Bir devletin sömürülerek, işgallerle, orantısız güç uygulanarak açık hava hapishanesine çevrilmesi olayıdır Filistin sorunu. 100 yıldır süren, bitmeyen, bitme aşamasına geldiğinde egemen devletlerin harlamasıyla yeniden ateşlenen bir kavga ortamıdır. Sorunun temeli 1799'dan başlamaktadır. Günümüzde ise son yaşanan olaylarla adeta bir ulusun ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.
İlk olarak Fransız General Napolyon tarafından 1799'da o zamanlar Osmanlı yönetiminde bulunan Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulması fikri ortaya atılmıştır.
Aradan geçen yaklaşık 100 yıllık bir sessizlikten sonra 1879 yılında Avrupa'daki Yahudi düşmanlığı nedeniyle özellikle Doğu Avrupa'dan binlerce Yahudi'nin Filistin topraklarına göçü başlamıştı. Özellikle 1904-1914 yılları arasında o zamanlar hala Osmanlı Devleti'nin yönetiminde bulunan Filistin topraklarına 40 bin civarında Yahudi göçmen gelmiştir. Ancak 1. Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin bu bölgeyi işgal etmesi tüm dengelerin değişmeye başladığı tarihtir. Fransız ve İngilizlerin Osmanlı yönetimindeki Araplara bağımsızlık sözü vermesiyle Arap halkının Osmanlıya olan bağlılığı, Osmanlı askerini sırtından vurmaya dönmüştür ne yazık ki.
1922 tarihinde İngilizler tarafından yapılan nüfus sayımında Yahudi halkın Arap halk arasındaki oranı %11'e yükselmiştir. Bu tarihten sonra ise iki halk arasında kanlı çatışmalar başlamıştır. İlk kez 1937'de bölge topraklarının her iki halk arasında bölünmesi fikri gündeme getirilmiştir. O dönemde İngiliz mandası altında bulunan Filistin'e ait toprakların 3'te 1'inin kurulacak Yahudi Devleti'ne bırakılması fikri sunulmuştur. Yahudilerin bu bölgeye göç ettirilmesi o dönemde Arap toplumu arasında isyana yol açsa da bunların hepsi İngilizler tarafından bastırılmıştır. 1947 yılında Araplar ve Yahudiler arasındaki sorunu ateşleyen ve körükleyen İngiltere bu sorunu Birleşmiş Milletler'e devir etti. Bu dönemde Avrupa'daki Nazi zulümünden kaçan yüzbinlerce Yahudi bu topraklara sığındı. Yahudilerin nüfusu Arap nüfusunun yarısına ulaşmış ancak yüzölçümü olarak çok küçük bir toprak parçasına sıkışıp kalmışlardı. Bu dönemde Birleşmiş Milletler yeniden toprakların iki ulus arasında paylaştırılması teklifini öne sürse de bu teklif Arap halkı tarafından kabul görmedi. İngiliz Mandası 1948'de sona erdiğinde Yahudilere ait milisler Arap köylerinde baskınlara başladılar. Filistin halkının felaket olarak andığı 15 Mayıs 1948 tarihinde başkenti Tel Aviv olan İsrail Devleti 2 bin yıldır kurulması hayal edilen Yahudi Devleti kurulmuş oldu. Arap Devletleri arasında birliğin sağlanamaması, Filistin'in toprak bütünlüğünün korunmasına önderlik edecek bir Arap Devleti'nin ortaya çıkmaması gibi nedenlerle 1964 yılına kadar Filistin halkı olan biten her şeye seyirci kaldı.
İsrail ve Filistin halkı arasındaki ilk savaş 1967 yılında çıktı. İsrail '6 Gün Savaşları' adı verilen bu savaşta Mısır'dan Gazze ve Sina Yarımadası'nı, Suriye'den ise Golan Tepelerini aldı. Ürdün güçlerini Doğu Kudüs ve Batı Şeria'dan çıkardı. Birleşmiş Milletler'in aldığı kararla savaşarak alınan topraklardan İsrail'in çıkması istendi. Diplomatik olarak kaybettikleri toprakları geri alamayan Mısır ve Suriye 1973 yılında İsrail'e savaş açtı. Bu savaşta İsrail Mısır ve Suriye'nin iç bölgelerine kadar ilerledi. Araya giren arabulucu devletlerin vasıtasıyla İsrail 1973 yılındaki bu savaşta kazandığı toprakları geri vermeyi kabul etti.