Ihlamurlar Çiçek Açmak İsterse

Ihlamur ağacı yaprak dökerek yorgunluğunu atmak ister, insanlarda öyledir.

Ihlamurlar çiçek açınca etrafa hoş ve güçlü koku yayar. Bazı mevsimler takvimde değil, insanın içinde başlar. Ihlamurlar çiçek açtığında sadece ağaçlar kokmaz; anılar, umutlar ve yarım kalmış hayaller de yeniden filizlenir. O eşsiz koku, hayatın bütün telaşı içinde bize yavaşlamayı, nefes almayı ve etrafımıza yeniden bakmayı hatırlatır.

Günlük koşuşturmanın içinde çoğu zaman fark etmediğimiz güzellikler vardır. Bir ağacın gölgesi, sabahın serinliği, kuşların sesi, annenin sohbet sıcaklığı ya da bir fincan ıhlamurun sıcaklığı… Bunlar belki küçük ayrıntılar gibi görünür; ancak hayatın gerçek zenginliği çoğu zaman bu ayrıntılarda saklıdır.

Ihlamurlar çiçek açınca insan, geçen yılları da düşünmeden edemez. Kimi zaman özlediği insanları, kimi zaman yarım kalan cümleleri, kimi zaman da gerçekleştiremediği hayalleri hatırlar. Fakat doğa bize her yıl aynı gerçeği fısıldar: Her son, yeni bir başlangıcın habercisidir. Kuruyan dallar yeniden yeşeriyor, dökülen yapraklar yerini yeni filizlere bırakıyorsa, insanların da yeniden umutlanmasının her zaman bir nedeni vardır.

Belki de hayatın en büyük öğretmeni doğanın kendisidir. Sabretmeyi toprağa, direnmeyi ağaca, umut etmeyi çiçeğe bakarak öğreniriz. Ihlamurun mis gibi kokusu ise bize, en güzel şeylerin gürültüyle değil; sessizce, zarafetle ve zamanında geldiğini anlatır.

Bu yüzden ıhlamurlar çiçek açtığında yalnızca baharın gelişini değil, içimizde yeniden yeşeren umudu da karşılamalıyız. Çünkü insan, umut ettiği sürece yürümeye devam eder. Ve bazen tek bir çiçeğin kokusu, bütün bir ömrün yorgunluğunu hafifletmeye yeter.

İnsanları, doğayı ve hayvanları sevmek dileğiyle…