GLOSSOLALALA Sergisi

Arter'in 2024 sergi programında yer alan GLOSSOLALALA başlıklı sergi, Johanna Gustafsson Fürst ile Dilek Winchester'ın bireysel üretimlerini Selen Ansen'in küratörlüğünde bir araya getirdi.

Serginin başlığını oluşturan kurmaca GLOSSOLALALA sözcüğü, bilinmeyen, uydurmaca dillerde konuşma yetisi etrafında tanımlanan 'glossolali' terimini hareket noktası olarak alıyor. Kendisi de türetilmiş bir sözcük olan 'glossolali', Yunancada 'dil, lisan' anlamına gelen γλῶσσα (glōssa) ve 'konuşmak, ses çıkarmak, gevezelik etmek' anlamına gelen λαλέω (laleō) kelimelerinin bir araya getirilmesiyle 19. yüzyılda bir terim olarak kullanıma girmiştir. Herhangi bir anlam taşımayan, bununla birlikte dilin sessel karakterini vurgulayan GLOSSOLALALA başlığı, 'glossolali' sözcüğünü değişime uğratarak serginin ses, tını ve ritim boyutlarının altını çiziyor. GLOSSOLALALA sergisi, genellikle ritmik veya şiirsel nitelikte olan bu özellikli dil kullanımını biçimsel ve varoluşsal bir düzleme taşırken, bir yandan da dil aracılığıyla bizi hem bölen hem de birleştiren farklılıklar üzerine eğiliyor.

GLOSSOLALALA, Johanna Gustafsson Fürst'ün Dünyanın Daha Yumuşak Bir Yüzeyine Ulaşmak İçin Tırnaklarımı Kemiriyorum ortak başlığı altında ürettiği iki heykel serisi ile Dilek Winchester'ın Okunmayanlar Üzerine Koreografiler adlı video serisini ve Solukdaş ve SSSSSAAA… adlı metin temelli iki yerleştirmesini aynı mekanda birlikte sunuyor. Dil içerisinde dil ötesini üretme ve dilsel olanı mekansallaştırma fikirlerinden yola çıkan sergi, söz ve sözcükleri egemen dil ve dilsel şiddetin yanı sıra, gürültü, homojenlik, yabancılaşma ve aidiyet gibi temaların ışığında ele alıyor. Sergide, kekeleyen cümleler, ham seslere dönüşen yazılar, ziyaretçiler tarafından yeniden bir araya getirilmek üzere mekana düşen kelimeler, Divan Edebiyatı'ndan seçili parçaları ritme ve bedensel hareketlere tercüme eden koreografiler, sanat ve zanaat arasında bağ kurarak heykelsi nesnelerin üretimine aracılık eden mektuplar, çok dilli bir topluluğu cisimleştiren heykeller, dilin iletişim işlevini altüst ederek 'biz' olmanın çeşitli yollarını irdeliyor.

GLOSSOLALALA sergisinde yer alan eserler, dilin sistemi dahil olmak üzere, hiçbir sistemin mükemmel olmadığına ve her sistemin çökebildiğine ya da hata verebildiğine vurgu yaparken, hareket, söz ve sözcükleri hegemonya karşıtı bir birliktelik alanı inşa etmenin araçları olarak yeniden konumlandırarak kendimizi dil içinde özgürleştirmenin imkanlarını sorguluyor.