Kayıtdışı Ekonomi (1)

0

Vergiye karşı koymanın en etkin türü olarak bilinen kayıtdışı ekonomi, 1960'lı yıllarda ABD'de bir ekonomistin piyasadaki nakit para hacmindeki aşırı yükselmeyi dikkate almasıyla birlikte gündeme gelmiştir. Kayıtdışı ekonomi, IMF ekonomisti Vito Tanzi tarafından Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) kayıtlarının dışında kalan mal ve hizmetler şeklinde tanımlanmaktadır. Kayıtdışı ekonomi bütün modern ekonomilerde 'resmi ekonomi' dışında var olan bir ekonomidir. Türkiye'de bu anlamda önceleri vergi kayıplarının önlenmesi çerçevesinde konu ele alınırken, 1980'li yılların başında karapara olarak gündeme gelmiştir. 1980 öncesi karapara ve buna dayalı kayıtdışı ekonomi, ciddi birer sorun olarak görülmüş, oluşan mali suçları engellemek için vergi yasalarında güvenlik önlemi olarak, çeşitli vergi güvenlik kurumları geliştirilmiştir. Kayıt dışı ekonominin ve karaparanın gelişmesini önlemek ve mücadele etmek amacıyla, 1960'lı yılların başında, vergi sistemimize servet beyanı ve incelemesi getirilmiştir.

Ancak 1980 sonrasında karapara ve kayıtdışı ekonominin önündeki engeller kaldırılmış, böylece kayıtdışı ekonominin gelişmesinin ve önemli boyutlara ulaşmasının önü açılmıştır. Bu amaçla önce 2431 Sayılı Tahsilatın Hızlandırılması Hakkında Kanun çıkarılarak ek servet bildirimi yapılmasına ve belgesiz varlıkların(stokların ve demirbaşların) kayıtlara intikali olanağı tanınmış, daha sonra 2801 Sayılı Amme Alacaklarının Özel Uzlaşma Yolu İle Tahsili Hakkında Kanun çıkarılarak tekrar servet beyannamelerinin yenilenmesi olanağı verilmiştir. Bu uygulamalar kayıtdışı ekonomi aktörlerini yüreklendirerek güçlendirmiş ve siyasal baskı oluşturma eğilimlerini pekiştirmiştir. Bu kesimlere, kayıtdışı tuttukları varlıklarını, hatta sahip oldukları karaparalarını sistemin içine sokma olanağı tanınmasına rağmen, kayıtdışı ekonomi faaliyetler devam etmiştir. Yapılan politik baskılar sonucunda 2995 sayılı Kanun çıkarılarak servet beyanı ve servet incelemesi 27.04.1984 itibariyle sona erdirilmiştir. Oysa, kayıtdışı ekonominin kayıt içine alınabilmesi için ön koşul Türk Vergi Sistemi'nde servet incelemesinin tekrar kabul edilmesidir. Servet incelemesinin kabul edilmediği bir ekonomide, kayıtdışı ekonomiyi hiç bir şekilde kayıt içine almak mümkün değildir.

Kayıtdışı ekonominin faaliyetleri önündeki engeller azaltıldığı gibi, bankalara isimsiz hesaplara para yatırabilme olanağı getirilmiştir. Ayrıca kayıtdışı ekonomi ve karapara görmezlikten gelinerek, isimsiz olarak devlet tahvili, hazine bonosu, döviz ve gayrimenkule de yatırım yapılabilme olanakları tanınarak kayıtdışı ekonominin 1997 yılının ortalarına kadar büyümesine ve bir sektör haline gelmesine devlet katkıda bile bulunmuştur. Oysa devletin başlıca görevlerinden biri, kayıtdışı ekonominin daraltılması ve ekonomi içindeki payının azaltılması için öncelikle kayıtdışı ekonomiye yol açan nedenlerin ortadan kaldırılmasıdır.

Kayıtdışı sektör, bütün ülkelerde yaşanan ve 80'li yıllardan sonra hakimiyetini gösteren bir sorundur. İşadamlarına göre kayıtdışı sektör olarak değerlendirilen kayıtdışı ekonomi, iş dünyasının bazı yöneticilerine göre, belirli ölçüler içinde ekonomileri şoklara karşı koruyan bir faktör olarak kabul edilir. Ancak işadamları tarafından yapılan tahminlere dayanarak, kayıtdışı sektörün Türk Ekonomisinin yarısına hakim olduğu ve kontrolden çıkarak kalkınmayı engelleyen boyutlara ulaştığı söylenmektedir.

(Devam edecek)