Ergenlik dönemi ve beraberindeki sorunlar sanırım zaman içinde değişti. Geriye dönüp baktığımda şu anki neslin yaşadığı bunalımlar, buhranlar, aşırılıklar ve aykırılıklar hatta isyanlar bizim neslin ergenlik döneminde söz konusu değildi. Yedikleri – içtiklerinden kaynaklı mı yoksa her şeyin altından çıkan sosyal medya ergenlik davranışlarını mı da değiştirdi bilemiyorum. Ancak yaşanan her şey bizim zamanımızdan çok farklı.
Öncelikle çevremdeki gözlemlerime dayanarak çocukların artık daha talepkâr ve ısrarcı olduklarını söyleyebilirim. Teknolojiyle iç içe olmaları ve her türlü değişime hızlıca adapte olmaları anne – babaların onlara yetişmesini gerektiriyor. Anne -babalar hem günün koşullarına yetişmeye çalışırken hem de çocuklarını denetleyip – kontrol etmek – korumak – kollamak çabasındalar. Bazı çocuklar anne -babalarıyla sohbet etmek, onlara günlük olayları anlatmak konusunda ketum kalabiliyor. Onların kendilerini anlamayacağı düşüncesi ya da onları yetersiz görme eğilimi bunun nedenleri arasında yer alıyor. Bazı çocuklar anne- babalarının deneyimlerini önemsemiyor, dikkate almıyor. Ne yazık ki kendi arkadaş çevreleri onlar için onaylanma ve kabul mekanizması görevi gördüğünden arkadaşlarının yarım- yamalak verdiği, doğrusu yanlışa karışmış akıllar onlara daha değerli geliyor. Yine bazı çocuklar isyankarlık aşamasında kötü sözlere ve şiddete başvurma eğilimi sergiliyor. İstediklerini yaptırmak onlar için ilk aşamada yer aldığından, hedeflerine güdümlü füzeler gibi önlerine çıkanı önemsemeden hareket edebiliyorlar.
Ergenlik denilen olay fiziksel değişimden çok ruhsal açıdan çocukları etkiliyor. En masum anlarına tanık olduğumuz çocuklar bu dönemde anne – babaya karşı pervasızlaşabiliyor, tabiri caizse onları takmıyorlar. Her şeyin doğrusunu ben biliyorum bakış açısı ya da ben bireyim, benim fikirlerim var artık kavramı bu dönemde en üst seviyede oluyor. Çocuklar bizi zorluyor, onlar bizi zorladıkça anne- baba olarak yaşadığımız kaygı neticesinde biz de onlara yaptırımlar ve cezalar uyguluyoruz. Bazı durumlarda çocuk ve anne -baba ortak noktada çok güzel buluşabiliyor. Herkes sınırını çiziyor, çerçevesinin dışına çıkmıyor. Tamamen sulh sağlanan anlar bunlar. Ancak ergenlik döneminde her şey pamuk ipliğine bağlı. Bir anlık hayırlar, göz devirmeler, kapı çarpmalarla bu sulh savaşa dönüşebilir. İşte bu anlarda anne – babalar biz böyle değildik duygusunu derinden hissediyor. Bizim zamanımız da yapmazdık böyle şeyler düşüncesi aklımıza geliyor. Acaba yapmaz mıydık yoksa unutulanlar mı var?
En güzeli bu dönemin de geçici olduğunu bilmek. Yetişkinliğe geçmek için atılan sancılı adımlar dizisi. Bitecek ve bir süre sonra ortalık süt liman olacak. Ancak bu geçiş aşaması ne kadar az hasarla atlatılırsa yetişkinlik döneminde o derece ruhen sağlıklı ve iyi bir insan ortaya çıkacak.
Elbette zaman zor, sanırım anne- babalarımızın ve bizlerin de yaşadığından daha zor bir zaman. Çağın gerisinde kalmadan ebeveynlik görevlerini yerine getirebilmek önemli. Çağın gerisinde kalmamak adına sosyal medya cehenneminden kendimizi uzak tutarak çocuklarla olmak daha önemli. Çocukların en nihayetinde bizlerin yansıması olduğunu unutmamalıyız. Bu sancılı süreçte, her zorluk anında verdiğimiz tepki bize geri yansıyacak. Bu kısır döngüden çıkmak ve ergenlik dönemini hasarsız atlatmak içinse bolca sabır ve iletişimi sağlamak çok önemli.