FENER ALAYI

Fenerbahçe tam konsantreyle oynuyordu. Lyon'un Fofana ile yerden sert şutu Ederson'un ellerinde eridi. Sarı lacivertliler sağ kanadı güzel kullanıyordu. Oğuz ile Archie iyi anlaştılar.

Oğuz'un adrese teslim ortası, Vedat'ın kafa vuruşu ve bitiriciliğiyle Greif'den dönen topu tamamlaması Fenerbahçe taraftarının özlediği bir görüntüydü. Hasret kalmışlardı böyle güzel pivot santrafor gollerine. Bu arada Oğuz Aydın'ın kavisli korner vuruşunun direkten dönmesi gözlerimizin pasını silmiş, yüreklerimize heyecan yüklemişti.

Bir parantez de Ederson'a açalım. Sayın başkan Aziz Yıldırım'ın Konyaspor maçı öncesinde Brezilyalı kaleci ile özel konuşması fazlasıyla işe yaramıştı. Konya karşılaşmasında önemli kurtarışlar yapan Ederson, kurtarışlarına bıraktığı yerden devam ediyordu Fransa'da. Morton'un düzgün vuruşunu tek eliyle aynı güzellikte kurtardı ve Lyon'un farkı azaltmasını engelledi.

FENERBAHÇE İTALYANLARI DA YENDİ!

İkinci yarıda Şampiyonlar Ligi bileti için yapılacak iş belliydi; Ya ilk 15'de fark üçe çıkacaktı ya da son 15'e iki farklı skor korunarak gidilecekti.

Fenerbahçe kaçırdığı bir kaç pozisyondan sonra maalesef golü kalesinde gördü. Dakikalar 61'i gösteriyordu. Hocaları Fonseca, Athekame ve Boudache hamleleriyle oyunu dengeye getirmek istiyordu. İsmail hoca bu dakikaları suskun geçti. Oysa ki Talisca neredeyse maçın tamamında sahada yoktu. Kante'nin müthiş eforu ve yüksek pas yüzdesi ile adeta iki kişilik oynaması Talisca'dan doğan açığı kapattı. Talisca’ya rağmen sarı lacivertliler hala 11 futbolcuyla oynuyordu!

Yüksek ile beraber üçlü orta sahaya dönünce İsmail Kartal, akıllara; "Takım geriye çok yaslanır mı?" endişesi geldi. Ancak İsmail hoca, İsmail Yüksek'i öne atıp 10 numarada oynatınca, bu endişe yersiz kaldı. İsmail yaptığı bir kaç fantezi hareketin dışında pas yüzdesi ve top çalma oranlarında oldukça başarılıydı. Son düdük geldiğinde 18 yıllık hasret de sona erdi.

GECENİN NOTU: Sarı lacivertliler sadece bir Fransız ekibini değil, bir İtalyan ekibi de yenmiş oluyordu karşılaşma bittiğinde. Maçın hakemi Maurizio Mariani ve VAR hakemi Marco Di Belli başta olmak üzere; yardımcıları, dördüncü hakemi ve AVAR'larıyla tam bir fiyasko yönetim gösteren İtalyan hakemler maçın her anında yüksek yüzdeyle kararlarını hep Lyon lehine verdiler. Lyon'un sayılmayan ikinci golünde ki pozisyon hem ofsayt hem de fauldü. Kararı vermekte çok geciktiler.

Oyun 0-2 iken Fenerbahçe'nin bir penaltısı da verilmedi üstelik. O kadar art niyetliydiler ki Fenerbahçe lehine çalan düdükler hep 4-5 saniye geç çalındı. Fenerbahçe hakemi değil hakemleri de yenerek bileğinin hakkıyla Şampiyonlar Ligine yükselmeyi başardı. Yolları açık olsun.

GECENİN DETAYI: 18 Eylül 1985 yılında Fenerbahçe; Selçuk Yula, Şenol Çorlu ve Hüseyin Çakıroğlu'nun golleriyle devirmişti Battiston, Tigana, Malbeaux, Giresse gibi o dönemin ünlü oyuncularına sahip Bordeaux'u. Unutulmaz bir zaferdi. Lyon karşısında alınan bu büyük başarı da tıpkı Bordeaux gibi Fenerbahçe tarihine altın harflerle yazıldı.