Hangi Fenerbahçe’ye inanalım?

Gaziantep futbol kulübü Sorescu önderliğinde ilk yarım saatte daha baskın olan taraftı. Sonra fırsatları bulan Fenerbahçe'ydi. Kerem ve Greenwood neredeyse bire bir kopya fotoğrafı çekilmiş iki pozisyonda başarısız ve benzer vuruşlar yaptılar.

Gendouzi'nin yakaladığı ve değerlendiremediği pozisyonsa saç baş yoldurdu adeta. Kale neredeyse boştu. Ancak Fransız oyuncunun vuruşu çok kötüydü. Son dakikalara doğru Kozlowski'nin vuruşuna Mert Müldür vücuduyla set çekerken, Maxim'in kullandığı köşe vuruşunda Arda Kızıldağ ev sahibi ekibi öne geçirebilirdi.

Fenerbahçe, Roma maçının özellikle ikinci yarısında çok iyi oynamış, orta saha üçlüsünden taviz verilmemişti bir teknik adam doğrusu olarak. Fakat Antep önünde sahaya çıkan on bir sanki şampiyonlar liginde Fenerbahçe'nin ikinci randevusu olan Villa Park'daki Aston Villa deplasmanına adım atıyor gibiydi. Fenerbahçe yine 3'lü orta saha ile yer alıyordu sahnede. Her türlü eleştiriye rağmen orta saha ile forvet bölgesi arasında bir bağlantı oyuncusu olan İrfan Can dahi 11'de olsaydı, ilk yarım saat bu kadar pasif olarak geçilmezdi. Karşılaşma öncesinde, bir maç eksiği ile Galatasaray'dan 7, Beşiktaş'dan 6 puan geride olan sarı lacivertlilerin böylesine bir iklimde merkezi sağlam oynama isteği de bariz bir teknik adam yanlışıydı.

Üstelik Lyon maçında 8 numara pozisyonunu Talisca'nın yerine oyuna girip çok da iyi oynayan İsmail'in performansı gözler önündeyken, bu mevkide Gendouzi'nin görevlendirilmesi de başka bir teknik adam hatasıydı. Matteo da sanki Roma mücadelesinde ful 90 dakika oynamışcasına yorgun gözüktü. Bunun en büyük kanıtı da kaçırdığı mutlak gol sayısıydı.

İkinci yarının başlamasıyla birlikte tek görülen atraksiyon Aktürkoğlu'nun vuruşunun direkten dönmesiydi. Oyundaki dengeyi bozacak gol gelmeyince, İsmail hoca beklenen değişiklikleri yaptı ancak maalesef değişiklikler de işe yaramadı. Devrenin son atraksiyonu da yine direğe isabet eden bir vuruştu ki Greenwood'un güzel serbest vuruşu gol olmayı gerçekten hak etmişti.

YÖNETİMİN YAPTIĞI AKIL ALMAZ HATALAR

Fenerbahçe kötü oynadı. Kazanmayı hak etmedi. Şampiyonluk iddiasından biraz daha uzaklaştı. Geçen seneki yönetim elinde olan En-Nesyri ve John Duran'ı elinde tutamamış, yerlerine sadece genç ve tecrübesiz Sidiki Cherif'i almıştı. Santrafor bölgesini derinliksiz bırakmış ve şampiyonluğu adeta ezeli rakibine altın tepside hediye etmişti.

Bu alınan yanlış kararlar seçim öncesi şimdiki yönetim tarafından yüksek sesle ortaya konulmuş ve geçmiş yönetim beceriksizlikle suçlanmıştı. Ancak şu anki yönetim de sadece iki santrafor alarak, elindeki üçüncü santraforu satarak; Sidiki Cherif Premier Lig takımlarından Coventry City'ye satıldı; elindeki 10 numara pozisyonunda oynayan Asensio sakatken, santraforda da oynayabilen ki geçen seneki bir çok maçta santrafor oynadı ve goller attı, diğer 10 numara Andersson Talisca'yı hiç hesap kitap yapmadan elden çıkararak resmen intihar etmiştir.

Gecenin Notu: "Gülme komşuna gelir başına" misali yeni yönetim ne acı ki eski yönetimle benzer hataları yaparak, eski yönetimin yaptığı hatalardan hiç ders almadığını göstermiştir. Yeni yönetim de yine altın tepside ve kendi elleriyle şampiyonluğu rakiplerine verecek gibi gözüküyor.

Bence bu şartlarda en son suçlanacak isim İsmail Kartal'dır. Yönetimin mağdurudur. Oyun içinde çift forvete dönecek üçüncü santraforu kadrosunda yoktur. Elinde tecrübeli bir üçüncü stoperi yoktur. Asensio'nun yerine oynatacağı ekstra 10 numarası yoktur. Yoktur, yoktur, yoktur! Kanımca bu tablonun tek sorumlusu yönetimdir.

Peki futbolculara ne demeli? Roma'ya karşı özellikle ikinci yarıda çok iyi oynarlarken hatta galibiyeti kaçırırlarken, Gaziantep'de böylesine fukara bir oyun ortaya koymalarına ne demeli? Bir hoca için en tehlikeli olan durum oyuncularının maç seçmesidir. Yönetiminden yeterli desteği alamayan ve istediği kadroya bir türlü sahip olamayan İsmail hocanın işi gerçekten zor.