Gelişmesi Engellenen Kadın

0

Günümüzde kadınlarımızın daha fazla söyleyecek sözleri var. / Papa I. Francis

Çağdaş dünya ülkeleri kadın erkek eşitliğini benimsemişken ülkemiz kadınlarının özgürlüğünü darağacına çekme çalışmaları ibretle izlenmektedir. Din eksenli iktidarın dişlileri arasına sıkışan çokça kurum ve kuruluş görülmektedir. Öncelik kadınların ikinci sınıf vatandaş olmaları yönündeki çalışmalarının hızlandırılması, ikinci etkin yöntemleri eğitim sistemini dinselliğe yönlendirme girişimleridir. Karma eğitimi ortadan kaldırmak, Arapçayı ve Arap harflerini yeniden işlerliğe sürmek gibi Cumhuriyetin çok önemli bir kazanımına karşı durulmasıdır.

Günümüz siyasi erki, kadının adına bile tepki gösteriyorlar. 2014 istatistikî verilere göre nüfusun 38 milyonu kadın. Şiddet gören, yoksullaştırılan, eğitimde, çalışma hayatında gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında en alt sıralarda yer alan kadınlarımız olduğu görülmektedir. Siyasi erk rüzgara kapılan karanlık düşüncelerini bir bir uygulamaya koymaktadırlar. Sözün özü: onlar karanlığın peşinde koşarak, ellerindeki fırçalarla her yeri karanlığa boyuyorlar. Ülke, sessizce yaklaşan felaketin ayak seslerini duyuyor. Siyasiler aklın dilini kullanıp bu felaketlerden vazgeçseler, çağdaş düşünce havuzunda yol alsalar ne olur ki?

Kadına yönelik uygulamalar, düşünce ve tasarılar onları modern kölelik kuramına itmektedir. Atatürk'ün, 'Türkiye imtiyazsız ve sınıfsız bir millettir.,, özdeyişinin aksine toplumda 'sınıf mücadelesi,, kuramı yaratılmak istenmektedir. Kadına yönelik baskılar, şiddet, öteleme, aşağılama gibi kirli düşünceler, insanın çıldırması diye düşünüyorum.

Kadınların bireysel ve toplumsal güçlenmesi engellenmektedir. Ekonomik, kültürel, eğitimsel, sanatsal verilerde tümel köleleştirme yöntemi uygulanmaktadır. Kadına yönelik fiziki, ekonomik, sosyal ve duygusal güç, dinsel örtü olarak kullanılıyor. Korku, baskı, şiddet kadınların yoldaşı; kan, ter ve gözyaşı arkadaşı oldu asırlardır. Uygarlaşma ve özgürleşme yaşamın dinsel baskılarla çürütülmesinin dışa vurumudur.

Kadını, süs bitkisi, cinsel meta, alımlı, güzel bir varlık olarak görme tutkusu bencilliktir. Uğruna ölünen, ödünler verilen, sevilen, kıskanılan kadının yenileşme, gelişme, başarma ve üretmesine engel olunmamalıdır. 21. yy'ın bilimsel yükselişte kadınların da emeğinin, başarısının olduğu unutulmamalıdır. Erkeklerin üstünlük kurma, siyasi ve sosyal otorite kurmaları yöntemiyle sindirme politikaları bugün daha çok sürdürülmektedir. Oysaki kadın-erkek işbirliği, güç birliği ve akıl birliği ülkenin aydınlığa çıkmasına yol açacaktır. Bu nedenledir ki akılcı, bilimsel ve çağdaş düşünce esastır. Düşünürün: 'Eğitim gerçeklerin öğretilmesi değil, düşünce için aklın eğitilmesidir.' özdeyişinin yerindeliğine ne denilebilir ki!..