Gurur duymanın ötesinde?

0

ABD'de çalışmalarını ve yaşamını halen sürdüren, Mardin'in Savur ilçesi doğumlu Prof. Dr. Aziz Sancar'a 2015 Nobel Kimya Ödülü verilmesinin ardından Ülke olarak haklı bir gurur duyduk, kendisi de milli hassasiyetleri benimsemiş bir kişi olarak gerekli mesajları gerek dünya medyasına gerekse ulusal medyamıza vererek; geçmişini unutmadığının ve Ülkesinin şartlar ölçüsünde ona sunabildiği imkanların bilinci içinde, duyarlı bir duruş sergileyerek halkımızın sevgisini kısa zamanda kazanmayı başardı. Ancak, İstanbul Üniversitesi Tıp fakültesini bitiren bu bilim insanının yetişmesine katkı sağlayan tüm hocaların hakkını teslim etmekle birlikte, ona bu başarıyı getiren ortamın ve imkanların Ülkemiz dışında sağlandığını da unutmayalım.

Ülkemizde de; dünyaca saygınlık kazanmış bilim insanlarımızın, yazarlarımızın, sanatçılarımızın, sporcularımızın ve alanında kendini kanıtlamış bir çok değerli insanımızın olduğunu biliyor ve takdir ediyoruz. Ancak bunların sayısının gelişmiş ülkelere kıyasla az olduğunu görüyoruz.

Diğer yandan, spor alanında ise alt yapı ağırlıklı sağlıklı bir sistem kurma ve uygulama yerine, uluslararası sportif başarılar kazanabilmek için bazen kolay bir yol tercih edilerek T.C. Vatandaşı yapılan yabancı sporcularla başarı arayışına girdiğimizi, ayrıca başarılı olan bir çok sporcumuzun ilk temel spor eğitimlerini Ülkemiz dışında aldıklarını bilmekteyiz.

Ülkemizin ekonomi gündeminde her zaman yerini koruyan 'üniversite-sanayi işbirliği, Ar-Ge, inovasyon, marka yaratma, yoğun teknolojili ürün üretme vb.' kavramların çok sık telaffuz edilmesi; bireysel başarıların yanında kurumsal-ticari başarılara olan ihtiyacımızı da kanıtlamaktadır. Dolayısıyla, sorunun kaynağı ve çözümü hususunda ortak bir fikrimiz olmakla birlikte, bunun realize edilmesi konusunda başarılı olamadığımız görülmektedir.

Ülkemiz insanının yaratıcı zekasından, beceri gücünden ve azminden yeteri kadar yararlanamadığımızı kabul etmek zorundayız. Örneğin; yurt içinde ve yurt dışında yapılan değişik yarışmalara projeleriyle ve buluşlarıyla katılan ve başarılı olan öğrencilerimizin çalışmalarını ve eğitimlerini ne kadar izleyebiliyor ve milli bir katkıya dönüştürebiliyoruz! Diğer yandan, televizyon programlarında gördüğümüz ve Yurdumuzun her tarafında karşılaşabileceğimiz bazı vatandaşlarımızın pratik zeka kokan ve günlük hayatlarına yansıttıkları çözümlerden ne kadar yararlanabiliyor, bu vatandaşlarımızdaki pırıltıları niye küçük yaşlarında keşfedemiyor, eğitimlerini izleyemiyor ve Ülkemize hem beşeri hem de ekonomik bir katkı sağlayacak şekilde yönlendiremiyoruz!

Özellikle eğitim modellerimizin çok sık değişmesi, araştırmayı teşvike yönelik olmaması ve gerekli kurumsal yapıların oluşturulamaması gibi sorunlar, Ülkemizin bugünkü konumundan çok daha iyi bir yerde olmasını önlemiştir. Bu gözlemlerimizi ifade etmekle birlikte; Ülkemizde bu alanda bazı çalışmaların yapıldığını ve olumlu örneklerin olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, bu çabaların yetersizliğini ve sistematik olmadığını kabul etmek, sorunun teşhisini ve çözümünü kolaylaştıracaktır.

Dolayısıyla, Ülkemizin adını olumlu olarak dünyaya duyuran, insanlığın iyiliğine katkı yapan her türlü başarılar bizleri gururlandırmaktadır. Ancak bu örneklerin sayısının artması için başta eğitim sistemimizin değişmesi ve gerekli sistemin kurularak kurumsallaşması gerekmektedir. Bireysel ve kurumsal başarılarımızın sayısının artması ve buna paralel olarak ekonomimize de değer katması halinde; arzu edilen hedeflere varabiliriz. Gurur duymanın ötesinde, bu kapsamda yapmamız gerekenleri ivedilikle gerçekleştirebilmek için; bilgi ve yeni ürün üreterek bunu ekonomimize yansıtmalıyız. Yurdumuzda da yurt dışındaki gibi ortamları ve imkanları, potansiyeli olanlara sunmak ve onlardan hem gurur duyacak başarıları hem de doğal sonucu olarak ekonomik yansımalarını beklemek rasyonel bir davranış olacaktır.