☰
✕

Komisyonun bedelini kim ödüyor?

Dijital platformların maliyeti kimin cebinden çıkıyor? Esnaf sıkışıyor, tüketici daha fazla ödüyor… Mevzuat var, düzenleme var, büyük bir teşkilat gücü var. Peki neden hâlâ kalıcı çözüm yok?

Bir yemek siparişi veriyoruz. Telefonun ekranında gördüğümüz fiyatın arkasında ise artık yalnızca yemeğin maliyeti yok.

Restoran komisyon ödüyor.

Kurye bedeli ödüyor.

Reklam bedeli ödüyor.

Görünürlük bedeli ödüyor.

Kampanyaya katılıyor.

Ödeme sisteminin maliyetini taşıyor.

Ve bütün bu maliyetlerin bir bölümü, bir şekilde dönüp dolaşıp tüketicinin ödediği fiyata ekleniyor.

İşte bugün tartışmamız gereken mesele: Dijital platformların maliyeti kimin cebinden çıkıyor?

Daha da önemlisi; Mevzuat bu konuda ne söylüyor ve elimizdeki hukuki araçlar neden daha etkin kullanılmıyor?

MESELE SADECE KOMİSYON DEĞİL, PAZAR GÜCÜ MESELESİ

Yemek sipariş platformları şüphesiz önemli bir hizmet sunuyor.

Restoranı tüketiciyle buluşturuyor, sipariş altyapısı sağlıyor, ödeme sistemi oluşturuyor, lojistik ve kurye hizmeti sunabiliyor.

Dolayısıyla platformun gelir elde etmesi tek başına sorun değildir.

Sorun, platform ile restoran arasındaki pazarlık gücünün ne kadar dengeli olduğudur. Çünkü küçük bir restoranın tek başına milyonlarca müşteriye ulaşan bir platform karşısında pazarlık gücü ile büyük bir platformun pazarlık gücü aynı değildir.

Türkiye'de aslında bu konuda küçümsenemeyecek bir mevzuat altyapısı bulunuyor.

6563 SAYILI KANUN: PLATFORMUN GÜCÜ SINIRSIZ DEĞİL

Elektronik ticaret alanının temel kanunu 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'dur.

2022'de yapılan kapsamlı değişikliklerle birlikte elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının satıcılara yönelik haksız ticari uygulamalarının önlenmesi, rekabeti bozucu uygulamaların sınırlandırılması, belirli büyüklüğe ulaşan platformların faaliyetlerinin düzenlenmesi ve pazar yerlerindeki güç yoğunlaşmasının kontrol edilmesi hedeflendi.

Bu son derece önemli. Çünkü artık mesele yalnızca “Platform restoranla ne kadar komisyon sözleşmesi yaptı?” sorusundan ibaret değil.

Hukuki soru aynı zamanda şudur:

Bu sözleşme ve uygulamalar, platformun ekonomik gücünü kullanarak restoranın ticari özgürlüğünü aşırı biçimde sınırlıyor mu?

Bu noktada 6563 sayılı Kanun'un platformlara ilişkin özel hükümleri devreye girebilir.

Dolayısıyla restoranın;

-kampanyaya zorlanması,

-ek hizmet almaya mecbur bırakılması,

-sözleşme koşullarının öngörülemez biçimde değiştirilmesi,

-belirli hizmetleri kabul etmeye zorlanması,

-platformun sahip olduğu verilerin rekabeti bozacak şekilde kullanılması

gibi konuların her biri somut olayın özelliklerine göre 6563 sayılı Kanun ve ikincil mevzuat açısından incelenebilir.

2026 DÜZENLEMESİ ÖNEMLİ BİR KIRILMA NOKTASI

Ticaret Bakanlığı'nın 13 Mart 2026 tarihli Genelgesi bu tartışmaya doğrudan müdahale etti.

Artık platform tarafından restorandan tahsil edilen bedellerin hizmet kalemleri bazında ayrıntılı olarak gösterilmesi gerekiyor.

Komisyon.

Taşıma.

Görünürlük.

Benzeri hizmet bedelleri.

Hepsi ayrı ayrı gösterilecek.

Dahası Siparişin alınması, restorana iletilmesi, ödeme işlemleri ve temel altyapı gibi aracılık hizmetinin asli unsurları için ayrıca ücret alınamayacağı düzenlendi.

Kampanyaya sadece katılım gerekçesiyle ayrıca bedel alınmasının da önü kesildi.

Ve belki de en önemli noktalardan biri: Kampanya, indirim, reklam ve ek hizmetlerde gönüllülük esası getirildi.

Restoran bunlara katılmaya zorlanamayacak. Katılmadığı için yaptırım uygulanamayacak. Ek hizmet için verdiği onayı geri çekebilecek.

Bu, esnaf açısından önemli bir hukuki korumadır.

ŞEFFAFLIK, TEK BAŞINA ADALET DEĞİLDİR

Şimdi kritik noktaya gelelim. Platformun restorandan yüzde 30 aldığını gizlemesi başka bir sorundur. Yüzde 30'u açıkça göstermesi başka bir durumdur.

Ama şu soru hâlâ ortadadır: Açıkça gösterilen yüksek bir komisyon makul mudur?

REKABET HUKUKU HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖNEMLİ

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesi, hâkim durumun kötüye kullanılmasını yasaklıyor.

Kanun; rakiplerin piyasaya girişinin zorlaştırılması, eşit durumdaki alıcılara farklı koşullar uygulanması ve hâkim durumdan kaynaklanan ekonomik avantajların rekabeti bozacak şekilde kullanılması gibi davranışları özel olarak düzenliyor.

Dolayısıyla platformların pazar gücü arttıkça Rekabet Kurumu'nun rolü de önem kazanıyor.

Burada elbette şu ayrımı yapmak gerekir:

Yüksek komisyon tek başına otomatik olarak rekabet hukuku ihlali anlamına gelmez.

Ancak yüksek komisyonun; alternatif platformların önünü kapatması, restoranın başka kanallarda faaliyet göstermesini zorlaştırması, zorunlu hizmet bağlamaları, ayrımcı uygulamalar, rakiplerin dışlanması, platformun kendi hizmetlerinin rakiplere karşı avantaj sağlaması gibi başka davranışlarla birlikte ortaya çıkması halinde konu rekabet hukuku bakımından çok daha ciddi hale gelebilir.

Nitekim Rekabet Kurumu'nun yemek sipariş platformlarıyla ilgili karar ve incelemeleri bulunuyor. Örneğin Yemeksepeti'nin kendi kurye hizmetini zorunlu tutması ve üye işletmelerin faaliyetlerini zorlaştırdığı iddiaları 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında incelenmiş durumda.

Bu bize şunu gösteriyor: Sorunun yalnızca Ticaret Bakanlığı'nın değil, Rekabet Kurumu'nun da gündeminde olması gerekiyor.

PLATFORMUN ELİNDEKİ VERİLER KİME KARŞI KULLANILABİLİR?

Dijital platformların en önemli gücü yalnızca müşteri sayısı değildir. Veridir.

Hangi restoran ne satıyor?

Hangi ürün ne kadar sipariş ediliyor?

Hangi saatlerde satış artıyor?

Hangi fiyat değişikliğinde tüketici sipariş vermekten vazgeçiyor?

Hangi restoranın müşterisi hangi restoranla karşılaştırılıyor?

Bunlar platform açısından son derece değerli ticari verilerdir.

Hatta hatta işletmenin ticari ciro büyüklüğü de verilere girebilir.

6563 sayılı sistemde, belirli ölçekteki elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcıların pazar yerinden elde ettiği verileri pazar yerindeki diğer işletmelerle rekabet ederken kullanmasına ilişkin sınırlamalar da getirildi.

Bu nedenle geleceğin tartışması yalnızca:

“Komisyon yüzde kaç?” olmayacak.

Asıl tartışmalardan biri: “Platform, esnafın ürettiği veriyi esnafa karşı kullanabilir mi?” sorusu olacaktır.

Ciddi olarak üzerinde düşünülmesi ve tartışılması gereken bir durum.

TÜKETİCİ CEPHESİNDE SORUN BÜYÜK

Satıcı ve platform dışında işin diğer tarafında mal ve hizmeti alan tüketici bulunuyor.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun bakımından tüketicinin ekonomik menfaatlerinin korunması, doğru ve açık bilgilendirilmesi ve aldatıcı/haksız ticari uygulamalara karşı korunması temel ilkeler arasında.

Bu nedenle tüketicinin sipariş vermeden önce; ürünün fiyatını, teslimat bedelini, hizmet bedelini ve varsa diğer zorunlu ödemeleri anlayabilmesi gerekiyor.

Tüketici, siparişi tamamladığında karşısına daha önce açıkça görmediği bir bedel çıkarılmasıyla karşılaşmamalı.

2026'da restoran, lokanta, kafe ve benzeri işletmeler bakımından Fiyat Etiketi Yönetmeliği'nde de önemli bir değişiklik yapıldı.

Artık zorunlu servis, masa, kuver veya benzeri adlarla ilave ödeme talep edilmesinin önü kapatıldı; tüketicinin esas olarak sipariş ettiği yiyecek ve içeceğin bedelini ödemesi esas alındı.

Bu düzenlemenin arkasındaki temel düşünce aslında yemek platformları bakımından da yol gösterici:

Tüketici, satın aldığı ürünün gerçek maliyetini ve zorunlu toplam bedeli siparişten önce bilmeli.

“HİZMET BEDELİ” ADINI DEĞİŞTİRİNCE HUKUK DEĞİŞMİYOR

Burada tüketici hukukunun önemli bir prensibini de hatırlamak gerekiyor.

Bir bedelin adının;

“hizmet bedeli”,

“platform bedeli”,

“kart bedeli”,

“işlem bedeli”,

“operasyon bedeli”

olması tek başına hukuka uygunluk sağlamaz.

Hukuki değerlendirme, bedelin gerçekte neyin karşılığında alındığına, tüketiciye önceden nasıl bildirildiğine ve hangi mevzuat hükmüne tabi olduğuna göre yapılmalıdır.

Bu nedenle mevzuatın etrafından dolaşmak için ücretin adını değiştirmek yeterli değildir.

POS KOMİSYONLARININ ESNAF TARAFINDAN TÜKETİCİYE YÜKLEMEYE ÇALIŞILMASI

Platform komisyonlarıyla POS komisyonlarını da birbirine karıştırmamak gerekir.

5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 17. maddesi bakımından üye işyerinin kart kullanımı nedeniyle tüketiciden komisyon veya benzeri ad altında ilave ödeme istemesine ilişkin açık bir yasak bulunuyor.

Dolayısıyla: “Bankaya POS komisyonu ödüyorum, müşteriden de kart farkı alıyorum.”şeklindeki yaklaşım, tüketiciye maliyet aktarımının otomatik olarak hukuka uygun hale gelmesini sağlamaz.

Tüketicinin kart kullanması nedeniyle ayrıca bedel alınması ile mal veya hizmetin normal fiyatı birbirinden ayrılmalıdır.

Buradaki çözüm de aynıdır: Maliyeti tüketicinin üzerine yıkmak yerine maliyetin kaynağını düzenlemek.

Esnaf neden tüketiciden kanunsuz olmasına rağmen kartlı ödeme yapılırsa %10 civarında fark istiyor yada istemek zorunda kalıyor? Sorunun cevabı önemli.

ESNAFIN SORUNU GERÇEK; AMA ÇÖZÜM TÜKETİCİ DEĞİL

Şeffaflık olmadan tüketici ne ödediğini bilemez. Esnaf-tüketici dengesi olmadan sistem sürdürülebilir olmaz.

Esnafın POS ve platform maliyetleri gerçek olabilir; ancak bu maliyetlerin doğrudan tüketicinin üzerine ek bedel olarak yüklenmesi çözüm değildir. Sorunun ödeme ve platform sisteminin maliyet yapısında çözülmesi gerekir.

Maliyet var mı? Evet. Kim ödeyecek?

İşte asıl mesele bu.

TESK'İN BÜYÜK GÜCÜ BURADA DEVREYE GİRMELİ

TESK'in yaklaşık 2 milyonun üzerinde esnaf ve sanatkârı, yaklaşık 3 bin meslek odasını, federasyonları ve 82 Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği'ni kapsayan devasa bir teşkilat yapısı bulunuyor.

Devasa bir yapı olmasına rağmen SES var GÖRÜNTÜ yok.

Böyle bir yapı yalnızca basın açıklaması yapan bir yapı olmak zorunda değil.

TESK'in gerçek bir “pazarlık gücü” oluşturması mümkün.

Örneğin:

Bankalarla toplu POS anlaşması.

Ödeme kuruluşlarıyla özel esnaf tarifesi.

Dijital platformlarla toplu müzakere.

Esnaf için ortak dijital sipariş altyapısı.

Komisyonların düzenli izlenmesi.

Platform sözleşmelerinin hukukçular tarafından incelenmesi.

Haksız uygulamaların merkezi olarak raporlanması.

Rekabet Kurumu ve Ticaret Bakanlığı'na sistematik başvurular.

Bunların her biri yapılabilir. Ve mutlaka yapılmalı.

TESK'İN ELİNDE Kİ GÜCÜN FARKINA VARMALI

Esnafı koruması gereken devasa yapı Esnafın sorunlarına kayıtsız kalmamalı, kalıyorsa kalmayacak yönetim gelmeli.

TESK'in bundan sonraki adımı yalnızca “komisyonlar yüksek” demek olmamalı.

Bir “Platform–Esnaf Rekabet ve Maliyet Raporu” hazırlanmalı.

Her platform için;

-temel komisyon,

-kurye bedeli,

-reklam bedeli,

-görünürlük bedeli,

-kampanya kesintisi,

-ödeme maliyeti,

-ödeme vadesi,

-sözleşme değişiklikleri,

-zorunlu hizmetler,

-isteğe bağlı hizmetler,

-münhasırlık hükümleri,

-veri kullanım koşulları

tek tek incelenmeli.

Bu veriler; 6563 sayılı Kanun, 4054 sayılı Rekabet Kanunu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde hukuki ve ekonomik analize tabi tutulmalı.

Dostlar alışverişte görsün misali açıklamalar yada iş yapıyormuş görüntüsü veren sözde esnafı koruyucu açıklamalardan “Şu platform pahalı” yerine, “Şu uygulama şu mevzuat hükmü bakımından incelenmelidir” denilmelidir.

İşte kurumsal güç tam olarak budur. Güç harekete geçerse güçtür. Hareketsizse ya gücünün farkında değilsindir ya da esnafına yapılanları sineye çekiyorsun demektir.

REKABET KURUMU'NA SADECE ŞİKÂYET DEĞİL, VERİ GİTMELİ

Rekabet Kurumu'nun 4054 sayılı Kanun kapsamında hâkim durumun kötüye kullanılması ve rekabeti sınırlayıcı davranışları inceleme yetkisi bulunuyor. Ayrıca 2025'te bu tür ihlallerde idari para cezalarının belirlenmesine ilişkin yeni kılavuz da yayımlandı.

Dolayısıyla TESK;

“Komisyonlar yüksek.” demekle yetinmemeli.

Şunu ortaya koymalı:

“Şu platformda şu sözleşme hükmü var.”

“Şu hizmet fiilen zorunlu hale getiriliyor.”

“Şu oranda komisyon alınıyor.”

“Şu uygulama alternatif kanalları kullanmayı zorlaştırıyor.”

“Şu veri kullanımı rekabet bakımından incelenmeli.”

İşte o zaman Rekabet Kurumu'nun önüne gerçek anlamda incelenebilir bir ekonomik dosya konulmuş olur.

Platformun pazar gücü rekabeti etkiliyor mu? Komisyon oranları yüksek mi? Sorusunun cevabı bu verilerle ortaya konulmalı.

GEÇMİŞTEKİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ NEDEN YETMEDİ?

TESK daha önce yüksek komisyonlara ilişkin tavan ve taban uygulaması gibi önerileri gündeme getirdi.

Daha sonra Kamu Denetçiliği Kurumu'nun tavsiye kararının ardından komisyon oranları, ek hizmet bedelleri ve bunların esnafın kâr marjına etkileri hakkında teşkilatından veri toplamaya yöneldi.

Bu gelişmeler önemli. Sadece veri toplamak yetmez. Bu veriler düzenleyici kuruma, Rekabet Kurumu'na, Ticaret Bakanlığı'na, gerektiğinde yargıya

taşınmalıdır. Ve sonuçları takip edilmelidir.

Esnaf için artık söz bitmiştir. Söz bitmeli icraat başlamalı.

EN GÜÇLÜ ÇÖZÜM: ALTERNATİF OLUŞTURMAK

Bir pazarda tek ya da sınırlı sayıda güçlü oyuncu varsa, pazarlık gücü doğal olarak platforma kayabilir.

Bunun karşısındaki en etkili araçlardan biri alternatif oluşturmaktır.

TESK'in desteklediği “Esnafa Can Ver” yaklaşımı bu açıdan dikkat çekicidir.

Fakat bunun yalnızca bir kampanya olarak kalmaması gerekir.

TESK isterse; “Türkiye Esnaf Dijital Sipariş Ağı” gibi ortak bir altyapının oluşmasına öncülük edebilir. Amaç mevcut platformları ortadan kaldırmak değil. Esnafın “başka seçeneğim yok” demesini engellemek. Çünkü alternatif varsa pazarlık gücü vardır.

DEVLETİN DE YAPABİLECEĞİ ÇOK ŞEY VAR

Kamu tarafında da yeni bir düzenleme yapılabilir.

Örneğin;

1. Komisyon karşılaştırma sistemi

Platformların standartlaştırılmış komisyon ve hizmet bedelleri kamuya açık biçimde karşılaştırılabilir.

2. Platform sözleşmesi standardı

Küçük işletmeler bakımından sözleşmelerde asgari şeffaflık ve öngörülebilirlik kriterleri geliştirilebilir.

3. Zorunlu hizmetlerin açık tanımı

“Temel aracılık hizmeti” ile “ek hizmet” arasındaki sınır daha ayrıntılı belirlenebilir.

4. Komisyon artışlarında bildirim ve öngörülebilirlik

Tek taraflı ve ani maliyet artışlarının önüne geçecek sözleşmesel kurallar değerlendirilebilir.

5. Küçük işletme koruması

Mikro ve küçük işletmeler için platformların uyguladığı ücretlendirme modellerinin etkisi ayrıca izlenebilir.

6. Veri taşınabilirliği ve doğrudan müşteri ilişkisi

Esnafın kendi müşterisiyle kurduğu ilişkinin tamamen platformun kontrolüne girmesini önleyecek modeller tartışılabilir.

ŞİMDİ SONUÇ ÜRETME ZAMANI

TESK sahada aktör ve müzakereci olmalı. Çünkü milyonlarca esnafın örgütlü gücü yalnızca basın açıklaması yapmak için değildir. Bu devasa güç pazarlık yapmak, veri üretmek, hukuki başvuru yapmak, alternatif oluşturmak ve kamu politikası geliştirmek için de kullanılabilir.

Çözüm; esnafı tüketiciyle karşı karşıya getirmekte değil, platformların ekonomik gücünü şeffaf, rekabetçi ve denetlenebilir bir sisteme oturtmaktadır. Daha kesin ve kalıcı çözüm ise TESK’in kuracağı Dijital Esnaf Sipariş Ağı olmalıdır.

Esnaf, ticari sistemlerin insiyatif ve kararlarına bırakılmamalıdır.