Kabile Reisi'nin Ön Kabulleri

0

Bundan önceki iki yazımda Sayın Mahfi Eğilmez'in analitik düşünceyle ilgili kaleme aldığı iki yazının değerlendirmesini yapmıştım.

Bu yazıda 'Göğü delen adam' adlı kitaptan(1) bazı alıntılar yapacağım. Kitap bir kabile reisinin (Tuiavii'nin) Avrupa'ya yaptığı seyahat sonrasında orda gördüklerini kendi halkına anlatışını konu ediyor. Aşağıdaki Kabile reisinin para ile ilgili görüşlerinden bazıları şöyle.

'….büyük bir haksızlık hüküm sürer. Avrupalının üstünde hiç düşünmediği, fark etmediği için düşünmek de istemediği bir haksızlık. Çok parası olanların hepsi çok çalışmaz. Aslında herkes çalışmadan para kazanmanın yollarını arar. Şöyle olur: Eğer beyaz adam yemeğini döşeğini ve evini sağladıktan sonra ayrıca parası artarsa hemen bu para karşılığında bir kardeşini tutar ve kendi işlerini ona yaptırır. Öncelikle kendi elini pisleten sertleştiren işleri yaptırır. KENDİSİNİN NEDEN OLDUĞU PİSLİĞİ ONA TEMİZLETİR……'

'Bir çok beyaz adam başkalarının kendisi için kazandığı paraları üst üste yığdıktan sonra bunları çok iyi korunan bir yere getirir. Sonradan da üstüne ekler durur. Günün birinde öyle bir an gelir ki kimsenin onun için çalışmasına gerek kalmaz. Çünkü parası tek başına onun için çalışır. BÜYÜNÜN YARDIMI OLMAKSIZIN bunu nasıl gerçekleştirdiğini ÖĞRENEMEDİM, ama gerçek bu. Beyaz adam köşesinde uyuklasa bile paraları bir ağacın yaprakları gibi durmadan çoğalır, sahibi de giderek daha fazla zenginleşir.'

'…varlıklı olan insanlar kendilerine gösterilen saygının gerçekten kendisine mi yoksa parasına mı olduğunu kestiremez. Aslında saygı gösterilen genellikle parasıdır. Bu yüzden çok sayıda metal para ve kağıt parası olmayanların niye utandığını, zenginlerin onları kıskanması gerekirken niye onların zenginlere özendiğini AKLIM ALMIYOR. '

'Bizler PAPALAGİ'NİN (Göğü delen adamın) DÜŞÜNCESİNE GÖRE zavallı dilencileriz. Ama ben sizin gözlerinizi varlıklı efendinin gözleriyle karşılaştırdığımda sizinkiler neşeyle, güçle, yaşamla, sağlıkla büyük bir ışık gibi parıldıyor, onun ki ise sönük, solgun ve yorgun kalıyor. Sizin gözlerindeki parıltıyı yalnızca henüz konuşmayı beceremeyen çocuklarda gördüm orada. Çünkü daha paradan haberleri yoktu.'

'Parayla hiç kimseye yardım edemezsin; onu daha mutlu daha neşeli ve daha güçlü kılamazsın. Bu metal paraları ve kağıt paraları en büyük düşmanınız olarak görün ve ondan NEFRET EDİN……

Şimdi soralım. Ön yargılarımızdan, ön kabullerimizden, değer yargılarımızdan ve inançlarımızdan sıyrılarak; onları bir kenara koyarak kendimize bu kabile reisinin gözüyle bakabilir miyiz? Yada E. Scheurmann'ın kitaptaki ön açıklamasında ifade ettiği gibi kabile reisinin bu konuşmasını okuduktan sonra kendimizi artık yitirdiğimiz bir bakış açısıyla görme imkanı bulabilir miyiz?

Soruyu daha da spesifik hale getirelim.

Türkiye'nin parasal sorunlarıyla ilgili analizler yaparken, ya da örneğin para teorisi ve politikası derslerini verirken, konuşmalarımıza şöyle başlasak ve 'para nefret edilmesi gereken bir şeydir' desek, acaba hangi dünyaya adım atardık?


(1) Göğü Delen Adam (Kabile Reisi Tuiavii'nin Konuşması), Ayrıntı Yayınları, Çev . L.Tayla, 12. Baım,İstanbul 2014.