0

Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.[1]

Dava aşamasında davacının taleplerine karşı davalı tarafca zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin onu incelemesi mümkün değildir. Zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırdığından davalı tarafça süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekli olup hakim tarafından kendiliğinden gözönüne alınmaz.

818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 127. Maddesi ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 148. maddesi gereğince Kanundaki zamanaşımı süreleri, tarafların iradeleriyle değiştirilemez. Borçlar Kanunu uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zaman aşımının kesilmesi sadece davaya konu alacak için söz konusudur. Yargıtay H.G.K.'nca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya dair hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi davaya konu yapılan miktar için kesilir[2].

Borçlar Kanunu ve İş Kanunu'nda, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiş olup, bu alacaklar Borçlar Kanunu'nda yer alan genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Hakkın doğumu ise, işçi açısından hizmet akdinin feshedildiği tarihte başlar.

T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin T. 25.5.2015, E. 2015/3305, K. 2015/18602 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tazminat niteliğinde olmaları sebebiyle sendikal tazminat, kötüniyet tazminatı, işe başlatmama tazminatı, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesindeki eşit işlem borcuna aykırılık sebebiyle tazminat, 26/2 maddesindeki maddi ve manevi tazminat, 28. maddedeki belgenin zamanında verilmemesinden kaynaklanan tazminat, 31 /son maddesi uyarınca askerlik sonrası işe almama sebebiyle öngörülen tazminat istekleri on yıllık zamanaşımına tabidir.

4857 sayılı Kanunun 32. maddesi uyarınca,ücret alacakları beş yıllık zamanaşımı süresine tabi tutulmuştur.

İş Kanunu'nun 59. Madddesinde, iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretinin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden ödeneceği ve bu ücrete ilişkin zamanaşımının iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin kararı uyarınca, yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin feshiyle muaccel olup dönemsel bir nitelik taşımadığından, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulaması yönünden 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir.

Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, işverence işçiye fazladan ödenen ücret ve ücret eklerinin geri alınmasında da uyuşmazlığın temelinde sözleşme ilişkisi olması nedeniyle zamanaşımı süresi beş yıl olarak uygulanmaktadır.

SORULARINIZI BEKLİYORUZ

Her Perşembe sorularınızın cevaplarını bu köşede görmek isterseniz, sorularınızı [email protected] adresine gönderebilirsiniz.


[1] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2015/3305, K. 2015/18602, T. 25.5.2015

[2] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2015/3305, K. 2015/18602, T. 25.5.2015