Artık neye tıkladığımız, neye baktığımız, hangi gönderide kaç saniye durduğumuz, neyi kaydırıp geçtiğimiz bile kayıt altında. Beğenilerimiz, yorumlarımız, sessizce izlediklerimiz… Hepsi bir veri. Bu veriler, çoğu zaman bizim bile farkında olmadığımız yönelimlerimizi ortaya çıkarıyor. Ve karşımıza, “tam da düşündüğüm şey” dedirten içerikler çıkıyor. Peki bu rastlantı mı, yoksa algoritmalar zihnimizi gerçekten okuyor mu?
Cevap basit evet, ama bizim sandığımız anlamda değil. Onlar zihin okumuyor; onlar davranış okuyor. Dijital ayak izlerimizi analiz ediyor, her hareketimizi ölçüp biçiyor, olasılıkları hesaplıyorlar. Ne izleyeceğimizi, neye güleceğimizi, hatta neye öfkeleneceğimizi tahmin ediyorlar. Çünkü bizim dijital versiyonumuz, bizden daha tahmin edilebilir hale geldi. Eskiden “ben ne izlersem onu önerir” derdik. Şimdi ise “o ne önerirse ben onu izliyorum” noktasındayız. İçerikler, ilgi alanlarımıza göre değil; ilgimizi çekecek şekilde hazırlanıyor. Fark edilmeden manipüle ediliyor, yönlendiriliyoruz. Bu da bizi pasif izleyici olmaktan çıkarıp, algoritmaların yönettiği bir deneyim dünyasına sokuyor.
Asıl tehlike ise şu ki sürekli bize benzeyen içeriklerle karşılaşmak, bizi aynı düşünce kalıplarında hapseder. Algoritmalar, sadece neyi sevdiğimizi değil, neye tepki verdiğimizi de öğreniyor. Bu yüzden öfke, korku, gerilim içeren içerikler daha çok karşımıza çıkıyor. Çünkü beyin, olumsuz duygulara daha çabuk tepki veriyor. Algoritmalar da bu tepkileri seviyor. Zihnimiz, bir ekran karşısında şekilleniyor artık. Beğenilerimizi yönlendiren, merakımızı yöneten, hatta duygularımızı provoke eden bir sistem var karşımızda. Ve biz, bu sistemin içinde gezinirken, kendi düşünce özgürlüğümüzün farkına bile varamayabiliyoruz. O halde yapılacak şey belki de ilk adım, pasif tüketici olmaktan çıkmak. İçeriklerin neden karşımıza çıktığını sorgulamak. Sosyal medyada bilinçli zaman geçirmek. Ve en önemlisi, algoritmaların değil, vicdanımızın ve aklımızın rehberliğinde düşünmek. Çünkü zihin okunabilir belki. Ama hâlâ, düşünebilen bir insanın özgür iradesi algoritmaların ötesindedir.