: Laik ve demokratik, bilimsel, çağdaş, sorgulayıcı ve uygulayıcı ve tam fırsat eşitliği sağlayan bir sitemi uygulamak kaçınılmazdır. Aksi durumda geleceğimiz, karanlık olacaktır. Her sokakta kütüphane, sosyal, sanatsal, sportif kuruluşlar yerine; her sokakta İmam-Hatip ve kuran kurslarıyla verilen ezberci, düşündürmeyen, sorgulamayan bir eğitimle aydınlığa çıkış çok zor gözüküyor!