0
Sosyal adalet toplumun tüm fertlerinin fakirlik zenginlik, soy gibi farklılıklarının gözetilmeksizin iyi bir şekilde yaşamak için eşit hak ve hukuka sahip olmasını savunur.
Bu aynı zamanda toplumu oluşturan fertlerin birbirlerinin haklarına saygı göstermeleri demektir.
İslam insan hayatını her yönüyle düzenlemektedir. İslam bireyin psikolojik ihtiyaçları, toplum içinde bireyin ihtiyaçları ve bireylerden oluşan toplumun huzurlu ve mutlu bir ortamda yaşaması için birçok esas içermektedir. İslam maddi anlamda sosyal adalet ve dayanışmayı tesis etmek için zenginlerin mallarının bir kısmını zekat yoluyla maddi ihtiyaç içinde olanlara vermelerini emretmiş, bu şekilde zengine fakire karşı sosyal sorumluluk yükleyerek arada manevi bir bağ tesis etmiştir.
İslam yalnızca maddi konularda dayanışmayı sağlamakla kalmamış, aynı zamanda müslümanları manevi dayanışmaya da davet etmiştir. İslam'da sosyal dayanışma ilkesini işaret eden bir hadiste peygamberimiz şöyle buyurmaktadır;
'Müminleri, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede, birbirlerine şefkat göstermede tıpkı yek bir vücut gibi görürsün; onun bir uzvu rahatsızlansa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararetle onun rahatsızlığına ortak olurlar.'
Anlaşılacağı üzere sosyal adalet ve dayanışmayı sağlamak için bireye ve topluma birçok görev düşmektedir. Maddi anlamda zekat ve sadaka yoluyla, manevi anlamda ise birbirinin halini hatırını sormak, sevmek, iyi niyetli olmak gibi yükümlülükler inancının gereği olarak müslümanın ödevi olmaktadır.
Kuran ayetlerini psikolojik ve sosyolojik açılardan ele almak gerekir. Bireyin psikolojisini tanımlayan ve bireyin ihtiyaçlarına değinen birçok ayet vardır.
İnsana, 'yalnız olmadığını hatırlamak' bunlardan biridir. Bireyden topluma doğru ise, bireylerin birbirine davranışı, toplumdaki hasta yaşlı engelli, fakir, suçlu, mağdur gibi birçok koşuldaki yardıma muhtaç insana Kuran'ın bakışı İslami sosyal hizmet anlayışı çerçevesinde ele alınacaktır. Bunun yanı sıra aynı toplumda yaşanılan farklı dindeki insanlara karşı yaklaşım da Kuran'ın sosyal hizmet anlayışında yer bulmaktadır.
Zekat ve sadaka toplumda maddi dayanışmayı sağlamakta en önemli unsurlardır. Manevi toplumsal dayanışmayı tesis etmek İslam'ın amaçlarından biridir. 'Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.'
Hadiste; 'Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.' buyurulmaktadır.
Benzeri birçok hadis; hasta ziyareti, taziye gibi birçok durumda sosyal dayanışmada peygamberimizin (sav) izlediği yolu göstermektedir.
Farklı dindeki bir toplulukla yaşama baktığımızda, Peygamberimiz Medine'de Yahudi topluluğuyla birlikte sosyal adalet ve dayanışma çerçevesinde yaşamak için sözleşme yaptığını görmekteyiz, bu akdin 16. ve 17. maddeleri şu şekildedir;
'Yahudilerden bize tabi olanlar, zulme uğramayacaklar, düşmanlarına yardım edilmeyecek ve böylelikle yardım ve eşitliğe hak kazanacaklardır.' Açıkça görülüyor ki, farklı inanca mensup toplulukla Müslümanların bir arada yaşaması için iki topluluğun da insani ihtiyaçları gözetilerek huzurlu ve adil bir biçimde yaşamaları bir nevi yasa diyebileceğimiz bu hükümlerle tesis edilmiştir.
Özetleyecek olursak, İslam, sosyal hizmet ve adalet anlayışını bireyin kendi ihtiyaçlarından topluma doğru her adımda güzel bir biçimde değerlendirmektedir.
Zekat;
Bu manada Zekat İslam'da sosyal hizmet anlayışının içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bununla birlikte sosyal hizmetin dini kaynaklı olması, insanları gözetmenin kollamanın dini inancın bir parçası olması ve hatta İslam terbiyesi ile yetişen bir müslümanın kimliğinin iyilikle, insan sevgisiyle yapılanması İslami sosyal hizmet anlayışını daha zengin kılmaktadır.
Toplumda lüks bir hayat süren zengin, sermaye sahibi insanların, mallarının ve kazançlarının belli bir kısmını dinî inançlarının bir gereği olarak zekat ve sadaka olarak vererek çevrelerindeki yoksul kimselerle paylaşmaları, sosyal dayanışma ve sosyal adaletin tesisine katkı sağlayan erdemli bir davranıştır. Yine belirtmek gerekir ki, bu durum İslami yardımlaşmanın ve dayanışmanın sadece bir türünü ifade etmektedir.
Manevi sosyal hizmet, sosyal hizmet anlayışını kişilerin kalp, vicdan akıl ve irade gibi manevi kaynakları ile yönlendirmek amacını taşımaktadır. Sosyal sorunlar irdelenirken ve çözüm aranırken dini, ahlaki kaynakları değerlendirmek insanın manevi ihtiyaçlarını karşılamak açısından önemlidir.
Manevi sosyal hizmetler, insanların sorunları karşısında dini telkinlere de yer veren bir hizmet modelidir. Batı ülkelerine baktığımızda manevi hizmetlerin psikoloji biliminin, psikolojik terapi yöntemlerinin desteğini alarak yürütüldüğünü görmekteyiz.
Mutlaka herkesin yapabileceği bir iyilik vardır.